Kamelyalı Kadın İncelemesi
Puan vermedi
Toplumun onaylamadığı bir aşkın sonu ne olur? İnsan sevdiği için nelerden vazgeçebilir? Kamelyalı Kadın'ı bitirdiğinizde bu soruların yanıtlarını da bulmuş olacaksınız. Roman saçına taktığı kamelya çiçeklerinden dolayı çevresinde kamelyalı kadın olarak bilinen Marguerite Gauiter isimli bir kurtizanın hayatına giren Armand Duval ile yaşadığı değişimi anlatıyor. Armand,Marguerite'e diğer erkeklerin aksine derin ve samimi bir aşk besliyor. Marguerite ise hem yaşadığı hayattan hem de hastalığından dolayı gencin aşkına karşılık vermek istemese de zamanla aralarında oluşan sevgi onu da etkiliyor. Kendilerine herkesten uzak sakin bir hayat kuruyorlar. Ama geçmişi peşini bırakmayan Marguerite,sevdiği adamın mutsuzluğuna sebep olmamak için kendini eski mutsuz hayatına mahkum ediyor. Kitap, sade diliyle bir yandan insanın sevgiyle ne kadar değişebileceğini gösterirken bir yandan da ne kadar büyük bir sevgi olursa olsun hiçbir aşkın toplumsal baskıyla mücadele edemeyeceğini anlatıyor. Okurken zaman zaman Marguerite'e bazen de Armand'a kızacak ama en sonunda ikisi için de üzüleceksiniz. Keyifli okumalar:)
Kamelyalı KadınAlexandre Dumas (fils) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201924,1bin okunma
Asılacak Kadın incelemesi
Puan vermedi
Bu kitabı okurken bu kadar etkileyici bir hikayeye tanıklık edeceğimi düşünmemiştim. Bir dönem yasaklandığını öğrendikten sonra merak edip okumaya başlarken baş karakter Melek'e bu denli üzüleceğim aklıma gelmemişti. Şimdi kitabın biçemi hakkında biraz bilgi vermek istiyorum okumak isteyen arkadaşlar için. Kitap 3 ayrı bölümden oluşmakta:1. bölüm Melek'in ve evin kahyasının oğlunun Melek'in kocasını öldürme suçlamasıyla mahkemeye çıkarıldıktan sonra mahkeme yargıcının aklından geçenleri okuduğumuz bir iç monolog biçiminde yazılmış. 2. bölümde mahkemeden sonraki gece nezarethanede Melek'in aklından geçenleri okuyoruz. 3. bölüm ise Melek ile birlikte mahkemeye çıkan kahyanın oğlunun olayları en başından kaleme aldığı bir metinden oluşuyor. Kitap evin beyinin yatalak annesine bakıcı olarak gelen Melek'in hikayesini anlatıyor. Melek ilk başta kadına bakmak için geliyor ama kadının ölmesiyle birlikte hikaye tahmin edilemeyecek yerlere sürükleniyor. Kitapta rahatsız edici bölümler bulunuyor bu yüzden 18 yaşından küçükler okumamalı. Ben bu yazıyı kitabın yazarı pınar Kür'ün kitabının yasaklanması ile ilgili mahkemedeki savunmasından bir kesitle bitirmek istiyorum: Kitabımda rahatsız edici sahnelerin bulunduğu doğrudur lakin edebiyatın amaçlarından biri de kitleleri silkmek,uyanmalarını sağlamaktır bunun örneklerini dünya edebiyatında da görebilirsiniz. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Duygu ve Düşünce
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,5bin okunma
Reklam
Altınla Dokunmuş -Elizabeth Helen
8/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 08:32
Eş bağı iki ruhun birleşmesidir. Her anın,her neşenin,her acının,her nefesin paylaşılmasıdır. Bu, aşkın nihai ifadesi,zaman ve mekanı aşan bir bağ,başka kimsenin anlayamayacağı bir bağlantıdır. Dört vahşi prens Bir garip kitap yurdu Periler, büyü ve tehlikeyle dolu bir dünya Briar'ın Canavarları serisinin ikinci kitabı Altınla Dokunmuş, Keldarion Rosalina' ı insanların dünyası olan Orca Koyu'na geri dönmesi için zorladığı için kitabın ilk başında dört ay geçiyor ve Rosalina Castletree'ye geri dönmek için çabaladığını okuyoruz. Bu sahnelerde Rosalina'ın çaresizliğini çok hissettim ve babasıyla arasının düzelmesine sevindim. Kel;Ezryn,Dayton ve Farron'a Rosalina'ın gidişi hakkında yalan söylüyor. Ve onlar da kardeşlerine inanıp Rosalina'ı aramiyorlar. Kitabın başlarında Lucas karakterinin sahnelerini okurken sinirimi bozdu. Rosalina sahibiymiş gibi davranması,geri nişanlanmak için onu zorlaması çok sinir bozucuydu. Rosalina bir şekilde Ezryn'e ulaşmayı başarıyor ve gerçekleri anlatıyor. Ezryn'in o an gerçekleri öğrendikten sonra Kel'e hesap sorduğu sahne çok iyiydi. Ve daha sonra beraber Rosalina'ı geri almaya gitmeleri çok tatlı bir sahneydi. Daha sonra da kitapta Rosalina'ın dört prens ile maceralarını okumaya devam ediyoruz. Öncelikle kitabın yan boyama tasarımını çok beğendim. Bu kitapta Farron karakterinin yaşadığı sorunlar ile ilgili çok güzel bir tasarım olmuş. Kitapta bazı yerlerde satır boşluklarında sorunlar vardı malesef. İlk kitaba göre daha kalın ama akıcı olduğu için hızlı okunuyor. Ters harem ve fantastik türü olarak benim hoşuma giden bir seri. Bu kitabı da keyifle okudum.Kitapta Kel karakterinin Rosalina'a söylediği kelimeler ve yaptığı davranışlar çok kırıcıydı.Dayton ve Farron kitapta favori çiftlerimden biri,çok güzel sahneleri vardı. Özellikle
1000Kitap
Altınla DokunmuşElizabeth Helen · Sonsuz Kitap · 202624 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2026 8. kitabı
Kürk Mantolu Madonna benim okurken en çok etkilendiğim kitaplardan biri oldu. İlk başta sıradan bi hikaye gibi gelsede ilerledikçe insanı içine çekiyor. Raif Efendinin yaşadığı yalnızlık, içindeki kırgınlıklar ve Maria Puder'e duyduğu sevgi beni gerçekten duygulandırdı. Bence kitap aşkın sadece mutlu olmak olmadığını, bazen insanın içinde yıllarca taşıdığı bi özlem olduğunu anlatıyor. Kitabı bitirdikten sonra bile etkisi uzun süre geçmedi. Bazı insanların dışardan göründüğü gibi olmadığını ve en derin duygularını kimseye göstermediğini çok güzel anlatan bi kitap.
