9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 02:32
Çok farklıydı! Farklı hissettirdi,farklı bakış açısı sağladı.. Hem gerçek hem hayaldi. Hoşuma gitti. İlk başladığımda Japon isimlerinden dolayı ohooo ben kişileri karıştırıp hiçbir cacık anlamam diye düşünmüştüm ama öyle olmadı. İçinde dört hikaye var ama tüm hikayeler tek bir kafeye bağlı. Hikayeler ayrı ama mekan aynı. İnsanı pişmanlığı,seçimleri, telafi etme çabalarının bahsediyor. Birkutukitap bunu okumama vesile oldu ve gerçekten güzel seçmişler. Yazar ne kadar pürüzsüz düşünüp kaleme almış, çok akıcıydı ve çok beğendim. 10 kere düşün 1 kere davranma fikri yeniden peydah oldu içimde. Kitabı tavsiye ederim. Toshikazu Kawaguchi
1000Kitap
Elveda Demeden ÖnceToshikazu Kawaguchi · Epsilon Yayınevi · 2025614 okunma
Gözlerini Kapat ve O Çiftliği Düşün...
9/10
·125 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2025 00:00
Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığınızda bitmezler; yıllar geçer, okuduğunuz onca olay zihninizde silikleşir ama o kitabın içinizde bıraktığı o ağır his, boğazınızdaki o düğüm yerinden milim oynamaz. Fareler ve İnsanlar, benim için tam olarak böyle bir eserdi. Okuyalı çok uzun zaman oldu ama o nehir kenarındaki son sahnenin zihnimdeki yankısı hiç susmuyor. Steinbeck, kısacık bir metnin içine koskoca bir insanlık dramını, yoksulluğu ve tutunma çabasını sığdırmış. George ve Lennie’nin hikayesi, aslında hepimizin içindeki o "ait olma" ve "güvende hissetme" arzusunun bir yansıması. George’un o tükenmiş ama bir o kadar da sadık ruhu... Ve Lennie... Bedenine hapsolmuş o çocuksu saflığı, ne kadar istese de dünyaya ayak uyduramayışı, dokunduğu her şeyi istemeden kırması... İkisinin o küçücük çiftlik ve tavşanlar üzerine kurduğu hayal, aslında acımasız ve soğuk bir dünyada insanın kendi elleriyle yaktığı cılız bir ısınma ateşinden farksız. Kitaptaki yalnızlık sadece fiziksel değil, ruhsal bir çürüme gibi işlenmiş. Candy’nin yaşlı köpeğiyle olan trajik bağı, Crooks’un itildiği o karanlık oda, Curley’nin karısının dikkat çekme çabasının altındaki o derin sevilme açlığı... Herkes o kadar yalnız, o kadar çaresiz ki; birbirlerine dokunmaya çalıştıklarında bile birbirlerini kanatıyorlar. Dönemin ve düzenin o acımasız çarkı, saf olan hiçbir şeye yaşama hakkı tanımıyor. "İnsanın yüreğinin iyi olması için akla ihtiyacı yoktur." Peki tüm bu acıdan, bu yıkımdan geriye ne kalıyor? Bu kitabın bize vermek istediği asıl ders nedir? Kitaptan Çıkarılması Gereken Ders: Dünya, planlarımızın ve iyi niyetlerimizin her zaman işe yaramayacağı kadar sert bir yerdir; en masum hayaller bile (insanların ve farelerin en iyi planları) hayatın rastgeleliği karşısında paramparça olabilir. Ancak
İnceleme
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·200 syf.··
2026 3. kitabı
·
2843 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 19:01
Ağustosun son kitabı #brandonsanderson dan geldi. #lejyon un ikinci kitabı #kayıpcesedinpeşinde ilk kitabı gibi beyin devrelerimi yakarak bir solukta bitti diyebilirim. Şimdi efendim şöyle ki vücudumuzun her bir hücresi yedi yüz elli milyon veri içermekteymiş. Tek bir parmağımız dahi, internetteki tüm bilgiye sahipmiş aslında. Derler ki: "hayal etsenize; yanında laptop taşımak yerine zaten vücudunda olan organik bir bilgisayar kullandığını düşün. Veriler baş parmağında depolanacak, gözlerin ekran olacak. Ağır bir bilgisayar bataryası taşımak yerine sabah fazladan bir sandviç yemen yetecek..." "Sorun depolamak değil, sorun verilere ulaşmak. Bunun için hücreleri çıkarmak gerek..." Biyoteknoloji firması çalışanları, virüs sayesinde hücreye veri aktaran yeni bir mekanizma üzerinde çalışıyorlar. Bu virüs hücreye sızıyor ve veriyi DNA ya ekliyor. Mekanizmayı geliştiren bilim insanı, yaptığı her şeyi kendi hücrelerine işliyor ve ölüyor. Esas büyük sorun ceset çalınıyor ve kitapta bundan sonra başlıyor. Cesedi bulmak, şifreleri çözmek, insanlığı bu virüsten kurtarmak için halüsinasyonlarıyla ün salmış Stephen Leeds'den yardım istiyorlar. Sonrası seyreyleyin cümbüşü. Bu sefer beni benden alan kısmı Leeds'in halüsinasyonunun cep telefonu olması ve diğer halüsinasyonlarıyla görüntülü konuşma yapması. Keyifli okumalarınız daim olsun...
