Puan vermedi·893 syf.··
2026 1417. kitabı
Seriye başladığım için sonunu da görmek istedim ve açıkçası üçüncü kitabı tamamen seriyi yarım bırakmamak adına okudum. İlk kitaptan itibaren çok güçlü bir bağ kuramadığım hikâye, ne yazık ki bu final kitabında da fikrimi değiştirmeyi başaramadı. En büyük problemim karakterlerle oldu. Aradan geçen onca olay ve sayfaya rağmen karakterlerin gelişimi bana yeterince inandırıcı gelmedi. Verdikleri kararlar çoğu zaman mantıktan uzak geldiği için onlarla empati kurmakta zorlandım. Hikâyenin duygusal olarak etkilemesi gereken sahnelerinde bile kendimi olayların dışında kalmış gibi hissettim. Kurgu açısından da beklentimin altında kaldı. Sürekli aynı duyguların ve benzer çatışmaların tekrarlandığını düşündüm. Bir noktadan sonra hikâyenin ilerlediğini değil, yerinde saydığını hissettim. Özellikle finale yaklaşırken yaşadığım merak duygusu da oldukça düşüktü. Sayfaları heyecanla çevirmek yerine kitabın ne zaman biteceğini düşünerek okudum. Yazarın anlatımı akıcı olduğu için kitap hızlı ilerliyor gibi görünse de benim için bu durum hikâyedeki eksikleri kapatmaya yetmedi. Bazı olaylar fazla dramatik, bazı gelişmeler ise yeterince temellendirilmemiş geldi. Bu da okuma deneyimimi olumsuz etkiledi. Seriyi tamamlamış olmaktan memnunum çünkü artık yarım kalmış hissi taşımayacağım. Ancak dürüst olmam gerekirse, bu üçleme benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Hikâyede beni etkileyen, uzun süre aklımda kalacak ya da dönüp tekrar okumak isteyeceğim bir şey bulamadım. Benim için seriyi bitirmek adına katlandığım bir okuma oldu. Ne karakterleriyle ne de kurgusuyla beklentilerimi karşılayabildi. Bu kadar zaman ayırdıktan sonra geriye dönüp baktığımda, maalesef büyük bir zaman kaybı olarak hatırlayacağım kitaplardan biri oldu.
Serçeyi Öldürmek 3Dilan Durmaz · İndigo Kitap · 2025133 okunma
7/10
·72 syf.··
2026 48. kitabı
Konusu kısaca Bir kasabadaki hastanenin Altıncı Koğuş adı verilen akıl hastaları bölümünde geçen hikâyede, doktor Andrey Yefimiç Ragin ile hasta İvan Dmitriç Gromov arasındaki diyaloglar merkezdedir. Doktor başlangıçta pasif, kaderci ve “her şey zaten anlamsız” düşüncesindedir. Zamanla bu koğuşa ve özellikle Gromov’un fikirlerine ilgi duyar, ama sonunda kendisi de “hasta” ilan edilip aynı koğuşa kapatılır. Bu kitap en çok şuradan vurur: “Dışarıdaki düzen aslında içeridekinden daha akılcı mı?” Çünkü doktorun dış dünyası da en az koğuş kadar anlamsız ve acımasızdır. İnsan bazen dünyayı anlamak yerine, onu “önemsizleştirerek” kendini korumaya çalışıyor. Yani “nasıl olsa her şey boş” demek, ilk bakışta felsefi bir olgunluk gibi duruyor. Ama Çehov bunu tersine çeviriyor: Bu tavır, aslında hayatın içindeki acıya, sorumluluğa ve eyleme kapıyı kapatmak. Bir tür zihinsel kaçış. Koğuştaki Gromov ise bunun tam karşı kutbu gibi. O daha “canlı” bir bilinç taşıyor; acıyı hissediyor, tepki veriyor, itiraz ediyor. Ama ironik olan şu: toplum onu deli sayıyor. Burada Çehov’un rahatsız edici sorusu ortaya çıkıyor: Eğer duyarlılık “delilik”, kayıtsızlık “normallik” ise, normalliğin kendisi ne kadar sağlıklı? Benim okuduğum kadarıyla kitap şu fikri dayatıyor: İnsan sadece düşünerek değil, dünyayla temas ederek var olur. Temas kesildiğinde (duygu, sorumluluk, eylem), felsefe bile bir tür uyuşmaya dönüşüyor. Çıtır okumalık bir kitap ama çok yüksek beklentiye girmemek lazım…10/6.5
Duygu ve Düşünce
