Acayip bir kitap, kendine has tarzıyla güçlü bir anlatım.Göl kenarında yazlık bir sitede bekçilik yapan isimsiz anlatıcı, birgün kendisinden fasulye almak için yanına gelen gizemli ziyaretçiye anlatmaya başlar. Kendi yaşam defterinin muhasebesini yapan uzun bir monolog okuyoruz.Anlatıcı açıyor defteri zamanda akış sırası gözetmeksizin anlattıkça anlatıyor.Özellikle savaşla ilgili iz bırakan satırlar vardı.Çocukluğu, savaşın gölgesinde geçen yıllar, saksafonu öğrenişi, müziğe olan ilgisi, elektrikçi olup şantiyelerde geçirdiği yıllar, yurt dışında yaşadıkları, hayatına giren insanlar, onların bazı hikayeleri, belleğinde iz bırakanlar... Evliliği, seyahatleri,trenler, şapka, zihninden akıp giden düşünceler, sorgulamalar,yer yer saptamalar. Felsefî satırları ve varoluşsal sancıları, hafızaya, yaşama dair fikirleri ile derin bir kitap. Öyle akıp giderken arada anlattığı trajediler sarsıcı. Hayata, tesadüflere dair fikirler yumağı. Anlatımı farklı olduğu hâlde akıp gidiyor roman. Aslında akacak ama YKY'nin puntoları buna izin vermiyor.Deli oldum okurken.
Düşündüm, güldüm, duygulandım, üzüldüm. Zengin, keyifli bir metin, okunmalı.#fasulyeayıklamasanatıüzerinebirtez