5/10
·160 syf.··
2026 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 03:38
Uzuuun bir reading slump döneminden sonra geri döndüm... Eskiden de inceleme pek yazmazdım ama bu geri dönüş bunu hak etti bence. Bu arada söylemeden edemeyeceğim: Buraya ne olmuş? Ara ara girip alıntı yazdığım oldu ama çok vakit geçirmiyordum burada. Kitlesi, uygulama vs. biraz ama hoş olmayan şekilde değişmiş ama bu başka ve uzun bir konu. Biz kitaplardan devam... En son ne zaman düzenli okuyordum hatırlamıyorum ama ani bir kararla okumaya geri dönmek istedim. Sanırım eskiden çok sevdiğim çok sık yaptığım bir şeyden bu kadar uzak kalınca bunun ihtiyacını, özlemini tekrar hissetmeye başladım. Uzun süre önce hazırladığım alfabe listesi de başlamak için harika bir başlangıçtı ve işte o listenin ilk kitabı: Ademden Önce Öncelikle bu Jack London'ı üçüncü okuyuşum. İlk Yıldızlar Gezgini'yle tanışmıştım ve okuduğum en zor kitaplardan biriydi. Kızıl vebayı okumuştum, o güzel gitmişti. Bu kitaba da ön yargısız başladım. Konuları da benzer gibi. Y.G'de astral seyahat yapıp yaşamları anlatıyordu, burada da rüya alemindeki tarih öncesine ait bir yaşamını. Bu kitap daha kısa olduğu için okuması da daha kolaydı ama şunu anladım: Biz London'la aynı kitaplığın insanı değilmişiz. Hani okuyorum, hikaye ilerliyor ama ben o olayların içinde değilim. Anlatmak istediği de bana geçmiyor. Konu, kişi takibini yapmak da yorucu oluyor. E böyle olunca da kitabın bir anlamı kalmıyor. Seveni çok seviyor ama benim için okuduğum son Jack London kitabı olacak sanırım. Ha bu arada her ne kadar gerçek dışı olsa da düşme hissiyatını edebi mi denir felsefi mi denir her neyse kitabın konusuyla çok güzel bağlamış. O kısmı beğendim. Genel olarak kitap ve yazarla ilgili düşüncem bu şekilde. İlerde değişir mi bilemiyorum. Benden şimdilik bu kadar. Okumaya devam edebilirsem başka kitaplarda görüşürüz...
İnceleme
Âdem'den ÖnceJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202526bin okunma
Yol Uçurumu
Puan vermedi
Kitabı elinize alır almaz ilk hikayeyle uçurumun kenarında yürümeye başlıyorsunuz. Fakat düşme tehlikesi yok. Bir seyre davet ediyor bizi Aybüke Akgül, uçurumun o nefes kesen manzarasında soluklandırıyor. Son öyküsünde de ifade ettiği gibi dağdan yana kullanmış tercihini. O yüzden bizi geniş asfalt yollardan çıkarıyor. Dar patikalardan geçiriyor bedenimizi. Ayaklarımızın altından çekilmiş dünyanın yerini kendi gözlerinin donuk ifadesiyle karşılaşan bir ressam, kurtla boğuşan bir bıçak ustası, işledikleri suçların günahını hesabı paylaştıkları gibi paylaşan sekiz beyaz pantolonlu adam dolduruveriyor. Her hikayede bize kendi öykü atmosferinden seslendiğini hatırlatıyor. Aybüke Akgül'ün "Yol Uçurumu" kitabında 19 öykü var. Gerçeküstünün gerçeğe bu kadar yakın olması şaşırtıyor. "Siyah At" öyküsünde atlı karıncadan kaçan atın nasıl özgürleştiğine şahit oluyoruz. Bir otobüsle kaçışına, başındaki krizantemlerin izleyenlerin üzerine attığına inanıyoruz. Ama öldüğüne inanmak zor geliyor. "Ufuk Çizgisi" öyküsünde Leman gibi yağmurlu havada gelmeyen Behzat için koşuyoruz onunla yokuş yukarı. Saçları gür Behzat'ın ümit kesemiyoruz. "Yastık" boynumuzdaki ağrıları artırıyor aniden. Sert ve yüksek bir yün yastık koyuyor başımızın altına yazar. Hikayede bu yastık kahramanın top oynamasını engelleyen bir metafor. Kendi yastıklarımızı düşünüyoruz. Sürekli başımızın altına konan bizi rahat ettirdiği düşünülen şeylerin neleri bizden uzaklaştırdığını görüyoruz. "Kimin Adı" hikayesiyle bizi bir uçuruma daha götürüyor yazarımız. İsimler düşüyor bir bir aşağıya. Ya Fazıl değilsek. Yeni adlar buluyoruz kendimize. Yeni roller. Peki aslında biz kimiz? Uçurumun kenarından alıyor bazı öyküleriyle "Derenin Öte Tarafı" bunlardan. Bir kurt buz tutmuş gölün üstünde rehberlik ediyor çünkü. Son
