*SPOİLER*
Çok derin ve etkileyici bir kitaptı. Kitapta Martin Eden'in macerasını birlikte yaşıyoruz. Martin maddi durumu kötü, geçimini denizcilik yaparak sağlayan bir gençken Ruth isimli, burjuva sınıfından, üniversitede okuyan bir kıza en saf duygularıyla aşık oluyor. Onun sayesinde kendini eğitmeye ve edebiyat, adab-ı muaşeret kuralları, geometri, fen bilimleri, matematik gibi konularda kimi zaman kendini kütüphanelere kapatarak kimi zaman uyumadan Ruth'a ve ailesine uygun olabilmek; onların sınıfından biri olabilmek için gece gündüz çalışmaya başlıyor ve bunu bir tutku haline getiriyor. Ruth'a olan aşkı ve hayranlığı da günden güne artıyor. Birden içinde, etrafında gördüklerini, öğrendiği dil bilgisi kurallarına uygun olarak, kendi kelimeleriyle yüce bir şekilde ifade edebilme arzusu doğuyor ve kendi kendine denemeler, hikayeler, yazılar yazmaya başlıyor. Bunları öyle bir tutkuyla yapıyor ki gün içinde uyuduğu 4 saatlik bir uyku bile ona zaman kaybı gibi geliyor. Herkes bırak demesine rağmen büyük bir azimle ve kararlılıkla başaracağına yürekten inanarak çalışıyor ve sonunda gerçekten de başarıyor... Açlıktan ölecek gibi olsa da, tek bir meteliği dahi kalmasa da yazmayı sürdürüyor. Tüm bu çabalarının karşılığını aldığında, romanları basıldığındaysa inanılmaz bir tatminsizlik duygusu yaşıyor. İnsanların onun parası varken ve yokken davranış biçimleri arasındaki uçurum onu dehşete düşürüyor.
"Kimsenin kendisini yemeğe çağırmadığı, açlık içinde geçen günlerini hatırlıyordu. Asıl o zaman ihtiyacı vardı bu yemeklere, o yemekler olmadığı için güçten düşmüş, açlıktan bayılmış, bir deri bir kemiğe dönmüştü. İşin çelişkisi buradaydı. Yemek istediğinde kimse yemek vermemişti ama şimdi, kendine binlerce yemek satın alabileceği, iştahının kesildiği sırada sağdan soldan