Lejyon: Kayıp Cesedin PeşindeBrandon Sanderson · Akılçelen Kitaplar · 2017485 okunma
7/10
·320 syf.··
2026 35. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 19:20
Dedektif ile okur arasında adil bir düello sunan ve Honkaku türünü Japonya'da yeniden canlandıran kitap: Tokyo Zodiac Murders. Honkaku dediğimiz türü kısaca özetlemek gerekirse; dedektif ile neredeyse aynı şeyleri okuyup görüyoruz. Doğaüstü olaylara yer verilmiyor, tüm bilgiler okura eksiksiz sunuluyor, kurgu genelde harita ve görsellerle destekleniyor. Gelelim kitaba... Bu kitapta olayı çözen iki kişi var: Anlatıcımız ve dedektifimiz. Burada fazla isim verip kafanızı karıştırmak istemem, keza kitap bunu fazlasıyla yapıyor. Direkt Burç Cinayetleri diyeceğim yani zodiac işte burç. Burç Cinayetleri, Japonya’nın 40 senedir çözülememiş en büyük, en korkunç gizemlerinden ve cinayet silsilelerinden biri. Üzerine kitaplar, teoriler yazılmış yani polis kayıtlarının bile halka açıldığı bir olaydan bahsediyoruz. Şimdi spoiler vermeden kitabın başını anlatacağım; zaten burası kitabın çok küçük bir kısmı, kitabı okumak isteyenler için verilen konu gibi yani. Kitabın başında bizi Heikichi Umezawa adında bir adamın vasiyetnamesi karşılıyor. Yazdığı şeyler özetle şöyle: Kendisinin şeytani bir güç tarafından ele geçirildiğini söylüyor ve 6 kadının vücut parçalarından mükemmel Azoth'u yaratmak istediğini belirtiyor. Falcılığa, astrolojiye ve kadınlara aşırı ilgili olduğunu yazmış. Aynı evde yaşadığı tam 9 kadın var: 2 öz kızı, 3 üvey kızı, ikinci eşi, yengesi ve 2 yeğeni. Anneler ve en büyük üvey kız haricinde kalan 6 kız, Azoth için kurban seçilen kızlar. Yalnız bu öyle basit bir plan değil; hadi şunu öldür, kes tarzı bir şeyden bahsetmiyoruz. Yazdığına göre astrolojide vücudun her bölümünün onu yöneten, koruyan ve güçlendiren kendi gezegeni varmış. Her kızın burcu farklı. 6 kızın burcuna göre baş, göğüs, karın, kalçalar, uyluklar ve bacaklar kesilmeliymiş.Yalnız bu kadarla da
The Tokyo Zodiac MurdersSoji Shimada · Pushkin Vertigo · 20252 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 4. kitabı
·
429 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 13:17
Simyacı, belki de hayatımda okuduğum en popüler kitaplardan biriydi, öyle ki öğrencilerim ve arkadaşlarımdan hiçbir başka kitapta olmadığı kadar dikkat çekti. Bu yüzden incelemede yazacağım hiçbir şeyin yeni olmayacağını tahmin edebiliyorum. Kendi görüşlerimi yazmadan önce de inceleme okumayı pek sevmem, o yüzden bu yazı size hiçbir şey katmadıysa peşinen özür dilerim. (Eser miktarda spoiler içerebilir.) Kitabımız bir çobanın hikayesini anlatıyor, gördüğü bir düşün peşine düşen bir çobanın hikayesini. Birinci sayfasından sonuncu sayfasına kadar ezoterik öğelerle dolu, ruhsal, evrensel, tanrısal bir güç ve kader anlayışına