Edebiyat
Yol UçurumuAybüke Akgül · Şule Yayınları · 202534 okunma
Reklam
Puan vermedi·768 syf.··
2026 25. kitabı
Kitap Yorumu : İhtilal 4: Zefir / Binnur Şafak Nigiz • Özet; Muğla'da geçirdikleri o huzurlu ve güzel günlerin ardından, içten içe büyüyen o huzursuzluğun bir gün ortaya çıkacağı belliydi... Herkes hedefin hep Gurur olacağını düşünürken, beklenmedik bir anda hiç beklenmeyen kişiye yapılan saldırı, her şeyi altüst etti. Zeliha'ya olan bağları öylesine derindi ki, saldırı haberiyle hepsi parçalandl... Artık ortada ne Gurur vardı ne de eski dengeler. Gurur, yerini Zincir'e bıraktı. Yener'in intikamı ve Emsal'in çalıştığı kişilerin peşine düşme nedenleri artık kişisel mesele haline gelip tamamen Gurur ve onlar arasında olan bir konuya döndü. Zeliha'nın hastane süreci tam anlamıyla kaostu.. Gurur'un yaşadığı TSSB'yi iliklerime kadar hissettim. Ve o intikam yolunda, Büyük Çalıklı ile ilgili bir gerçeğe ulaşması... işte o hiç beklenmeyendi. Yorum; Her kitapta "daha iyisi olamaz" diyorum ama seri resmen level atlıyor Abi ben ne okudum ya... Gözyaşım kalmadı, resmen içime içime ağladım. Gurur... benim "kakaolu kekim" Koca adamın gözlerimizin önünde nasıl kendinden vazgeçtigini, içindeki canavarı nasıl serbest bıraktığını ve nasıl yaşayan bir ölüye dönüştügünü izledik... Kimse "görmedim" demesin, adam resmen gözümün önündeydi! Zelişim... güzel kızım Bu nasıl bir sevgi, nasıl bir sadakat.. Ayakta duracak gücün yokken camın önünde beklediğin o sahne... kalbimi biraktım orada. O kadar çok şu sahne şu sahne diye maddelemek istediğim yerler varki .. • Muğla'daki o kısa ama rüya gibi tatil ze • Ekoların kıskançlık krizleri ve hapse düşmeleri ke • Kahraman & Gurur arasındaki baba-oğul bağı • Evlilik kararları % • Saldırı ve sonrası gelen o yıkım • Kaybetme korkusu... • Çiftler arasındaki o yoğun duygu geçişleri • Ve hayallerin başladığı o masalsı düğün Her sayfasını ayrı bir heyecanla
İhtilal 4 - ZefirBinnur Şafak Nigiz · Dokuz Yayınları · 2026123 okunma
Spoiler içerir
Puan vermedi·440 syf.··
2026 1. kitabı
Spoiler içerir. Yazarın söyleşisine katıldığım gün salonda yer bulamadığım için rahatsız olmamdan dolayı yalnızca ayakta 10 dakikasını dinleyebildim. Bu kısa bölümde yazar, geçmişte töre cinayetleri olarak adlandırılan birçok olayın bugün "balkondan düşme" gibi ifadelere dönüştüğünü , kadınların şiddet ve baskıyla karşı karşıya kaldığını anlattı. Eskiden ekonomik olarak ayakta kalabilmek ve hayatlarını idame ettirebilmek için kadınların çoğu zaman çeşitli zorluklarla mücadele etmek zorunda kaldığını, sevgisiz evlilikler yaptığını vurguladı. Ardından, süresiz nafaka uygulamasının kaldırılmasını kadınlar açısından önemli bir hak kaybı olarak değerlendirdi. Burada dikkat çekici bir çelişki bulunduğunu düşündüm. Eğer toplum, gerçekten erkek egemen bir yapı üzerine kurulmuşsa ve erkekler sistematik olarak avantajlı konumdaysa, boşanma sonrasında süresiz ekonomik sorumluluğun büyük ölçüde erkeklere yüklenmesi bununla nasıl bağdaştırılabilir? Bu benim kafamı karıştırdı. Toplumda gerçekten güçlü olma rolü erkeğe mi, kadına mı verildi? Eserde yaklaşık otuz yıl boyunca evli bir adamla metres ilişkisi yaşayan, sevildiğini hissetse de aşağılanan, hiçbir zaman seçilmeyen ve hep ikinci sırada kalan bir kadın, Şehnaz yer alıyor. Övgü