İnsanların her zaman birbirlerinden uzakta olduklarını fark etti, birisi acı çektiğinde, acısı sadece kendisine ait oluyor, hiç kimse o acıyı birazcık olsun dindiremiyordu...
Fransa’da hayat kadınlarının çocuk doğurmalarına izin verilmeyen bir dönemde, bir hayat kadınının oğlu olarak dünyaya gelen Momo ve bu çocukların bakımını üstlenen Madam Rosa’nın hikayesi.
Okumaya başlamadan önce kitabın çok dram ağırlıklı olacağını düşünmüştüm fakat anlatılmak istenen konuyu dramatize etmeden hatta yeri geldiğinde sizi gülümseterek on yaşındaki bir çocuğun gözünden o kadar güzel anlatmış ki yazar. Momo seni çok sevdim :)
Çocukluktan beri yapmak istediğimiz bir sürü şeyi yapmaktan, sadece etrafımızdakiler “bu işi yapamaz” dediği için, kim bilir kaç kere vazgeçmişizdir...