Taşkent’in, Semerkant’ın, Buhara‘nın ve Bakü’nün mübarek toprağına, bir kardeş bahçesine, bir baba ocağına yatar gibi uzandım. Sonra usulca dönüp toprağa öptüm. Şükrüm, sevincim, huzurum, Türkistan ve Azerbaycan ufuklarından taşacak kadar büyüktü. Bu vuslatın -kavuşmanın- yüreğime ve gözlerime nakışladığı nur, beni ebediyen aydınlatacaktır.