Zaman bilindiği gibi bazen kuş gibi uçar bazen de solucan gibi sürünerek geçer ama insan en çok zamanın ağır mı yoksa çabuk mu geçtiğini fark etmediği vakit kendisini iyi hisseder.
Önce bilimsellik sonra bilim.
Önce sanatsallık sonra sanat.
Dinde de böyledir. Önce dindarlık, sonra da bu duygunun tezahürü olan din gelir. Kaldı ki dinin özü ritüellerde, ona giden yollarda, ayinlerde saklı değildir. Bunlar da gerekli elbette ve hepsinin derin, felsefi, sanatsal bir anlamı da vardır