sözlerinde bile ismini zikretmeyen narsist bir profesörü hastalık derecesinde seven Şehnaz, zamanla kendisini sömüren bu ilişkinin bir parçası haline gelirken, sanki sevdiği kişiden çok kendi köleliğine, ezikliğine ve vazgeçemeyişine bağlanmış görünüyor. Aynı şekilde Şehnazın annesi de bağlandığı ancak birlikte olamadığı gizli kalmış ve travması olan ilişkisini bilincinde unutsa da bilinçaltında uyurgezer olarak dışavuruyor. Zaten hepimiz, ebeveynlerimizin beğenmediğimiz özelliklerini zamanla göstermiyor muyuz? Feminist bir bakış açısına sahip olan yazar
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267bin okunma
Puan vermedi·
DİN EĞİTİMİNİ YENİDEN DÜŞÜNMEK [Bayramali Nazıroğlu, Eski Yeni Yayınevi, 137 sayfa) Kitap Hakkında ; Din Eğitimi alanında çalışan ve konuya ilgi duyanlar için önemli tespitlerin olduğu bir eser diye düşünüyorum Kitaptan alıntılar ; "Bizim eğitim mantalitemiz olgusal değil, duygusal olduğu için kendi kapasitesinin ve yeteneklerinin sınırlarını tanımadan dünyayı değiştireceğini vehmeden sürüyle insan yetiştiriyoruz. Henüz temel düşünme becerileri gelişmemiş, dünyadan bihaber gençlere, siz Londra'nın, New York'un, Paris'in göbeğine İslam bayrağını dikeceksiniz diye gaz veren şovenist vaizler, cesaretlerini azim ve kararlılıktan değil; imkânsız olanı ustaca gizlemekten ve pür hamasetten almaktadırlar."s.130 "Kitleler için sağlıksız ve yetersiz din eğitimi sorun olduğu kadar; ihtiyaçtan fazla, teknik ve teorik boyutu yoğun bir din eğitimi de sorun olabilir. Şöyle ki dinî bilginin sonsuz dehlizlerine daldıkça ya daha katı bir din anlayışına evrilirsiniz ya daha gevşek. Birinciye evirildiyseniz makul olandan kuşkulanmaya başlar, mübah alanları haramlaştırmayı rutinleştirir; taassubu takva gibi kavramlarla süsleyerek din hâline getirirsiniz. Diğer tarafa evrildiğinizde ise dinî yaşamın büyük oranda daha önce birinci gruptakiler tarafından hataya düşme kaygısıyla zorlaştırıldığını düşünmeye başlar; bu durumda da helal dairesinin alanını destursuz bir şekilde genişletmeyi gelenekle yüzleşme adı altında din hâline getirirsiniz. Yani ifrattan kaçarken tefrite, tefritten kaçarken ifrata tutulursunuz."s.132 Din eğitimi; her yerde, her zaman ve her durumda insan onurunu muhafaza etmek mecburiyetindedir. Kitabın arka kapak tanıtım yazısı; Kitapta, İslam dünyasının genel olarak eğitim, özelde ise din eğitimi bağlamında bir zihniyet değişimine ihtiyaç duyduğu varsayımından
Din Eğitimini Yeniden DüşünmekBayramali Nazıroğlu · İlahiyat Kitap Yayınları · 20221 okunma
Puan vermedi·200 syf.·
2026 399. kitabı
İnsanlar hakkında daha az meraklı, fikirler hakkında daha çok meraklı olun. Marie Curie Türkiye'de feminizmin yaygınlaşmadığı dönemde; kadınların toplumun dayattığı rollere, aile baskısına ve hor görülmeye karşı duydukları tepkiler anlatılır .İçsel İsyan kısaca sıradan kadınların günlük hayatta yok sayılan deneyimlerini ve mutsuzluklarını işleyen bir öykü kitabıdır.  Kitaba Ne Zaman Ki İçime Bir Kurt Düştü adını veren "içine kurt düşme" metaforu, kadınların yıllarca biriktirdikleri aşağılanma tiksintisinin ve bastırılmış duygularının aniden su yüzüne çıkmasını simgeler.Görünürlük ve Arayış: Yazar, arka planda kalan kadınların mutsuz ruh hallerini ve birey olma savaşlarını ön plana çıkarır... Ne Zaman Ki İçime Bir Kurt Düştü "Neden lkarus gibi olmayayım? Güneşe neden uçmayayım? Tabii uçarım. Kanatlarım erir, denize düşerim. Ama uçmuş olurum." Tülin Tankut
Edebiyat & Roman
Ne Zaman Ki İçime Bir Kurt DüştüTülin Tankut · Ayizi Kitap · 20154 okunma
Reklam
Reklam