"EBABİL"
Alıp içinde sesler uçuşan bu akşamdan Hâfızamı bir deniz kıyısına çeken yol, Aydınlık rüyaların peşine düşen gondol Mavi bir denizde yüzer gibi yanan şamdan. Tuşların üstünde karanlığın heyulâsı Ve birden kalbe çırpınışlar veren hâtıra. Çekmede beni saadet dolu dünyalara Mine parmaklarında sadalaşan hulyası. Sıyrılmada gözlerimden yıllarca geceler Ve yalnız kalmada bir yaza râm olan sahil, Uçuşmada gökyüzünde bir sürü ebabil: Sevgimi ve hasretimi ebedî kılan yer. Açık pancurlarından seslerin dökülüşü.. Bir göl mü ürpermede ruhun uzaklarında? En yakın sevgiyi duymayan dudaklarında Her yaşayıştan daha güzel olan gülüşü. Ilık gölgelerde uyutup düşünceleri Beyaz eteklerile bana göründüğü an Ve kapıları yeşil sabahlara açılan Sıcak tahayyüllerle dolu yaz geceleri. Renkli fanusların altına doğan dünyası, Omuzlarında ay ışığından örgülerle Eklenmede içime hasret kaldığım yerle Mine parmaklarında sadalaşan hulyası.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gitmek, mümkün mü artık.
Alacabaykuş, doğumunu görmüş ormanı terk etmek için hiçbir arzu duymaz. Karasağanın (ebabil kuşu) ya da kırlangıcın ise daha yuvadan çıkar çıkmaz tek bir acelesi vardır: gitmek!
Sayfa 95 - Domingo 1. Basım 2020
Alıntı
Şafak vakti çanların etrafında uçuşup duran ebabil kuşları gibi hep aynı düşler etrafında dolanıp duruyordum düşüncelere dalıyor, hüzünleniyor, hatta ağlıyordum. Fakat içimdeki yaşama arzusu, âdeta baharda yeşeren otlar gibi kâh okuduğum dizelerin kâh akşamın güzelliğinin getirdiği bu hüzün ve gözyaşları arasından kendini belli ediyordu.
Sayfa 10·Kitabı okudu
Alıntı
Ebabil
Her yaşayıştan daha güzel olan gülüşü.
Sayfa 152·Kitabı okudu
Şiir
Ses'e kalırsa, insan ne isterse onu görürdü. Sadece gelecekte değil, geçmişte de. Hakikat tekti, değişmezdi. Şans, kader, kısmet, bizim elimizde değildi. Ama yine de her şeye rağmen, karar verdiği duyguyu yaşamaya muktedirdi insan. Büyük yıkımlardan güçlenerek çıkanlar da, ufacık talihsizliklerde yok olup gidenler de buna örnekti. İnsan evvela ne istediğine karar vermeliydi. Hayat nasılsa geçiyordu. Onu kahrederek mi tüketecekti, yoksa zevk ederek mi? Çünkü mutsuz olmaya karar vereni, başına değil talih, ebabil kuşu bile konsa, yolundan çeviremezdi. Hayata kahretmeyi tarikat edinmiş olan, her türlü güzellikte bir çirkinlik, her türlü sevinçte bir mahzunluk bulmayı, sadece ve sadece onu solumayı becerirdi.
Sayfa 220·Kitabı okudu