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,4bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Cidden Şimdi Buradaydı
9/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:37
Irmak Zileli - Şimdi Buradaydı Roman, Psikiyatrist olan Birkan danışanı Yankı'nın bir cinayet işleyebileceğinden şüpheleniyor ve son seanslarında ona bunu nasıl söyleyeceğini düşünerek başlıyor. Sonrasında hem hikayenin hem karakterlerin geçmişlerine kesikli bir yolculuk yapıyoruz. İki karakterin geçmişlerine, çocukluk travmalarına, ilişkilerine, kayıplarına ve eksikliklerine tanıklık ediyoruz. Kitaba başladığımda beni ilk etkileyen şey hikâyenin kendisinden çok anlatılma biçimi oldu. Roman daha ilk sayfalardan itibaren okuru güvenli bir zeminde yürütmüyor. Hikâye doğrusal ilerlemiyor; anılar, düşünceler, geçmiş ve şimdi sürekli iç içe. Konuşma tırnakları yok, noktalı virgül yok, paragraflar arasında boşluk yok. Yankı'nın bir cümlesinden hemen sonra Birkan'ın annesinin cümlesini okuyabiliyorsunuz mesela çünkü o ses Birkan'ın zihninde yankılanıyor. Diyalog ile anı, dış ses ile iç ses arasındaki sınır bu şekilde sürekli eriyor. İlk başlarda bu durum beni zaman zaman zorladı. Kimin konuştuğunu, hangi zaman diliminde olduğumu anlamak için bazı bölümleri tekrar okumam gerekti. Ama sonradan anlıyoruz ki bu anlatım tarzı okuru metinde tutmak için çok gerekli. Dikkatinizi sürekli diri tutuyor, odaklanmanızı sağlıyor. Başka bir şeyle ilgilenme şansınız yok çünkü bir cümleyi kaçırırsanız konunun gidişatını kaybediyorsunuz. Okur olarak size hazır cevaplar sunulmuyor, boşluklar doldurulmuyor, ne düşüneceğiniz söylenmiyor. Bu nedenle romanın içine çok erken bir noktada giriyorsunuz. Roman boyunca en baskın başlıklardan biri kayıp duygusu. Kitapta neredeyse herkes bir şeyini kaybetmiş gibiydi. Bir baba yok, bir kardeş yok, cevaplar yok, tamamlanmış hikâyeler yok. Karakterlerin hayatlarında olduğu gibi anlatının kendisinde de eksiklikler ve boşluklar var. Bunlar nerede diye
Edebiyat
Şimdi BuradaydıIrmak Zileli · Everest Yayınları · 20251,388 okunma
Spoiler!!
7/10
··
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 22:41
7/10 bu kitapla ilgili en sevdigim sey karakterlerin cocukluktan kalan problemleri oldu... josie'nin annesi yuzunden yasadigi seyler ve bunlari atlatmaya calismasi, ryan'in da yine ayni sekilde pek de iyi bir cocukluktan gelmemesi ve ailesi icinde kendisini hep daha asagida hissetmesi, ozguveninin az olmasi... ayrica ryan'in disleksisi var, georgia'nin sakatligi var ve queer karakterler de dolu, kitapta lgbti bireylerine her zaman tam destek var, yani kitabin wokelugu da beni cok memnun etti. bir romantik komedi olmasinin yaninda boyle hassas konulara da surekli dokunuslar vardi, en sevdigim detaylardan birisi bu oldu. kitaptaki romantik sahneler de cok hostu. ryan... ryan gibi olmayacaksa olmasin kardesim. hem cok dusunceli hem cok guzel seviyor hem de josie ne derse yapmaya hazir, ve bu sevgisini ince ayrintilari dusunerek de gosterebiliyor. sevgi icraata yansimali, ryan da bunun cok guzel bir ornegi olmus. hele son sahnedeki romantik evlenme teklifi... boyle jestler tam da benim bir iliskide yapacagim seyler olurdu o yuzden kendimi ryan'a cok benzettim, bir romantik komedi kitabinda kendimi benzetecegim birini bulmam normalde cok zor olur. aferin ryan josie'yi de zaten cok seviyorum, hic kolay bir cocuklugu olmamis, annesi yuzunden kardesini resmen kendisi yetistirmek zorunda kalmis, sirf bu yuzden okulunu bile bitirememis ama guclu olup ayaklarinin uzerinde durmus. harika bir kadin. ben de romantik komedi okumam ve josie gibi 'agir, kasvetli, sıkıcı' kitaplar okurum o yuzden josie'yle de cok iyi anlasirdik kesin. romantik komedi okudugu icin ryan'i surekli zorbalamamiz yok mu... karakterlerini en cok sevdigim romantik komedi olabilir. onlar arkadasim olsun isterdim <3
