Duyduk, rüzgar efendi duyduk. Kış geliyor diyorsun. Hoş geldi, sefalar getirdi. Gökten ne yağdı
da yer kabul etmedi? Sen öyle delicoş esip durma. İşleme fakirin ciğerine ... Harmanda isteriz, nazlı geline dönersin. Duyduk,işte kış geliyor. Sen söylemeden ağaçlar söyledi onu. Baksana dere boyundaki kavaklara, bir uçlarında kaldı yaprak. Sen bilir misin
ne der o yapraklar. Kış geliyor der. Hem de zorlusundan ... Allahteala bilir gayrik karın kalkmasını. Mart
mı der, nisan mı der? Sen ecik yavan gel insanın üstüne... Üşüdük işte, donduk işte. Hal kalmadı çift demirini sökmeye ..
Cankız Abla Servet'i görünce tarifsiz coşkuyla ayağa kalktı, sarıldı.
"Abla ben hastayım, uzak dur sana da bulaşırsa."
"Yeğenim, bulaşan hastalık senden olsun. Gel bir daha sarılayım. Nasılsın anlat bakalım? Öyle ya Almanya belasından kurtuldun. Zaten ben dediydim. Almanya'da çalışacak adam ecik arsız, ecik yırtık olacak. Seni oralarda üç günde harcarlardı. Kaynanan, kayınbaban da sahip çıkmazdı. Sefil olur geri dónerdin. Bak gurban olduğum mevlam senin elinden tuttu. Oğlum senin için dua eden birinin duası kabul olmuş. Bence benim duamdır. Ben sana çok dua ettim ablam. İnanmazsın tabii. Cankız Ablam'ın ettiği duadan ne olacak dersin amma bu işler hiç belli olmaz. Kim ne dua eder bilinmez."
"Ne demeliyiz ki?"
"Oğlum sen lafa karışma, kendini düşünme. Bırak kız açılsın. Ecik saf adam gibi olacaksın. Kızlar saf oğlan görünce iştahlanır, aklında ne varsa söyler. "