sahip bir anlatısı var. İşaretler, semboller, rüyalar, ruh, evrenin dili, sıkça geçen semboller. Felsefi olarak evrenin tanrı yaratımı bir özü olduğuna ve insanın yalnızca bu özden gelen sese kulak vererek ve diğer her şeye kulak kapatarak ulaşabileceğine dikkat çekiyor. Öyle ki tarihte yaşamış gerçek simyacıların yaptığı gibi bilimsel bir metodoloji izleyen İngiliz simyacı, akıcılığını bir kenara koymadan "doğru yola" girmiş olmuyor ve çöl simyacısıyla karşılaşmak şerefine nail olamıyor. Kişisel menkıbesinin peşinden koşan çobanımız, kaderin daima bir planı olduğunu, kalbini dinlemenin onu doğru yola götüreceğini, evrendeki tüm yaratılmış şeylerin bir ruhunun olduğunu ve nihayet aşkın evrenin özüne ulaşacak bir anahtar olduğunu sırasıyla öğrenmiş oluyor ve tüm bu sürecin bilgeliğiyle artık bir çoban değil simyanın sırlarına ermiş bir kişi olmuş oluyor. Nihayetinde kitapta bir yerde de bahsedildiği gibi son mesaj en büyük hazine kişinin gözünün önünde ama ancak bakmayı bilen kişi bunun farkında olabiliyor. Kişisel olarak kitabın rahat okunuşu ve sade dili ile okunmayı kolaylaştırdığını ve hikayesiyle keyif verdiğini söyleyebilirim, okurken hiç
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,4bin okunma
8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mart 2026 00:00
Paul Jarvis'in kitabı, girişimcilik dünyasında sıklıkla dile getirilen “büyü ya da öl” anlayışına meydan okuyan sıra dışı bir eser. Jarvis'in temel iddiası oldukça basit ama düşündürücü: Her işletmenin büyümesi gerekmez; bazen küçük kalmak daha akıllıca, daha kârlı ve daha özgürleştirici olabilir. Gerçekten daha fazla müşteri, daha fazla çalışan ve daha fazla gelir her zaman daha iyi midir? Jarvis, bunun otomatik olarak doğru kabul edilmesine karşı çıkıyor. Ona göre önemli olan işletmenin sahibine nasıl bir hayat sunduğu. İş, hayatı yönetmemeli; hayatı desteklemelidir. Kitap, romantik girişimcilik hikâyeleri anlatmak yerine, pratik düşünmeye neden oluyor. Tutkunun tek başına yeterli olmadığını, müşteri ihtiyaçlarını anlamanın, sağlam sistemler kurmanın ve sadık müşteriler edinmenin daha önemli olduğunu savunuyor. Ayrıca sürekli yeni müşteri peşinde koşmak yerine, mevcut müşterileri elde tutmanın değerine dikkat çekiyor. Jarvis, başarıyı şirketin büyüklüğüyle değil, kişinin kendi “yeterince” noktasını belirleyebilmesiyle ilişkilendiriyor. Tek Kişilik Şirket, girişimcilik üzerine yazılmış klasik “daha büyük düşün, daha hızlı büyü” kitaplarından biri değil. Tam tersine, “Ne kadar büyümek gerçekten gerekli?” sorusunu sorduran, sakin ama etkili bir karşı tez sunuyor. İş hayatında özgürlük, denge ve sürdürülebilirlik arayanlar için okunmaya değer bir kitap. İşletmeler için kurulan cümleler, hayatımız için de kurulabilir. Örneğin, her iyi, kendisine ulaşmaya değer mi?