Bir Tereddüdün Romanı'nda şöyle denir: “İnsan, çektiği ıstırap nispetinde zevk duyar: Ne kadar acıkırsa yemekten, ne kadar ararsa bulmaktan o derece zevk alır. İhtiyaç ve ıstırapla, başarı ve saadet arasındaki bu uyum, bütün insanlar arasında tam ve ezeli bir eşitlik temin etmiştir.”
İsviçreli yazar ve ressam Hermann Hesse, “Her insanın hayatı, onu kendisine götüren bir yoldur" diyor. İşte yaşadığımız musibetler, bizi kendimize tanıtacak, başka insanlardan ayrımımızı bize gösterecek olan birer 'danışman'dırlar. Fıtratımızın özelliklerini keşfedebilmek, Rabbimizin bizi hangi esmanın tecelligâhı olarak yarattığını görebilmek için verilmiş özel fırsatlardır onlar.
Efendimiz (sav) buyururlar ki, "Şayet kula, Allah'ın katında, ameliyle ulaşamayacağı bir derece takdir edilmişse, Allah onu bedeni, çocuğu veya malı ile sınar. Sonra Allah, kendisine takdir edilen dereceye ulaşması için ona sabır verir.” (Ebû Dâvud, Cenâiz,1)
🌹