Bazen düşünürüm, ne kadar garip mahluķlarız? Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet eder; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hayır, benim çocukluğumun hürriyeti, hiç de bu cinsten bir hürriyet değildir. Evvela burası zannımca en mühimidir, onu bana kimse vermedi. Bu sızdırılmış altın külçesini birdenbire kendi içimde buldum. Tıpkı ağaçtaki kuş sesi, sudaki aydınlık gibi. Ve bir defa için buldum. Bulduğum günden beri de küçücük hayatım, fakir evimiz, etrafımızdaki insanlar, her şey değişti.
O, bana hiçbir şeye sahip olmadan, hiçbir şeye aldırmadan yaşamayı öğretti. Insan işlerine uzaktan bakmayı oradan ögrendim.
Oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının eteklerine, yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim. Öyle bir tüketmek ki, sonucu yepyeni bir "ben"e ulaştırırdı beni.
Dönelim... Dönmek yenilmektir biraz da, yarım kalmasıdır çıkışlarımızın, korkaklıktır, alışkanlıkların güvenli küflü kabuklarına sığınmaktır...
Olsun, dönelim biz yine de.