İblis: Şeytan demektir. Bu cin taifesinden bir ferttir. Küfre yetenekli bulunmuş, Adem'e secde etmekten kaçınmış bu husustaki ilâhî emri doğru görmemiş, bu sebeple Allah'ın kahrına uğrayarak ebediyen küfür içinde kalmıştır. Kendisi ve soyu öteden beri insanlığı saptırmaya çalışmaktadırlar. Bunların bu gizli, ruhî saptırma ve aldatmalarından kaçınmak, her akıllı mükellef insanın en önemli vazifesidir. I-51
Meleklerin Hz. Adem'e yaptıkları secde ile lügat manası kastedilmiştir. Bunun mana-i şerifi kastedilecek olursa bu, Adem'in kıymetini, şanını yüceltmek meleklerin ilâhî emre ne kadar itaatli olduklarını göstermek için Hz. Adem'in bir kıble yeri makamında bulunmasından ibarettir. I-50
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
*''Hani biz meleklere demiştik ki Adem'e secde ediniz. Onlar da hemen secde edivermişlerdi. Yalnız şeytan kaçınmış, kibirlenmiş ve kafirlerden olmuştu.''* Bakara 2/34.
Bu ilâhî beyan gösteriyor ki Hak Teâlâ'nın herhangi bir emir ve yasağını kabul etmek ve ona saygı göstermek iman alâmetidir, dinin gereğidir. Buna aykırı harekette bulunmak ise küfür ve taşkınlık nişanesidir. İşte bu secde hususundaki ilahî emri beğenmemek alçaklığında bulunan iblis, bu yüzden ebedî bir zarara uğramıştır. I-49
6) Cemil Bey, kurtuluştan sonra İzmir'in ekonomik ve sosyal görünüşünü de şöyle anlatıyor:
"İzmir'in Yunan işgalinden kurtarılmasından sonra şehirde sefâletle ihtişam bir arada yürümeye başlamıştı. Çünkü, bu süre zarfında yağmacılık hareketleri olmuş, dost düşmana karışmış, Rumların büyük kısmı ve azınlıklar şehri terk etmiş, birtakım düşük seviyeli kimselerin eline bol para geçmişti. Bu para bolluğu üç yıl sürdü. İzmir halkının büyük bir kısmı, vur patlasın para yemeye başladı. Öyle ki, sinemaya vereceği elli kuruşu cebindeki paraların arasında bulamayan ve bir liralık banknot atıp, üstünü almayan adam sayısı pek fazla idi. Ayrıca âsâyiş de iyi sayılmazdı."
7) Anılarda, farklı dönemlerdeki sinema/film sansürü hakkında bilgi edinmek de mümkün: "Sansürde beni en çok meşgül eden film, E. Hemingway'in 'Çanlar Kimin İçin Çalıyor?' filmi olmuştur. Hemingway'in solculuğu bahane edilerek, filme izin vermediler. Väliye, İçişleri Bakanı'na kadar çıkarak, zorla izin alabildim. İkinci Dünya Savaşı'na doğru sansür daha da artırıldı. Daha sonraki yıllarda bir süre bu yüzden ağır cezaya düşmemiz vardır. Bize muntazaman gelen Paramound Jurnalleri'nden biri de Stalin'in ölümü üzerine idi. Filmden önce gösterilen Stalin'in ölümü merasimlerine âit kısa bir gösteri, ihbar kabûl ediliyor ve biz mahkemeye çağrılıyoruz. İznin alınmış olduğunu ispât ediyorum, böylece yakamızı sıyırıyoruz."14
"Rus filmleri de peşinden sökün etti. Ancak sansür kuş uçurmuyor. Gelen filmlerden ancak bir tanesine izin verebildi ve onu gösterdik. "15
8) İkinci Dünya Savaşı yıllarında sinema/film propaganda-sı hızlanmıştır. Cemil Bey, başından geçen ilginç bir olayı şöyle naklediyor:
"O yıllarda da Almanlar, İstanbul'da dehşetli beşinci kol faaliyetleri yürütüyorlardı. Subaylarımızdan, askerî doktorlarımızdan