Puan vermedi·384 syf.··
2026 462. kitabı
Sanat adı altında yazılan çizilen her şeyin belli bir ahlaksal bir prensibi olması gerekiyor. Dostoyevski'nin ebedi koca kitabında o masum kız çocuğunun ölümü gibi bu kitaplarda da her daim Mazlum masum olan insanların ölümleri gerçekleşiyor. Ben kitabın büyüklüğü yazarın büyüklüğü ne olursa olsun bir sanat eserin içerisinde bir kız çocuğunun veya bir kadının ölmesine karşıyım. Feminizm saçmalıklarından demiyorum. Çünkü bu tanrı kompleksi olan aşağılık bir durumdur. Kendisinden aciz olana el kaldırmak ve onu yaşamaktan mahrum bırakmak İnsan işi değil... Olmuş olan durumu belirtmek veya bunu farklı bir dille, anlatmak içinse yazılabilirim ama gerisi bana mantıklı gelmiyor
Kazanan YalnızdırPaulo Coelho · Can Yayınları · 20091,897 okunma
Böyle Buyurdu Zerdüşt: Uçurumun Üzerindeki İp
Puan vermedi
Bu kitabı bitirdiğimde Nietzsche'nin fikirlerini öğrenmiş olmaktan çok, kendi içimde sakladığım sorularla yüzleşmiş hissettim. Çünkü Zerdüşt, bana dünyanın ne olduğunu anlatmıyor; benim kim olduğumu sorgulatıyor. Friedrich Nietzsche burada bir ahlak öğretmeni gibi konuşmaz. Bir peygamber gibi de konuşmaz. Daha çok, insanın üzerine örttüğü bütün yalanları tek tek kaldıran acımasız bir arkeolog gibidir. Onun kazdığı yer tarih değil, insan ruhudur. Kitabı okurken sürekli şu düşünceye döndüm: İnsan gerçekten kendi hayatını mı yaşar, yoksa kendisinden beklenen hayatı mı? Nietzsche'nin "sürü ahlakı" dediği şey tam da burada ortaya çıkıyor. Çoğumuz özgür olduğumuzu düşünürüz; fakat inançlarımızın, korkularımızın, ideallerimizin ne kadarının bize ait olduğunu sorgulamayız. Zerdüşt bana, insanın en büyük hapishanesinin duvarlar değil, alışkanlıklar olduğunu hatırlattı. Üstinsan kavramını da hiçbir zaman güç ya da üstünlük meselesi olarak okumadım. Benim gözümde Üstinsan, kendisini sürekli aşmaya çalışan insandır. Dün inandığı şeyi bugün eleştirebilen, kendi hakikatini yeniden kurabilen, konforunu değil dönüşümünü seçebilen insan... Çünkü Nietzsche'nin dünyasında insan tamamlanmış bir varlık değil, sürekli oluş hâlindeki bir ihtimaldir. Kitabın en sarsıcı tarafı ise bana göre ebedî dönüş düşüncesiydi. Eğer aynı hayatı sonsuz kez yaşamak zorunda olsaydım, buna razı olur muydum? Bu soru ilk bakışta metafizik görünür ama aslında bütünüyle etik bir sorudur. Çünkü insanın yaşamına verdiği değer, onun tekrarına vereceği cevapta gizlidir. Ben bu soruyu okurken geçmişime değil, bugünüme baktım. Çünkü tekrar yaşamak istemeyeceğim bir hayatın içinde yaşıyorsam, asıl problem kaderde değil seçimlerimdedir. Nietzsche'nin "Tanrı öldü" sözü de bana hiçbir zaman basit bir ateizm ilanı gibi
Felsefe
Böyle Buyurdu ZerdüştFriedrich Nietzsche · Akış Yayınları · 199447,7bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sanatçı güzel şeylerin yaratıcısıdır
8/10
·258 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 12:08