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,9bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 41. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 18:52
Evet, yine bir kitabın daha sonuna geldim. Sabahattin Ali'nin kitabı olan Kuyucaklı Yusuf'u yeni bitirdim ve kitap bana cidden çok garip geldi. Garipten kastım, okurken bu kitabı nedense İçimizdeki Şeytan'la birleştirdim. Özellikle iki kitaptaki kadın karakterleri, yani Macide ile Muazzez'i birbirine çok benzettim. İkisi de kendi dünyalarında sevgiyi ve aradıkları şeyi bulduklarını sandılar ama ne yazık ki Yusuf bu sevgiyi ve sahiplenmeyi tam olarak Muazzez'e gösteremedi. Tabii burada sadece Yusuf'u suçlamak da olmaz, sonuçta Yusuf'un çocukluktan gelme bir olayı, travması var. O içine kapanıklığı, kasaba hayatına ve toplumsal baskılara ayak uyduramayıp sürekli başka yere, kendi içine çekilmesi de bu durumda illaki büyük bir etkendir. Ama yine de Muazzez'i evde öylece başıboş bırakması, sadece gidip çalışması ve kadına asıl ihtiyacı olan ilgiyi göstermemesi kesinlikle Muazzez'in istediği, hatta hiçbir kadının isteyeceği bir şey değil. Muazzez sadece sığınacak güvenli bir yer ve gerçek bir sevgi arıyordu; Yusuf ise hem kendi içine çekildiği için hem de o çevre yüzünden Muazzez'i ihmal etti ve kasabanın o pis, yozlaşmış insanlarının ortasında tek başına bıraktı. Kitabın devamında da zaten bu ilgisizliğin ve geç kalmışlığın faturası çok ağır oldu. Yusuf onu korumak için ancak en sonlarda her şeyi geride bırakıp alıp gitme eyleminde bulundu ama artık iş işten geçmişti. Sevginin tek başına yetmediğini, insanın kendi içindeki sıkıntıların ve toplumsal baskıların her şeyi nasıl mahvedebileceğini çok buruk bir şekilde hissettiren, garip ama acayip etkileyici bir romandı.
Duygu ve Düşünce
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,5bin okunma
9/10
·288 syf.··
2026 56. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 16:44
Maurice, E.M Forster'ın 1913 yılında kaleme aldığı ama eşcinselliğin Birleşik Krallık'ta yasadışı olması ve toplumun bu konuya bakışının da oldukça olumsuz olması sebebiyle ancak ölümünün ardından, 1971 yılında yayınlanabilen bir kitap. Kendisi de eşcinsel olan Forster için bu kitap, hislerin kurumsallaşmış devlet, din ve sınıf aygıtlaryıla girdiği savaşın bir manifestosu aslında. Kitabın yazımından bir süre önce, 1895 yılında Oscar Wilde, ahlaksızlık suçlamasıyla yargılanıyor ve mahkumiyete çarptırılıyor. Bu da zaten halk içinde eşcinsel bireylerin endişelerine ek olarak, entelektüel dünyada da derin bir travma yaratmış. E.M Forster, kendi hayatında taşıdığı bu korkuyu, kitabı kurgularken doğrudan doğruya metne de entegre ediyor. Kitap, yazıldığı dönemde yayınlanamamış olsa ve eşcinsel karakterler içeren ilk veya tek kitap olmasa da edebiyat tarihinde devrimci bir rolü de var. O yıllarda queer temalı yazılan az eser var ve bunlar da sansürden kaçınabilmek veya toplumsal tepkiyi hafifletebilmek için karakterlerini her zaman trajik sonlara mahkum ediyorken Forster bunu kabul etmiyor ve şöyle bir not düşüyor: "Mutlu son neredeyse zorunluydu... Kelimelerin izin verdiği ölçüde iki erkeğin aşık olmasına ve sonsuza dek birlikteliğin tadını çıkarmasına kararlıydım. Edebiyat bu hakkı onlara tanımıyordu, ben tanımak zorundaydım."
MauriceE. M. Forster · İletişim Yayıncılık · 2018453 okunma
Reklam
Reklam