Her canlı varlığın, kendi tabiatından gelen bir sağ kalma biçimine gereksinimi olduğunu biliyorlar. Balığın suyun dışında yaşayabileceğini, köpeğin koku alma duyusu olmadan sağ kalabileceğini iddia etmiyorlar. Ama varlıkların en karmaşığı olan insana gelince, onun her koşulda var olabileceğini, kimliği, tabiatı olmadığını, sağ kalma yetenekleri yok edilse bile, aklı esir alınıp onlardan gelecek her emri uygulamaya ayarlansa bile, yine de yaşayamaması için hiçbir neden olmadığını iddia ediyorlar.
Yavrularına sağ kalmayı öğreten tüm canlıları düşündü. Kedilerin yavrularına avcılığı öğretmesi, kuşların uçmayı öğretmesi... oysa sağ kalmak için aklını kullanması gereken insan, çocuğa düşünmesini öğretmeyi beceremediği gibi, eğitim süreci boyunca onun beynini mahvediyor, onu düşünmenin kötü olduğuna inandırıyor, hem de bunu, o daha düşünmeyi öğrenmeden önce yapıyordu.
İnsan bir kuşu, yavrusunun kanat tüylerini yolar, sonra onu kendi kendine yaşasın diye yuvadan dışarı iterken görse, dehşete kapılır. Oysa kendi yavrusuna yaptığı tam da bu, diye düşündü.
Plato Film Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, Aralık 2006·Kitabı okudu
Övünmekten uzak dur!
Çünkü seni dinleyenler, doğru olanı dile getirsen bile, sana inanmazlar. Aksine onlar senden duyduklarını sırf seni yerip yere batırmak için kullanırlar.