Dorian Gray'in Portresi - Oscar Wilde "Yaşamın amacı kendi kendini geliştirmek, tekâmül etmektir. Dünyaya gelme sebebimiz özümüzün farkına varmaktır." Oscar Wilde'ın en önemli ve tartışmalı eserlerinden birisi olan Dorian Gray'in Portresi, Dorian adında oldukça yakışıklı ve çevresi tarafından hayranlık duyulan bir adamın, ebedi gençlik arzusu sonucu yapılan sanat eserinin, bir insanın ömrünü nasıl bu kadar etkileyebileceğini anlatmaktadır. Hikâyede üç önemli karakter ön plana çıkmaktadır. Ana karakter Dorian, Lord Henry ve ressam Basil. Lord Henry, felsefi ve sanatsal olan konuşmaları yüzünden Dorian'ı etkisi altına almış, son derece bilgili ve kültürlü birisidir. Yaptığı yerinde tespitler ve dünya görüşü, onu diğer insanlardan farklı bir konuma yerleştirmesine sebep olmaktadır. Lord Henry'nin, insana dair önemli görüşleri şunlardır: "Modern çağın ideali iyi eğitimli insandır. İyi eğitim görmüş insanın zihni ise korkunçtur; her şeyin ederinin üzerinde satıldığı canavarlarla dolu, tozlu bir çıfıt çarşısı gibidir." "Bir insanı etkilemek ona kendi ruhunu vermektir. Etkilenen kişi artık kendi fikirleriyle düşünemez, kendi tutkularıyla yanıp tutuşamaz hale gelir." "Yaşamın amacı kendi kendini geliştirmek, tekâmül etmektir. Dünyaya gelme sebebimiz özümüzün farkına varmaktır." "Sahip olunabilecek en kıymetli şey gençliktir." "Günümüzde insanlar benliklerini sinsice kuşatan sağduyudan ölüyor; aslında asla pişman olunmaması gereken tek şeyin hataları olduğunu anladıklarındaysa iş işten geçmiş oluyor." Lord Henry'nin söylediği bu çarpıcı sözler belki de günümüz açısından değerlendirildiğinde dahi oldukça önemli olan, insana dair birçok şeyi hatırlatmaktadır. Bunlardan en dikkat çekicisi çevremize karşı en faydalı olacak şekilde yaşamak ve bu hayatta; kalıcı,
Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399,3bin okunma
Puan vermedi
Öncelikle kitap bir aşk romanı değildir. Kendini bulma ve kendinle yüzleşme romanıdır, ayrıca Türkiye'nin en büyük sorunu olan modernleşme krizinin ve cinsiyet rollerinin paradigmatik değişiminin romanıdır. Spoiler içerir. Raif Bey Ankara'da kimsenin takmadığı zavallının teki. Karısı, kızları, patronu takmıyor ve herkes tarafından kullanılıyor. Hikâyeyi anlatan kişi bile onu oksijen israfı olarak görüyor. Bu kadar düşmüş, zavallı biri artık karşı tarafta agresyon uyandırıyor. Kendi evinde karısıyla, kızlarıyla ve içgüveysi damatlarıyla korkunç bir anaerki yaşıyor. Ama bu bir sonuç, Raif Bey'in biyografisine bakıldığı zaman mitik bir biçimde bu kader örülüyor. Raif Bey'in babası fabrikatör, İstanbul'da yaşıyorlar ve annesi ölmüş, yani Raif Bey'in babası daha paşa Osmanlı'yı temsil ediyor ve öykü de İstanbul'da başlıyor. Babası onu Almanya'ya gönderiyor, sabun tozu fabrikasının başına geçebilmesi için. Berlin'e, yani klasik modernizmde cinsiyet rollerinin en kaygan olduğu dünya başkentine gidiyor. Berlin aynı zamanda erkekliğin yitirildiği ve inanılmaz liberal bir cinsiyet anlayışının başkenti. Tabii bu özgürlüğünün faturasını Nazi Almanyası ile ödüyor Almanlar. Faşizm ve Alman nazizmi bu yitirilmiş erkekliği geri getirme çabasından başka bir şey değildi. Berlin'e gidiyor ve sergide dolanırken o meşhur tabloyu görüyor. Babasının oğlu, babasının sanatını devam ettirmek için, üstün Alman kalitesiyle zanaatini öğrensin ve geri dönüp babasından fabrikayı devralsın diye gittiği yerde zanaat öğrenmek yerine annesizlikten o Madonna tablosuna sarıyor. Kürk ilksel bir şey ve avcılık-toplayıcılık dönemini hatırlatır. Freud'a göre annenin cinsel organının Ödipal erkekteki ilk intibasıdır. Sabahattin Ali kitabın da ismi olan Kürk Mantolu Madonna ismini Rönesans dönemi
