Puan vermedi·120 syf.··
2026 32. kitabı
Merhaba Sevgili Kitapsever Dostlarım, bugün sizlere Sait Faik'in kaleminden Alemdağ'da Var Bir Yılan kitabını anlatacağım. 17 öyküden oluşan bu kitap Sait Faik'in hayattayken yayımlanan son öykü kitabıdır. Kitap tek bir olay örgüsüne değil, birbirini tamamlayan öyküler aracılığıyla insanın iç dünyasına, yalnızlığına ve sevme arzusuna odaklanır. Özellikle yazarın hastalık döneminde kaleme aldığı bu öykülerde gerçek ile düş, bilinç ile bilinçaltı sık sık iç içe geçer. Kitabın özeti: Kitap, kalabalık bir şehirde yaşayan ama kendini derin bir yalnızlığın içinde bulan insanların hikâyelerini anlatır. İstanbul'un sokakları, kahveleri, kıyıları ve unutulmuş köşeleri arasında dolaşırken sevginin, dostluğun ve insan olmanın anlamı sorgulanır. Karakterler çoğu zaman hayata yabancılaşmış, kendilerine sığınacak bir yer arayan insanlardır. ️ Kitaba adını veren "Alemdağ'da Var Bir Yılan" öyküsünde ise şehir tarafından yutulmuş insanların yalnızlığı ve çaresizliği ön plana çıkar. Sait Faik, sevmenin her şeyin başlangıcı olduğunu söylerken aynı zamanda insanların birbirinden uzaklaşmasını ve sevgisizliğin yarattığı boşluğu da gösterir. Kitap hakkındaki düşüncelerim:Öykülerde sık sık karşımıza çıkan Panço karakteri, bazen bir dost, bazen bir hayal, bazen de yazarın kendisinden bir parça gibi görünüyor. Bu nedenle kitapta gerçeklik ile düşsellik arasındaki sınırlar belirsizleşmiştir. Düşsel anlatımın yoğunlaşması beni biraz sıktı ben daha çok gerçekçi kurguları seviyormuşum onu anladım. Genel anlamda insanın iç dünyasını betimleyen düşündürücü öyküler yer alıyor. The Kitap Yayınları
Alemdağ'da Var Bir YılanSait Faik Abasıyanık · The Kitap Yayınları · 202513,4bin okunma
10/10
·184 syf.··
2026 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 09:15
Bir mısrasına kitap yazılır mı? Ahmet Arif söz konusuysa yazılır. Hatta bazen bir tek dizesi, birçok romandan daha fazla şey anlatır insana. Son günlerde Cem Karaca’nın sesinden “Ay Karanlık”ı defalarca dinledim. Hiç sıkılmadan, her seferinde başka bir yerinden etkilenerek. Sonra fark ettim ki aslında beni kendine çeken şarkı değilmiş; şarkının ardındaki şiirmiş. Meğer uzun zamandır Ahmet Arif’in dünyasına doğru yürüyormuşum. Ahmet Arif’i okurken insan zaman duygusunu kaybediyor. Bir yandan binlerce yıllık bir ağıdın içinden konuşuyor gibi geliyor, bir yandan da bugün yanımızda oturup bizimle aynı dertleri paylaşabilecek kadar yakın. Şiirlerinde hem büyük bir sevda hem de büyük bir öfke var. Özellikle kendisini “az gelişmiş değil, sömürülmek için kasıtlı olarak geride bırakılmış bir ülkenin çocuğu” olarak tanımladığı röportajını okuduktan sonra bu öfkenin kaynağını daha iyi anladım. Onun şiirlerinde yalnızca bireysel acılar değil, bir coğrafyanın yaraları da yankılanıyor. Beni en çok etkileyen yönlerinden biri ise kullandığı dil oldu. Ahmet Arif, unutulmaya yüz tutmuş sözcükleri şiirlerinin içine öyle ustalıkla yerleştiriyor ki yabancı gelen bir sözcük, anlamı öğrenildiğinde dizenin