9/10
·404 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 11:34
İyi Hissetmek – David D. Burns "(...) bu eserin benim için bir başucu kitabı olmaya aday olduğunu düşünmekteyim." Merhaba kitap dostları. David D. Burns'ın "İyi Hissetmek" isimli kitabını nihayet bitirdim ve içimdeki en net duygu şu: bu kitap, sadece bir "kendine yardım" kitabı değil. Aklın ve ruh sağlığının nasıl tamir edilebileceğine dair yazılmış pratik bir rehber. Kitap tam olarak ne anlatıyor? Kısacası, modern psikolojinin etkin yöntemi Bilişsel Davranışçı Terapi‘yi (BDT) anlaşılır bir dille evimize taşıyor. Burns, depresyon ve anksiyete gibi sorunların duygusal iniş çıkışlarını yönetmek için yıllar içinde test edilmiş, bilimsel geçerliliği kanıtlanmış araçlar veriyor. Türkçe çevirisinin alt başlığı ne kadar iddialı bir eser olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor: "Depresyonun Etkinliği Klinik Olarak Kanıtlanmış İlaçsız Tedavisi". Peki bu iddialı başlık inandırıcı mı? Kesinlikle evet. Kitabın ilk sayfalarında bu yöntemlerin üzerine yapılmış bilimsel araştırmaların sonuçları anlatılıyor. Hatta kitabın kendisi üzerinde yapılan bir araştırmada, kitabı alan hastaların depresyon puanlarında çok kısa sürede dramatik düşüşler olduğu ortaya konuyor. İşte bu yüzden elimde somut bir kanıt tutuyormuşum gibi hissettim. İtiraf etmeliyim ki, okurken tekdüze veya yorucu gelebilecek kısımlar da oldu. Vaka analizleri ve olay örgüleri yer yer akıcılığı bölse de, bunların hepsinin bir amaca hizmet ettiğini düşünüyorum. Yazar, teorik bilgileri gerçek insan hikâyeleri ile somutlaştırmaya ve aklımızda canlandırmaya çalışmış. Peki ya her şeyden önemlisi, bu kitap bana ne kattı? Bu kitap bana, ruh halimizin aslında düşüncelerimizin bir yansıması olduğunu öğretti. Duygusal çöküş anlarımda artık 'neden' diye sormuyorum, 'neyi yanlış düşünüyorum' diye sorgulamaya başlıyorum. Kendi
1000Kitap
İyi HissetmekDavid Burns · Psikonet Yayınları · 201815,5bin okunma
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
Bu kitap sıradan bir kitap gibi başlamıyor… Daha ilk sayfalardan itibaren insanı rüyalar, yaşanmışlıklar ve derin sorgulamalarla bambaşka bir yolculuğun içine çekiyor. İsa Özinan’ın kalemiyle bir yandan iş dünyasının sert tarafını, bir yandan da insanın kendi iç sesiyle verdiği mücadeleyi hissediyorsunuz. Özellikle “Lost Time” kavramı ve geçmişle kurulan bağ beni en çok etkileyen kısımlardan biri oldu. Kitapta sadece başarı hikâyesi yok; düşüşler, sorgulamalar, manevi arayışlar ve insanın kendini yeniden inşa etme süreci de var. Bazı bölümlerde durup gerçekten düşünme ihtiyacı hissettim. Rüyalar, işaretler ve hayatın görünmeyen tarafı üzerine yazılmış satırlar kitabın atmosferini çok farklı bir noktaya taşıyor. Kısa ama etkisi uzun süren kitaplardan biri oldu benim için. Özellikle manevi yönü olan, düşündüren ve gerçek yaşam hikâyeleriyle harmanlanan kitapları seviyorsanız bence şans vermelisiniz.
Herşey Böyle Başladıİsa Özinan · Feniks Kitap · 202670 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·168 syf.··
2026 7. kitabı
Gerçekten çok ilginç bir kitaptı bana göre. Bir efendinin nasıl köleye dönüştüğünü okuyoruz bu kitapta. Çok zevk aldım desem doğru olmaz. Ama sürükleyici bir kitaptı. Kendisini okutmayı bir şekilde başardı. Beni en çok şaşırtan şey zincirlere vurulmuş eski padişahın bir köleden medet umması , ona yalvarması ; ardından gücün tekrar kendi eline geçtiğine inanıp medet umduğu , zor zamanlarında yanında olan köleye aşağılayıcı bir şekilde davranmasıydı. Güç bir insanın kalbini bu kadar köreltmemeli. O kısımda nedense içim ürpermişti. Bir de kölenin padişahın öleceğini bilmesine rağmen ona boş umutlar vermesi hakkında çok düşünmüştüm. Ben o kölenin yerinde olsaydım tüm gerçekliği olduğu gibi mi söylerdim yoksa boş umutlar verip onun hayal dünyasını mı beslerdim ? Aslında kölenin verdiği içi boş hayaller padişahı zirveye çıkarttı. En sonunda padişah o zirveden düştü ve yerin dibine girdi. En büyük düşüşler zirveye çıktıktan sonra başlar zaten. Garip bir kitap. İleride tekrar okumayı hedefliyor muyum bilmiyorum. Belki 10 sene sonra falan olabilir. Ya bir de yazılan bilgilerin doğruluğu hakkında çok büyük bir merak içerisindeyim. Öyle garip , aklın almayacağı şeyler anlatılıyor ki insan hayret ediyor. Bu konular hakkında da derin bir araştırma yapmak isterim ama nereden başlayacağımı bilmiyorum. Tabiki bu bir kurgu. Ama illaki bir gerçeklik payı da olmalı.
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,9bin okunma
Puan vermedi·560 syf.··
2026 1. kitabı
bana göre ben kitabı pek sevemedim en çokta farahı ve gururun ilişkisini, kim ne derse desin umrumda değil ama farah piskolokg dehilmiydi neden ilk kitapta kurma bebek gibi git diyince giden,kırılgan bir kız evet travmaları olabilir birşey demiyorum ama gururra karşı dik başlı olsaydı daha iyi olurdu aynı çocuk gibi böyle. ve 2. kitapta travmalarını köşeye bırakıp biyan yükselmesi pek hoşuma gitmedi açıkçası, daha olaylar olsaydı mesela, bzen düşüşler bazende çıkışlar olup yükselseydi baya iyi olurdu
Sarkaç 2Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 2026288 okunma
10/10
·312 syf.·
2026 30. kitabı
Gece Açan Çiçekler.... Yazardan okuduğum ilk kitaptı. Muhtemelen devamı da gelecek. Sizi içine çeken ve her sayfada acaba ne olacak diye merak ettiren bir kitap. Kitap boyunca merak duygunuzu hiç kaybetmeden okumaya devam ediyorsunuz.Ne olursa olsun hayatta yaşanan acılar,yıllarca söylenmemiş sözler ve bu hatıralar içinde sıkışıp kalan bir karakter Halide. Abla olmaya çalışmış, kardeş olmaya çalışmış, evlat olmaya çalışmış ancak hepsinin de ortasında sıkışıp kalmış bir karakter. Ve Derviş Ali kitap boyunca en merak ettiğim karakter oldu. Dört kardeşin yıllar sonra Canfeda konağında buluşması... Yılların biriktirdikleri ve her sene özlemle kardeşlerini bekleyen bir abla. Anne Reyhan hanım derinligine inilmeyen bir karakter olmuş. En çok onun iç dünyasında neler yaşadığını merak ettim. Ancak ondan pek bahsedilmemis. Ve Handan... Onunda hayatını Derviş Ali den sonra merak ettim. Üç kuşak ve yaşanılan farklı hayatlar iki kişi için bir dönüm noktası oluyor. Ve Derviş Ali Halideyi almaya geliyor. Roma'nın en beğendiğim kısmı sonu oldu. Çok güzel bir şekilde bağlanmış. Kardeşlerin pişmanlıkları,annenin farklılığı,geçmiş ve geleceği bütünleyen iki zamanda geçen olaylar sonda birbirine bağlanıyor. Tavsiye ederim. Hızlıca okuyup bir günde bitirdim. Çok akıcı ve dili kesinlikle çok iyi. Alıntılar ; Yüreği hassas,kalbi incelikli insanlar,her ân bir azabın içindeydiler Hakikati apaçık görmenin yolu gözlerini kapatmaktan geçer. Gözler kalbin önüne perde olur. Hayat karmaşıktır; en güzel başlangıçlar ve en acılı düşüşler yan yana durur. Hangisine doğru yol aldığını kesinkes anladığındaysa iş işten geçer. Biz olmaktan vazgeçerek yürüdüğümüz yol hakikaten bizim geleceğimiz midir?
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,3bin okunma
10/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2026 128. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 00:00
"PETRİKOR" İnsanın kalbi ne kadar büyüktür gerçekten? Bir kalp ne kadar şeyi içine alabilir, kaç kişiyi sevebilir, kaç acıyı, kaç sevinci taşıyabilir? Kalbin nasıl çalıştığını hepimiz biliriz; kan pompalar, yaşatır. Ama gözümüzü açıp da içine baktığımızda sadece bir et parçası görürüz. Bu kadar sıradan bir sey. "kırılmak"kelimesini neden bu kadar üstüne alır? Neden en derin acılar oraya çöker, neden en büyük sevinçler oradan taşar? Bazı kitaplar vardır; yalnızca okunmaz, hissedilir. İsmini, yağmurun toprağa ilk değdiği anda yükselen o tanıdık kokudan alıyor ve daha ilk sayfalardan itibaren bizi de aynı hissin içine çekiyor: taze, dingin ama derinlerde bir yerde hüzün taşıyan bir yolculuk… "Petrikor", gökyüzü ile yeryüzünün kavuştuğu o ilk andaki kokudan ilham alarak; aslında hayatımızda hep var olan ama çoğunlukla görmezden geldiğimiz o ince detayları, yarım kalmışlıkları ve yeniden doğuşları anlatıyor. Kaybın ardından gelen sessiz kabullenişi ve insanın kendi içindeki kırık parçalarla yeniden bağ kurma çabasını son derece zarif bir dille anlatıyor. Yazarın en güçlü yanı ise bunu büyük dramatik çıkışlarla değil; küçük detaylar, iç sesler ve ince duygular üzerinden kurabilmesi. Bu yüzden kitap boyunca kendimizi yalnızca bir hikâye okumuyormuş gibi değil, sanki birinin en saklı duygularına tanıklık ediyormuş gibi hissediyoruz. Yokluk Ülkesi’nde yaşayan, hayal mi gerçek mi bilemeden birbirinden ayrılamayan iki ruhun hikâyesine eşlik ediyoruz. Petrikor, yağmurun toprağa düştüğü o ilk anın kokusu. Kadın ve adam ne zaman bir araya gelse yağmur yağıyor ve o koku sanki bir mesaj veriyor. Ionix döngüsü sırasında Oasis ve Lapis gezegenlerinin birbirine yaklaşıp uzaklaşması gibiydi kadın ve adamın tüm ilişkisi. Ionix daha çok soğuk, uzak ve biraz yalnız bir yer. Oasis ise tam
Edebiyat
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202677 okunma