"Çocuklarımız iyi okuyamadıkları, yazamadıkları, sayamadıkları gibi şimdi artık çivi de çakamıyor, bir tahtayı rendeleyemiyor, testere veya tornavida tutamıyor, yumurta kaynatamıyor, kendilerini eğlendirecek ve sağlıklı tutacak yollar bulamıyorlar."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Erkeklerin sormaktan en çok hoşlandıkları soru "Beni anlıyor musun?"dur. Anlaşılmayacak matah olduklarından değil. Erkeklerin en mühim dertlerinden biridir bu, onları hiç kimsenin anlamadığını düşünürler; onları hiç kimsenin anlamayacağına inanmak isterler. Beni kimse anlayamaz derler. Beni bugüne kadar kimse anlamadı, derler. Beni çözmek kolay değildir kızım, derler. Kendilerini çözümü kolay olmayan zorlu bir bilmece gibi sunmaya bayılırlar. Çok derin bir adam olduklarını, herkesten çok farklı olduklarını, kimselere benzemediklerini, düşünürler. Halbuki sen, beş tanesini tanıdığında, hepsini birden tanımış gibi olursun; hepsinin birbirinin aynı olduğunu, en azından kendilerini biricik ve benzersiz sanmalarının bile nasıl aynı olduğunu fark edersin."
-Karım piano çalacak,- dedi.
-Piano! Ne işe yarar bu piano?
-Ne işe mi yarar? En hoş yanı, iş denen o lanet şeye yaramaması. İş denen şeyden bıktım artık...