Emel Aslı

Emel Aslı
“Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım. Hayat, ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer.” #martin eden/jack london
Kitaplar, kitaplar yanlış tanıttı bizi!
Bütün geleceğimi kararttın. Oysa, kitaplardan söz ederken sesin ne kadar farklıydı.
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Çok ufak şeyler" ama önemli olan da bu ufak şeyler. İşte her zaman bu ufak şeyler mahveder her şeyi...
1000Kitap
4/10
·160 syf.··
2019 7. kitabı
"İnsanlar bu dünyada birbirlerini ne kadar nadir anlıyorlar." Goethe'nin romanı yazmadan kısa bir süre önce asistanlık yaptığı yerde Charlotte adlı bir kıza duyduğu imkansız aşkından ve aynı dönemde yakın arkadaşı Wilhelm'im intihar etmesinden esinlenerek 1774'te sadece iki haftada yazdığı yarı-kurgusal bir kitap. Yazıldığı dönem Almanya'da birçok kişiyi derinden etkileyerek intihara sürükler ve bir yandan da 'Werther gibi giyinme' furyası başlar. Almanya sokakları bir anda sarı pantolon-mavi ceketli gençlerle dolar. Sebep olduğu intiharlardan sonra yasaklı kitaplar listesine girer ve yeniden yayınladığında; " Siz, siz olun da beni izlemeyin, siz siz olun! Yalnızca siz!" notu ile basılır. Intihar vakalarındaki artış, kitabın ruhunuzu alıp götüren sıkıcılığı gibi olumsuz yönlerini saymazsak bir kitabın toplumu giyimine dek bu kadar etkileyebilmesi ne müthiş şey!
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Parodi Yayınları · 2018150,2bin okunma
Sarhoş olma bahanesi arkasına sığınmakta neydi?
Aptalca ve dahası çok alçaltıcı bir mazeret. Gerçek, şaraptaydı ve işte şarapta bütün doğruları söylemişti. Yani kalbindeki kabalık ve kıskançlıkla dolu pislikleri açığa çıkarmıştı.
7/10
·218 syf.··
2019 14. kitabı
Nedir bu beyaz geceler? Çar büyük petro tarafından kurulan Petrogrand'ın, daha sonraları bolşevik ihtilalinde liderligi ile Lenin'in adını alıp Leningrand diye anılan ve şimdilerde St. Petersburg olarak bilinen kentte, kuzey kutbuna yakınlığı nedeniyle mayıs ayının ortalarından temmuz ayının ortalarına kadar güneşin neredeyse hiç batmaması olayı. Dostoyevski'nin hayalperest olarak tanıttığı kahramanımız yalnız belki de tek başına bir adam. Gerçekten de herkes için yabancıydım diyor ancak yalnızlığı kendi seçiyor. Bu yuzden tek başına. Bir yandan kimse olsun istemiyor, çevresindeki yapılarla insanlardan daha iyi bağ kuruyor. (Bunu St. Petersburg'un etkileyici barok mimarisine bağlıyorum). Bir yandan da ilk görüşte aşık olabilecek kadar istiyor birilerinin olmasını. Sonuçta kim yalnız kalabilir ki hayatında!? Işte bizim hayalperestte yalnız olamayıp ilk görüşte kaptırıyor kendini ve Neva nehri yakınlarında dört gunde başlayan - gelişen - biten aşk hikayesini anlatıyor bizlere. Komik geliyor dimi dört günlük bu derin aşk? Gelmesin. Hepimizin belki dört görüşmelik olmasa da böyle kısacık ilişkileri olmuştur. Bu da traji-komik ama konumuzla pek alakası yok. Komik çünkü, bizim hayalperest "mutlu ol yeter" diyerek sevdiği kızın sevdiği adamı bulup biraraya getiriyor bunları. Traji-komik çünkü, kimseyi biraraya getirmesek de, birçogumuzun "umarım mutlu olursun" diye biten vedaları vardır. Nerden mi biliyorum!? Konumuzun bununla da bir ilgisi yok tabi. Ah, "Senin elin soğuk benimkisi sıcak. Ne kadar körsün Nastenka!" Bir de kalkmış "Aynı anda ikinizi birden sevebilseydim keşke!" (s. 78) diyorsun. Olur şey değil Nastenka!
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102,3bin okunma