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,5bin okunma
10/10
·239 syf.··
2026 20. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 15:56
İmam Gazali'nin kıymetli eserlerinden biri olan "Ölüm ve Ötesi", insanoğlunun bu dünyadaki yaşamı ve sonrasındaki ebedi evreni derinlemesine tefekkür etmesini sağlıyor. Kuran-ı Kerim ayetleri, Peygamber Efendimizin hadis-i şerifleri ve önemli ve derin sahabeler ile peygamberlerin hayatından verdiği örneklerle,bizleri hayatın gerçekleri ve ölümün ötesindeki hakikatler üzerine düşünmeye davet ediyor. Bu eser, inancımızı bir kez daha gözden geçireceğimizi ve derin bir tefekkür almamızı ölümün her an bizimle olduğunu derin düşüncelerin birliğini sağlayıp duyguların ve düşüncenin içinde bütünlüğü bozmadan ilerlemek ve yol bulmak için eşsiz bir fırsat bizler için manevi derinliği arayanlara en güzel tavsiye... Ölüm ve Ötesi
Din
Ölüm ve Ötesiİmam Gazali · Hikmet Neşriyat · 20153,827 okunma
Martin Eden İncelemesi
Puan vermedi·517 syf.··
2026 5. kitabı
Martin Eden,insanın yaşama amacının ne olması gerektiğini ve toplumun iki yüzlülüğünü en iyi anlatan kitaplardan biri. Martin,kitaplara ilgili yoksul bir denizcidir. Arkadaşı ile bir köşkün tamirat işlerini yapmak için gittiği evde evin kızı Ruth'a aşık olur. Ruth da bu gençten etkilenir ve aralarında bir ilişki başlar ama aralarındaki kültürel ve ekonomik farklılıklar günler geçtikçe belirginleşir ve ilişkilerini yıpratır. Martin,Ruth'u kaybetmemek için ünlü bir yazar olmayı,toplumdan saygınlık görmeyi hedefler ve bunu yaşam amacı haline getirir. Bunları başarırsa sevdiği kadınla sonsuza kadar mutlu olacağını düşünür. Ama hayatın, ona istediklerini kolay kolay vermeye niyeti yoktur. Martin,mükemmel bir kitap yazmak ve ünlü olmak için gece gündüz çalışır. Öyle ki bazen aç kalır, bazen uykusuz kalır. Lakin o, bunlardan yüksünmez zira bu yolun sonunda ebedi mutluluk vardır. Bir süre sonra birikmiş parası bitince kaldığı pansiyonun sahibi çıkmasını ister. Böylece Martin,yazmaya bir süre ara vermek zorunda kalır. Bir gemide hiç de insani olmayan koşullarda çalışmaya başlar. Üstelik hiç kimse, onun hedeflerini gerçekleştireceğine inanmaz;herkes,hayalperest olarak görür. Ruth'un ailesi,kızlarının yoksul ve "olmayacak hayaller" peşinde koşan bu gençle birlikte olmasını istemez. Ruth, başta dirense de bu baskıya daha fazla dayanamaz ve Martin'i terk edip zengin bir adamla görüşmeye başlar. Martin ise umudunu yavaş yavaş kaybetse de yazmaya devam eder. Bir gün aniden şöhret basamaklarını tırmanmaya başlayan Martin,ünlü olduktan sonra insanların ona olan davranışlarının değişmesi ile bu iki yüzlülük karşısında derin bir depresyona girer. Aslında Martin yolda olmayı varacağı yerden daha çok sevdi. Hayatının merkezine başarabileceği bir şey koydu. Bu da; onun,hedeflerine
Duygu ve Düşünce
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma