Bir insanın kafasında doğan dahice veya yeni her düşüncede, hatta ciddi her düşüncede, onu anlatmak için ciltlerce kitap yazsa, otuz beş yıl sözlü olarak anlatmaya çalışsa yine de kafasından bir türlü dışarı çıkmayan, ömür boyu içinde kalacak, başkalarına anlatamayacağı bir şeyler her zaman vardır. Böylece belki de en önemli düşüncelerini, düşüncelerinin o bölümlerini hiç kimseye tam olarak anlatamadan ölür.
“Çok büyük bir arzuyla aşık olmayı denedim, hem de iki kez. Öyle ki, inanır mısınız bu yüzden acı çektim. Ruhumun derinliklerinde bir şey acı çektiğime inanmaz, benimle alay ederdi ama ben acıdan kıvranmaya devam ederdim, gerçek bir acı çekerdim, öylesine kıskanırdım ki; adeta delirirdim. Bütün bu olanlar can sıkıntısından oluyordu, baylar; hareketsizliğim beni bir böcek gibi eziyordu.”