bütün yükünü omuzlarında taşıyor. Şairin de söylediği gibi, aynı şeyi daha sade anlatmak mümkün olabilir; fakat o zaman şiir, şiir olmaktan çıkar. Derinliğini, yoğunluğunu ve çarpıcılığını kaybeder. Örneğin “Bir ben bileceğim oysa / ne âfât sevdim” derken kullandığı “âfât” sözcüğü yalnızca bir güzellik anlatmaz. İçinde felaketi, çaresizliği, karşı konulamaz bir çekimi de taşır. gibi. “Seni özledim” demiyor. “Özlemden zincirler eskittim” diyor. Hasreti somutlaştırıyor, demire dönüştürüyor, sonra onu bile aşındırıyor.İşte Ahmet Arif’in şiiri tam da burada güç kazanır; bir kelimeyle sayfalarca
Şiir
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748bin okunma
Reklam
10/10
··
Beğendi
·
33 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 20:56
Kesinlikle okuduğum en güzel Türkçe romanlardan biri. Kitap pek çok açıdan muazzam. Öncelikle çok başarılı bir hikaye anlatıcılığı var. İhsan Oktay Anar, pek çok olay ve karakterden birbirinden bağımsız bir şekilde bahsediyor ancak her bir yan hikaye ve her bir yan karakter doğru zaman doğru yer geldiği zaman anlam kazanıyor. Olay örgüsü her zaman çok iyi bir şekilde birbirine bağlanıyor Kitabın masalsı havası da aşırı etkileyici. Zaten kitabın içinde pek çok ufak hikaye, destan vb anlatılar mevcut. Bunlar tematik olarak o kadar uyumlu ki okuması aşırı keyif verdi. Kitaptaki temalar da çok hoşuma gitti. Rüya teması kitabın belkemiğini oluşturuyor. Neredeyse her karakterin rüyayla ilgili enteresan bir deneyimi var. Kimi uyumadığı için rüya görmez, kimi 7 sene boyunca uyur kimi ise gördüğü rüyalarla düşlerle evrendeki tüm olaylara sebep olur. Bir başka temamız da harita teması. Kitaba da adını veren Uzun İhsan Efendi'nin atlası. Kubelik'in insan bedeninin haritasını çıkarması. Kitapta benim en çok hoşuma giden kısımlar, gerçekliğin doğasının sorguladığı kısımlardı. Düşten de bu kadar çok bahsedilmesinin sebebi bu fikri vermek. Uykunun bir uyanış ve düşlerin de gerçeğin kendisi olması fikri kitap boyunca sık sık tekrar ediliyor. Puslu Kıtalar Atlasında beni büyüleyen şeylerden biri de çok zengin bir evrene sahip olması. İrili ufaklı pek çok masal pek çok olay yaşanıyor. Yeşil uyku şurubu, Bünyamin'in bulduğu uğursuz para, pi'nin 666 basamağıyla aktifleşen şifreleme ekipmanı, geleceği gösteren ayna, cıvalı zarlar gibi eşyalar var. Teşkilat-ı İstihbarat-ı Hümayun ve dilenciler loncası gibi mistik mekanlar var. Efrasiyab, Alibaz, Zülfiyar, Kubelik, Vardapet, Alemsattı, Hınzıryedi, Gazanfer, Ebrehe vee tabii ki de Uzun İhsan Efendi gibi enteresan karakterler var. Tüm
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 87. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 23:19
