<Rablerine küfredenlerin meseli şudur: Amelleri bir küle benzer ki onu fırtınalı bir günde rüzgar şiddetle savurmaktadır. Kazandıklarından hiçbir şey ellerine geçmez. İşte budur asıl o uzak dalâl.> (İbrahim 18)
«[M.Kemal:] ..nerede o eşşek Saffet Arıkan [Millî Eğitim Bakanı]? Biz onları bu gül gibi Türk çocuklarını zehirlesinler diye mi getirttik? Daha olmazsa biz onları geri yollar, bu çocukları da gönderir, Avrupa’da okuturuz.»
📗Haldun Derin - Çankaya Özel Kalemini Anımsarken, 1995, s. 110
Ömer Faruk Altay
Osmanlı devleti toprak kaybını her şey sandığı için moderleşmiş güçler karşısında tutunamadı. Toprak kaybını önlemenin tek yolunun savaş meydanında üstünlük elde etmek olduğu yanılgısına uğradığı için de ordunun ıslahıyla her şeyin yoluna gireceği inancına kapıldı. Sonuç olarak modernleşmenin öncülüğü orduya tanındı. Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti'nin devamıysa, bunun sebebi devam eden sosyal gerçekliğin "modernleşme" oluşu, modernleşmenin öncülüğünü ordunun üstlenmiş oluşudur.