e

e
@ebrarfilan
ağlayan bir melez ben.
Bir insana, hiç kimseyle olmadığımız gibi bağlı olmak için, yan yana olmamız gerekmez.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hiç unutamayacak mıyım diye merak ediyorum artık. Belki insanın bazı biçimlendirici evrelerde yaşadığı bazı acılar onun benliğine işliyordur.
Edebiyat
10/10
·92 syf.··
Beğendi
·
2022 13. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2022 16:47
tanıştım sonunda tanıştım Gürbüz'le oturduğum masadan kalkmadan ilk buluşmamız bitti ve her anından aldığım keyif kimi gözlerim yaşlı kimi aşkı bulmuş surat ifadem kimiyse hayretli sevincimle sürdü gitti valla çokça durdum, çokça durdum ki tattırdığı kocaman duyguları heybemde taşırken dökmeyeyim önümdeki günlerde diğer eserleriyle de çarpılmak için sabırsızlanıyorum varlığıyla kendime yaklaştıran, burdayım ben buralara aidim dedirten insanlar bulduğum sürece ölüm çağrılarım şımarıklık ve ahlaksızlığımdandır, iyi günler. bu arada kambur için gri kurşun kalemim eşlik etti bana, bayağı bir küçüldü kendisi ki memnun görevinin kutsallığından, ee insan hayran olduğu ruhla aynı duyguları paylaşmaktan çok neyi vurgulamalı? çok azını paylaşayım istedim; "Kalabalık, bana yakın bir kalabalık bulabilmek umuduyla, uzak kalabalıklardan ıssızlıklara kaçardım." "Bana renk bile sormayın -bir beyazdan ya da sarıdan ne anladığınızı bilmeden size yanıt veremem." "Kayıtsızlığımın bir nedeni de, yaşamda kendimi perdede seyrediyor gibi hissetmem." "Güvendiğim tek şey, bir gün ölecek olmam." "İnsan ara sıra evini yakmalı -ve çıkıp seyretmeli." "Bana en uzak yerlerdeyim çoğu zaman -sonsuz yaşamın içindeki düzelmeyen kambur..."
KamburŞule Gürbüz · İletişim Yayıncılık · 20198,6bin okunma
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2018 45. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2018 21:42
Tatar Çölü, yalnızlığın, yanlış tercihlerin, alışmanın, vazgeçememenin, beklemenin, umut etmenin, acı çekmenin, özlemenin, yaşamın, ölümün kitabı... Kısacası insan hayatı içerisinde yer alan en gerçek duyguların kitabı. Yalnızlık ömür boyudur. İnsan ne kadar büyük kalabalıklar içerisinde bulunursa bulunsun yalnızdır. Ne yaparsa yapsın bu uçsuz bucaksız yalnızlık hissini, yüreğindeki o kocaman boşluğu söküp atamaz. Bir yakınımız öldüğünde, en yakın arkadaşımızla kavga ettiğimizde, sevgilimizden ayrıldığımızda o yalnızlık hissini en derin şekilde yaşarız. Çünkü beklemediğimiz ve hiç ummadığımız bir durumla karşı karşıya kalmışızdır. İşte o an yüreğimizin sesini dinlediğimizde ne kadar yalnız olduğumuzun farkına varırız. Ve hiç kimse bu yalnızlık hissimize gelip de çare olamaz. Çünkü acı çektiğimizde o acımız sadece kendimize aittir. Bize özeldir. O acıyı birazcık olsun dindirmemiz, acımızdan bir parça olsun alıp başkasına vermemiz mümkün değildir. Kurulacak hiçbir cümle veya söylenecek söz acımızı dindirmeye, yaralarımıza merhem olmaya yetmez. İşte o zaman anlarız ki, yalnızızdır, hem de yapayalnız... Yalnızlığımızın içerisinde hep bir bekleyiş, hep bir umut ediş vardır. Bir gün, yıllar boyunca beklediğimiz ve olmasını hayal ettiğimiz şeyler olacak diye bekleriz. O kutlu günü iple çekeriz. Geleceğin bizim için çok daha güzel bir hayat hazırladığını umut ederiz. Hatta bütün hayatımızı belki de o beklediğimiz gaye uğrunda gözümüzü kırpmadan harcarız. Yıllarımızı, senelerimizi o kutlu gün için feda ederiz. O gün geldiğinde bütün çabalarımızın ve emeklerimizin karşılığını bulacağını ve o günden sonra çok daha güzel bir hayata sahip olacağımızı umut ederiz. Peki ya o beklediğimiz kutlu gün hiç gelmezse? Daha doğrusu kitaptaki soruyu direkt sorayım: "Ya, gayet sıradan bir
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma