Kırk yıldan kısa bir zaman önce İngilizler hâlâ yasalar çerçevesinde insanları satılabilir birer mal olarak esaret altında tutabiliyorlardı: son yüzyılda onları kaçırıp taşıyarak, kelimenin tam anlamıyla ölümüne çalıştırabiliyorlardı.
Bir kişi cinayetle suçlanıyorsa, o kişinin kendi suçsuzluğunu kanıtlaması değil, onu suçlayanların suçun o kişi tarafından işlendiğine dair kanıt vermesi beklenir.
Ahlak, kural ya da emir değil, idealdir, ya da daha çok onun koşullarından biridir. Ideal ise ancak düşüncede, zihinde gerçekleşebildiğinde, ancak sonsuz bir biçimde ulaşıldığında, dolayısıyla ideale yaklaşma olasılığı sınırsız olduğunda idealdir.
Bir sigara yaktım. İnsan, karar verilemeyen çelişkili durumlar çemberi içinde dönüp dururken sigara içer. Ben de zihnimi dumana boğmak, çelişkileri görmemek için peş peşe sigara içiyordum.