İsraf; güç gösterisinde bulunarak aşağılık duygusunu örtbas etmeye çalışmaktır. Pintilik ise şeytanın telkin ettiği "fakir düşme" korkusuyla infaktan kaçıp sırf kendine biriktirmektir. Hakk'a tevekkül noksanlığının ve korkaklığın getirdiği bir zaaftır.
Biliyorsun, insanın doğuştan gelen sadece iki korkusu vardır: Düşme korkusu ve yüksek ses korkusu; geri kalan korkuların tümünü sonradan öğreniriz. Yani iki korkumuz gerçek, geri kalanlar yapaydır. Ne yaparsan yap evlat, tercih de karar da senindir. Sokağı sen seçtin, yeni seçimler yapmak da sana kalmış. Ama asla düşme, düşürme kendini ve hiç kimseden korkma, aşktan da korkma.
Japonlar, ilginç inanlardır. Sürekli okuyorlar, ama bir taraftan da sürekli yazıyorlar. Roman, hikâye ve manga. Bunlar arasında gençler arasında en yaygın olan manga, görsel şekilleri olan, her yaş grubundan ve her meslekten insanların ilgi sini çekmektedir. Bir tür Japon çizgi romanı olan manga, bir Japon icadı ve yazım biçimidir denilebilir.
Son dönemde, akıllı telefonların yaygın kullanımıyla birlikte, Japonya'daki basılı kitap ve dergiler yanında günlük gazetelerin tirajlarında da görece bir düşme olmuştur. Genç kuşaklar daha az gazete okuyor ama yaşlılar hala okumayı sürdürmek tedirler. Bu nedenle kitap mağazalarında müşteri profili ve sayılarında giderek bir düşüş gözlemlenmektedir. Bununla birlikte Türkiye gibi ülkelerle kıyaslandığında, Japonya'da hala kitabın oldukça bol müşterisi olduğu söylenebilir.Her yaştan insanlar, öğrenciler, anne babalar, şirket çalışanları, memurlar, serbest çalışanlar, ev kadınları ve yaşlılar, kitap satış mağazalarını sürekli ziyaret etmektedirler. Eğer bir Japon para ödemeden kitap okumak istiyorsa, kültür merkezlerini veya bağımsız kütüphaneleri ziyaret ediyor ve oralarda ödünç kitap alıp evinde okumaya çalışıyor. Kitap satış mağazaların farkı, orada güncel hikâye ve romanlar ile sinema filmi yaranda farklı türden haftalık veya aylık gazeteler ve dergileri inceleme ve satın alma imkânı olmasıdır. Kültür merkezi bünyesindeki kütüphaneler ise, yaşlılar ve düzenli bir işte çalışmayanların sosyalleşme ve boş zaman değerlendirme alanı olmasıdır.
Ey insan! Hayatın ağır tekâlifini omuzuna alıp zahmet çekme. Hayatın fenasını düşünüp hüzne düşme. Yalnız dünyevî ehemmiyetsiz meyvelerini görüp dünyaya gelişinden pişmanlık gösterme. Belki o sefine-i vücudundaki hayat makinesi, Hayy-ı Kayyum'a aittir. Masarif ve levazımatını o tedarik eder. Ve o hayatın pek kesretli gayeleri ve neticeleri var ve ona aittir. Sen, o gemide bir dümenci neferisin. Vazifeni güzel gör, ücretini al, keyfine bak. O hayat sefinesi, ne kadar kıymettar olduğunu ve ne kadar güzel faydalar verdiğini ve o sefine sahibi zatın ne kadar Kerîm ve Rahîm olduğunu düşün, mesrur ol ve şükret ve anla ki vazifeni istikametle yaptığın vakit, o sefinenin verdiği bütün netaic; bir cihetle senin defter-i a'maline geçer, sana bir hayat-ı bâkiyeyi temin eder, seni ebedî ihya eder.
Kendinden aşağıya bakıp da kendi kafasına hayran olan adam, kendinden yukarıya, geçmiş yüzyıllara gözlerini kaldırsın; o zaman yüzlerce devin ayakları altında kalacak ve burnu kırılacaktır.
Sayfa 8 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor