“Tezinizi aşk üzerine yazsaydınız onu nasıl hayal ederdiniz çok merak ettim,” dedi Max Werner.
“Aşkı nasıl mı hayal ederdim? Ah, çok basit. Son derece sade ve sağlıklı. Sanırım hiç de şeytani ve romantik sayılamayacak şeylerle karşılaştırırdım aşkı. Her gün açlığımızı giderdiğimiz kutsal, doyuran ekmekle; her güne evimizi açtığımız hayat veren taze havayla. Sonuç olarak her şeyi borçlu olduğumuz ama haklarında pek öyle tumturaklı laflar etmediğimiz en önemli, en doğal, en güzel şeylerle.”
“Tanrı’nın en güzel, en canlı renkleri, en coşkun yaşam güçlerini esirgemediği, bir geyik kadar kıvrak, bir kamış kadar ince ve narin kıldığı, o iri gözlerinde ruhun yalımlarını tutuşturduğu bu genç kızı görüyordum.”