Ebuzer: Ali Şeriati'nin Adalet Devrimcisi Portresi
Ali Şeriati, 20. yüzyılın İslamcı düşünürlerinden biri olarak, geleneksel dinî anlatıları sosyolojik ve devrimci bir mercekle yeniden yorumlamasıyla tanınır. 1933-1977 yılları arasında yaşayan Şeriati, Sorbonne'da sosyoloji eğitimi almış, Batı felsefesiyle (özellikle Marksizm ve varoluşçuluk) İslamî kaynakları sentezleyerek, İran İslam Devrimi'nin ideolojik temellerini atmıştır. Ebuzer (orijinal adıyla Abu Dharr), 1970'lerde yazılmış ve konferanslarından derlenmiş bu eser, Hz. Muhammed'in sahabelerinden Ebuzer el-Gıfari'nin hayatını biyografik bir roman havasında anlatırken, Şeriati'nin İslam'ı kapitalizme ve otoriter sapmalara karşı bir kurtuluş ideolojisi olarak konumlandıran yorumlarını içerir. 216 sayfalık kitap, Fecr Yayınevi tarafından basılmış olup, Ebuzer'i "yalnız doğan, yalnız yaşayan ve yalnız haşrolunan" bir figür olarak sunar. Bu inceleme, eserin özgün bir okumasını yaparak, Şeriati'nin anti-kapitalist eleştirisini, adalet odaklı tevhid kavramını ve günümüz Müslüman entelektüelleri için taşıdığı dönüştürücü gücü ele alacaktır.Eserin temel tezi, İslam'ın devrimci özünün Ebuzer gibi figürlerde somutlaştığı ve Peygamber sonrası dönemde bu özün "sağa kayarak" sınıf ayrıcalıklarıyla bozulduğudur. Şeriati, Ebuzer'i ilk "mülk karşıtı" olarak niteler; onun mücadelesini, yoksulluğun küfür olarak lanetlenmesi ve sermaye biriktirmenin cehennem azabıyla cezalandırılması (Tevbe Suresi 34) üzerinden yorumlar. Cahiliye dönemi şirkini, ekonomik sömürüyle iç içe bir sistem olarak teşhis eder: Putlar, ticaret kervanlarını koruyan bir araçtır; Gıfar kabilesi gibi yoksul bedeviler dışlanır. İslam ise "Tevhid" devrimiyle eşitlik getirir: "Allah ve ekmek bir safta, tağut ve açlık diğerinde." Şeriati, bu tezi Marksist sınıf