Kuzeyin buz kesen soğuğunda insanın hayvana, hayvanın insana ve her ikisinde doğaya karşı verdiği hayatta kalma mücadelesi...
Safkan kurt bir baba ve köpek bir anneden olan Beyaz Diş'in doğmadan biraz daha öncesinde başlıyor mücadele. Melez kurdumuzun doğumuna, vahşi doğayı, kendini, türünü, tanrısını tanımasına, yabanın onu her fırsatta çağırmasına rağmen nasıl evcilleştiğine onun gözünden tanık oluyor, London'ın muhteşem betimlemeleriyle açlığı da soğuğu da ilik ilik hissediyoruz.
Yakın zamanda kuzeyin yaban hayatıyla ilgili izlediğim bir belgeselden dolayı bu açlık savaşına, köye yanaşması ve kar tavuğuna saldırmalarına (izlediğim bir tilkiydi tabi) birebir tanık olmuş gibi hissettim. London gerçekten bir belgesel gibi anlatıyor. Etkilenmemek elde değil.
Beyaz Diş'in tanrıyla (insanla) ilk tanışması kızılderililerle oluyor. Asıl vahşetin doğadan değil tanrıdan geldiğini öğreniyor. Kim daha vahşi? Yabani bir kurt mu, yoksa üstünlüğüne inanan insan mı? Bunu sormadan geçemiyoruz. Ona zarar vermese de işkence eden insanı da, evcilleşmediği için öldürülmeyi haketmediğini savunup sevgiyi öğreten insanı da görüyoruz. Beyaz Diş'in Scoot ile tanışmasıyla da duygusallığı bir an bırakmayan sıcacık bir başyapıt.
Keyifle okudum, keyifle okuyunuz.
Beyaz DişJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202095,5bin okunma