Şu dakikada, ben de Dulcine'sine giden Don Kişot'un benzeriyim ve öyle kalmak bana bir utanma vermiyor. Yürüyorum. Yürüdükçe, gönlümdeki çoşkunluk artıyor. Ayaklarımın altında çatırdayan kuru toprağı bir çimenlik sanıyorum.
Bakın, ben, dünyaya gözlerimi açtığımdan beri karanlık gecede dolaşıp duruyorum. Bazen uzakta, varla yok arası bir ışık belirince, bir böcek gibi oraya yöneliyorum. Ne var ki, sonra bu ışığı da karanlık yutuyor ve kendimi yeniden zifiri karanlık gecenin içinde buluyorum.