Serendipçe (bu kelimeyi seviyorum) bulduğum bir kitap daha. Bulduğum diyorum çünkü ne yazar ne kitap hakkında hiçbir fikrimin olmadığı rastlantılar benim için bir buluş niteliğinde. Bu bir avazlık kitap, bir yolculuk hikâyesi…. Hem gerçek hem metaforik olarak. Neredeyse tamamının erkek olduğu bir gruptaki baş karakter kadının bu yolculukta uğradığı cinsel saldırıdan sonra yaşadığı içsel yolculuğu okuyoruz. Bu noktada yazacağım her kelime kitabın güzergâhını açık eden spoiler olur ki okuyucunun hakkına girmek istemem. Lâkin şunları söyleyebilirim. Karşılaşmalar, önyargılar, kibir, anlayışsızlıklar, paylaşılanlar, an’lar, anılar, benlik, hakikat çerçevesinde anlatısı cılız, üslubu şiirsel bir buluş ve kayboluş hikâyesi. Tahammülfersa sıcaklığa karışan envai türlü baharat, tütsü ve yasemin kokusuyla buhurdanlıklar, cembiyeler, rengahenk kumaşlara sarılmış masalsı bir doku… Düşün içinde bir düş… Anafikri : “İşittiğimiz her şey bir görüştür, gerçek değil. Gördüğümüz her şey bir perspektiftir, hakikat değil.” / Marcus Aurelius Ana fikrin baba fikri : Hiç kimse tesadüfen hayatımıza girmez. Kimi ders olmak için gelir, öğretir ve sessizce gider. Kimi ayna olur en derin yaraları, görülmeyen güzellikleri gösterir. Kimi ezâ kimi şifâdır. Kimi tebessüm olur kimi gözyaşı Kimi de kırar ki kırıldığın yerden çiçek de açabil diye Adenli Adam Clara Janés
Adenli AdamClara Janés · Everest Yayınları · 202324 okunma
İnceleme
6/10
·311 syf.··
2026 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 20:34
Sylvie Germain, gerçekle düş arasında gidip gelen anlatımıyla insanın iç dünyasına, yalnızlığına ve geçmişin izlerine dokunan oldukça farklı bir eser ortaya koymuş. Kitabı okurken zaman zaman bir masalın içinde, zaman zaman da karakterlerin acıları ve hesaplaşmaları arasında dolaşıyormuş gibi hissettim. Yazarın dili oldukça şiirsel ve betimlemeleri güçlü. Özellikle gece, sessizlik ve insan ruhunun karanlık tarafları üzerine yaptığı tasvirler kitabın atmosferini derinleştiriyor. Bu yönüyle yavaş ilerleyen ama okurunu düşünmeye sevk eden bir anlatı sunuyor. Ancak kitapla ilgili beni rahatsız eden bazı noktalar da oldu. Hikâyenin içerisinde yer yer karşıma çıkan uygunsuz sayılabilecek bazı sahneler ve göndermeler, eserin genel atmosferiyle bütünleşse de benim okuma zevkime çok hitap etmedi. Bu bölümlerin daha geri planda tutulmasını tercih ederdim. Kitabın edebi değerini düşürdüğünü düşünmüyorum fakat kişisel olarak okuma sürecimde beni zaman zaman metinden uzaklaştırdı. Bunun dışında yazarın insan ruhunun kırılganlığını, yalnızlığını ve geçmişle kurduğu bağı işleyişini oldukça etkileyici buldum. Hızlı tüketilecek bir hikâyeden çok, üzerine düşünülerek okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Eğer sembolik anlatımları, şiirsel dili ve psikolojik derinliği olan kitapları seviyorsanız Amber Gece size farklı bir okuma deneyimi sunabilir.
Duygu ve Düşünce
Amber GeceSylvie Germain · Can Yayınları · 19937 okunma
9/10
·238 syf.··
2026 13. kitabı
Bünyamin’in kendisini ve geçmişini anlamaya çalışırken çıktığı yolculuğu takip ediyor. Ancak bu yolculuk boyunca rüyalar, hayaller, korsanlar, gizemli kişiler ve beklenmedik olaylar birbirine karışıyor. Bu yüzden kitapta neyin gerçek neyin düş olduğunu ayırt etmek her zaman kolay değil.
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma
Reklam
Reklam