İnsanların acıyı eczane raflarına sıkıştırdığı ve yok etmek istediği bir çağa denk geldik. Acı, artık sadece fiziksel bir ızdırap ve yok edilmesi gereken bir kötülük olarak algılanıyor.
Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.
"Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yönden öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi."
Ayrıca insan aşkının bir emridir.— Bir çocuğun suç olduğu durumlar vardır: Kronik sakatların ve üçüncü derece nevrastenik kişilerin durumunda. Böyle bir durumda ne yapmalıyız?— Onları en azından iffetli olmaya cesaretlendirmeyi deneyebiliriz, belki de Parsifal müziğinin yardımıyla: Tipik bir geri zekâlı olan Parsifal’in, kendini çoğaltmamak için bir sürü nedeni vardı; buradaki sorun, belirli bir kendini “kontrol” etme (—uyarıcılara, hatta çok hafif cinsel uyarıcılara bile tepki vermeme) yetersizliğinin genel tükenmişliğin en düzenli sonuçlarından biri olmasındadır. Örneğin Leopardi’yi iffetli bir kişi olarak düşünmek hata olur. Rahipler, ahlakçılar böyle durumlarda umutsuz bir oyun oynarlar; bir eczaneye gitmek çok daha mantıklı olurdu. Bununla birlikte toplumun burada bir görevi vardır: Üzerine çok daha az baskı uygulanabilir ve daha az temel taleplerde bulunulabilir. Yaşamın en büyük yediemini olarak toplum, ters giden her yaşam için yaşamın kendisine karşı sorumludur—aynı zamanda bu yaşamların bedelini de ödemek zorundadır: Dolayısıyla onları önlemelidir. Sayısız durumda toplum üremeyi önlemelidir: Bu amaçla soya, rütbeye veya tine bakmaksızın, en sert sınırlama araçlarını, özgürlükten yoksun bırakma araçlarını, bazı durumlarda hadım etme araçlarını hazır tutmalıdır.—
Dekadanların yaşamlarının yasaklanması: “Ürememelisin!” ciddiyetiyle karşılaştırıldığında, İncil’deki yasaklama: “Öldürmemelisin!” bir parça naifliktir— Yaşamın kendisi bir organizmanın sağlıklı ve dejenere parçaları arasında hiçbir dayanışma, hiçbir “eşit hak” kabul etmemektedir: Ya dejenere olan parça kesilip atılacaktır—ya da bütün yok olacaktır.— Dekadanlar için sempati, zayıf bünyeliler için eşit haklar—en derin ahlaksızlık; ahlaklılık olarak doğa karşıtlığının bizzat kendisi olurdu!
Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş atmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.