İnsanları sevebilmek, onlarla baş edebilecek yöntemleri geliştirebilmeyi gerektirir. Bununla kastedilen, karşımızda düşmanlar varmışçasına geliştirilecek savunma yöntemleri değil, kendimizi dürüst ve açık bir biçimde yaşayabilme yürekliliğini gösterebilmektedir. Sinsice yaşanan duygular, insanların bize, bizim de onlara ulaşabilmemizi engeller. Çünkü onlar gerçek bizi değil, gösterdiğimiz yanlarımızı kabul ederler. Sonunda, kabul edilen gerçek benliğimiz olmadığından, kendimizi de kabul edilmiş hissedemeyiz.
Kendimi sana, güzelliğine, yüzüne, vücuduna, tabiatına, kısacası her şeyine öyle vermişim, mevcudiyetimi o kadar sana hasretmişim ki bana bu son mektubun gibi bir mektup yazdığın vakit beni anlamadığına hükmetmekte tereddüt etmem. Yalnız senin için yaşıyorum, yalnız senin için yaşamak istiyorum.