Tek bir kıvılcım yeter koca ormanı yakmaya, tek bir düşünce yeter kölesi olduğun sistemi yenmeye.
Sayfa 102·Kitabı okudu
"O zaman öfkelendim ve sessizlik lanetiyle lanetledim nehri, hem nehri, hem nilüferleri, hem rüzgârı, hem ormanı, hem gökyüzünü, hem gökgürültüsünü, hem de nilüferlerin iç çekişlerini. Böylece lanetimle lanetlendi ve dilsizleşti hepsi"
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir yemişin, hamlığından kurtulması sürecini insancaya çevirirken, geçmesi gerekebilecek süreyi çok uzatıyorum; bu da, ağır kanlı birağaç olduğuma verilsin. Elimden ancak bu kadarı geliyor. "Masalın da Yırtılıverdiği Yer", Göçmüş Kediler Bahçesi Bilge Karasu'nun metinlerinin belirgin bir özelliği var: Birçok edebiyat metninde bir arka plan, bir dekor olan, öyle olmadığında bile bir metafor olmaktan öteye geçemeyen hayvanlar onun metinlerinde çoğu zaman anlatının merkezindedirler. Aslında bu yalnızca hayvanlar için değil, deniz için, ağaçlar, bitkiler, taşlar için de geçerlidir. Hepsi, Karasu'nun "dirim" dediği sahnedeki payları açısından metinde yerlerini almış gibidir. Çünkü bu metinlerin konusu biraz da bu sahnenin kendisidir: İnsanlar "dirimle kurdukları en eski ilişkileri" açısından, hep bu unutulmuş sahne içinde var olurlar. Ben bu yazıda Karasu'nun metinlerine oradaki hayvan imgesinden yola çıkarak bakmak istiyorum. Gerçekten de Karasu'nun birçok anlatısının merkezindedir hayvan. Narla İncire Gazel bir "İnsanlar Kitabı"nın yanı sıra bir "Hayvanlar Kitapçığı" da içerir. Göçmüş Kediler Bahçesi'nin birçok masalının ("Avından El Alan"ın, "Bir Ortaçağ Abdalı"nın, "Korkusuz Kirpiye Övgü"nün, "Yengece Övgü"nün) kahramanı bir hayvandır. "Sarıkum'a Giriş"in kör yılanından "Avından El Alanı"ın orfinozuna, karacasına, tekboynuzuna, "Yengece Övgü"nün Kekovalı yengecinden Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı'nın tilkiciğine, "Kısmet Büfesi"ndeki akbabadan Narla İncire Gazel'in sakanguruna, Altı Ay Bir Güz'ün Kedibey'ine, Karasu'nun anlatılarında ısrarla karşımıza çıkacaktır bu imge. İlk bakışta bir değişimden söz edilebilir. Göçmüş Kediler Bahçesi'nden sonra Karasu'nun anlatılarında masalsı yaratıklar, yırtıcı hayvanlar yerini daha tanıdık, daha evcil hayvanlara bırakmış gibidir.
Edebiyat
Doğrusunu isterseniz, Bedrettin Cömert'i, ozandı, eleştirmendi, sanat tarihi ve estetik öğretmeniydi, dilciydi, felsefeciydi, çevirmendi, polemikçiydi, babaydı, dosttu, insandı.. diye parçalara ayırmak istemiyorum.! Onu böyle, parça parça anlatmak yanlış olur; çünkü o; bunların hepsiydi, bütün bunların oluşturduğu bir bütündü o. Şu yandan bakılınca eleştirmen olarak görünürdü; bu yandan bakılınca ozan, o yandan bakılınca sanat tarihçisi, ne bileyim, dilci, estetikçi, felsefeci vb.. Oysa çok yönlü bir bütünlüğü kavrayabilmenin yolu bu değildir. Örneğin, ufuktaki gemi, göz'e göre, herkesin bildiği bir gemi biçim'idir; ama beyin'e göre, yani ussal yönden, herkesin bildiği bir gemi biçimi olmaktan öte bir şeydir: içinde binlerce insanın, binlerce karmaşık varlığın devinip durduğu, düşler kurduğu, yeni yeni olaylara ve durumlara gebe, karmaşık bir dünyadır ufuktaki gemi. Göz'ün gördüğünün arkasını, içini görmek, insana özgü bir niteliktir. Örneğin, ormanı uzaktan bakarak tanıtmak kolaydır da, içinden bakarak tanıtmak güçtür. Görünüm, kendi konumumuza göre değişen bir şeydir.'' * Hasan Hüseyin, Ankara, Mart 1979 - Şubat 1981
Sayfa 23·Kitabı okudu
Geber sevgilim! Gebermelisin; Ruhunda bir kuğu gibi süzülen kötürüm düşler Akarken nefesinden yüzüme doğru Tenime değdirdiğin kaç molekülün varsa O kadar atomlarına bölün, O kadar siktir git! Cehenneme git aşkım! Gitmelisin; En derininden yanarken bir hatıra ormanı gibi Kaynayan katranların çıkardığı baloncuklara Birkaç yalan daha sıkıştırıp gönderirsin belki Ah! Bir tanem, özür dilerim Benim alçak! gönüllü sevgilim.
Nefret Sonesi
Geber sevgilim! Gebermelisin; Ruhunda bir kuğu gibi süzülen kötürüm düşler Akarken nefesinden yüzüme doğru Tenime değdirdiğin kaç molekülün varsa O kadar atomlarına bölün, O kadar siktir git! Cehenneme git aşkım! Gitmelisin; En derininden yanarken bir hatıra ormanı gibi Kaynayan katranların çıkardığı baloncuklara Birkaç yalan daha sıkıştırıp gönderirsin belki Ah! Bir tanem, özür dilerim Benim alçak! gönüllü sevgilim.
Sayfa 24·Kitabı okudu