Kitabevi SavaşlarıAli Brady · Nox Yayınları · 202633 okunma
Flavia Albia ile Tatlı Sert
9/10
·416 syf.··
2026 23. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 22:52
Yeni evlenen bir çift, evliliklerinin ikinci gününde yataklarında ölü bulunur. Eski Roma’da kölelerin gram insan gibi görülmediği bir zamanda, kural gereği evin beyi ve hanımı öldüğünde köleler de öldürülmektedir. Öldürülmektedirler ki nüfusları fazla olan köleler ayaklanıp zengin kesimi öldürmesin. Flavia Albia, geçmiş yaşamının kendisine kattığı cesaretle kölelerin cinayet işlemediğini düşünerek cinayet soruşturması için “bilgi toplayıcı” olarak görev alır. Kitabı okurken kölelerin kanlı sadece birer vücut olduklarını gördüm. Hissetmeleri, hayır demeleri, zorla hamile kaldıklarında bebeklerini görmeleri yasak; evin beyini/hanımını kendilerini öne atarak kurtarmadıklarında da yaşamaları yasak. Kendi nüfuslarının daha fazla olduklarını anlamasınlar diye farklı renkte kıyafet giymeleri yasak… Peki ya evin beyfendileri ile hanımefendileri? Uyanınca kapıyı açmaktan, tuvalete gitmekten bile acizler… Az mahremiyet ve gurur kardeşim ya… Sonlara doğru şüphelerimin doğru çıktığını gördüm, sevindim. Yani kitap bir sonuca vararak bitiyor. Başlarda karakter isimlerine sürekli bakmak bana zaman kaybettirdi. Hele o iki kardeşin isimleri uzunken bazen ilk bazen ikinci bazen de soyadları ile yazıldığından ilk sayfaya çok döndüm. Bir de bazı terimler için kitabın sonunda sözlük var; önceleri dönüp dönüp baktım. Akışına bırakarak okumalı. Sayfa sayısı: 404 Keyifli okumalar 🩵
Evdeki DüşmanlarLindsey Davis · Alfa Yayıncılık · 201712 okunma
Gönlünde Tutman Dileğiyle
7/10
·341 syf.··
2026 43. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 15:16
Ağır bir kitap olduğunu düşünerek başlamıştım ama beni şaşırtarak çok akıcı bir şekilde ilerledi. Kitap 3 kısımdan oluşuyor. İlk kısımda bir üniversite öğrencisinin ve hocam diye hitap ettiği bir adamın tanışmaları anlatılıyor. İkinci kısımda yaz tatiline giden öğrencimizin ailesiyle yaşadığı birtakım sorunlar ve babasının rahatsızlığı anlatılıyor. Son kısımda ise hocam diye bahsedilen kişinin öğrencimize bıraktığı itiraf mektubu (aynı zamanda bunu vasiyet olarak da değerlendirebiliriz) yer alıyor. Bence en heyecanlı kısım bu kısımdı. Hocanın geçmiş yaşantısının ayrıntıları, insanlardan neden nefret ettiği, içine kapanık olmasının sebepleri yani hocamız hakkında kafamızda oluşan tüm soru işaretlerine cevap bulmuş oluyoruz son bölümde. Bence çok içten bir anlatımdı. Bir insanın pişmanlıklarını, acısını ne kadar süre içinde tutabileceğine ve bunun nelere sebep olabileceğine dair gerçekçi bir hikaye olduğunu düşünüyorum. İletişimin ne kadar önemli olduğunu düşündüm okurken hep. Konuşmadığımız haykırmadığımız, içimize atıp paylaşmadığımız cümlelerin bedeli çok ağır olabiliyormuş. Bir insanın gönlünü açabilmesi ne kadar da büyük bir nimetmiş... Keyifli okumalar dilerim.
GönülNatsume Soseki · İthaki Yayınları · 20222,352 okunma