EDEBİYAT DURAĞI DERGİSİ

EDEBİYAT DURAĞI DERGİSİ
SİZ YAZIN BİZ YAYINLAYALIM destek @ eddergi. com iletisim @ eddergi. com
Puan vermedi
Kitap, daha önce yaşanmış tarihi olaylardan Amerika ve Avrupa’da yaşanılanların yanı sıra İran İslam Devrimi gibi, Vietnam ve Afganistan savaşları gibi, İsrail-Filistin sorunu gibi birçok problemlerden yola çıkarak bir entelektüel görev tanımından veyahut dünyada tüm bunlar olurken nasıl bir yerde durmaları gerektiğinden, dinler ve milletlerle olan ilişkilerinden, siyasi rollerinden, bir ölçüde bunları yapılırken geçirilen süreçten, yaşanılan haksızlık ve sürgünlerden başlayıp bu aydın sınıfını, altı başlık altında bizlere sunulmasıdır diyebiliriz…
Edebiyat
EntelektüelEdward Said · Ayrıntı Yayınları · 20111,194 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·172 syf.··
2022 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2022 01:05
Alex, üç arkadaşı ile birlikte şiddetin her türlüsünü üreten ve zevk alan biridir. Tabii aynı zamanda, içinde üç arkadaşınında bulunduğu çetenin lideridir. Dim, Pete ve Georgie ile birlikte dizginlenemez şiddet arzularını masum insanlara zarar vererek dindirirler. Çete lideri Alex, şiddet arzusunu Beethoven’ın 9. Senfonisi ile diri tutar. (Burası önemli bir noktadır, dikkattinizi cekmek isterim) Çete, aralarında kendi ürettikleri, son derece kaba ve argo kelimelerden oluşan, Rusça kökenli “Nadsat” dilinde konuşur. Bir süre sonra çete içinde yaşanan liderlik çatışması, Alex’in kodesi boylaması ile son bulur ve hikaye başlar. Dönemin iktidar partisi seçimi kazanmak için, “Suçluları Yeniden Topluma Kazandırma” programı kapsamında, “Ludovico” adlı bir laboratuar çalışması geliştirmiştir. Ludovico, suçluları topluma kazandırmakla birlikte, suçluların yeniden suç işlemelerini engellemeyi vaat eden bir deneydir. Fakat hem yöntemleri hem de sonuçları bakımından son derece insanlık dışıdır. Bu deneyin ilk kobayı olan Alex, Ludovico’nun insanlık dışı bir program olduğunu, deneyi tamamlayıp serbest kalınca kanıtlar.
Edebiyat
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma
Puan vermedi·
Modern insan için var olmak, yüce bir anlamdan yoksun, hiç bulunmayacakda olsa anlama arayışının sürdüğü bunalımlı bir varoluştur. Kimileri ise bu varoluş şuurununun farkında olamayacaktır hiçbir zaman -ki bunlar nispeten şanslı kişilerdir- (“Yalnızca asla düşünmeyenler, başka bir deyişle yaşamak için gereken şeylerden başka bir şey düşünmeyenler mutlu oluyor” dedi. Evet evet doğru bu.) kimileri de bu şuura ermiş, varoluşun dayanılmaz ağırlığını omuzlarında hissetmekte ve kendisi gibi saçma, dünyaya fırlatılmışlığını anlamlandıracak “aşkın” bir varlığın olamayacağını düşünmektedir. J.P. Sartre’ın “bulantı” dediği bu durum varoluşun şuuru ile başlamakta ve varlığının sonuna dek orada durmaktadır. Varlığını kendinden aşkın bir varlıkla anlamlandıramayan varlık için tek yol kendini yaratmasıdır. Her insan kendini yaratmak durumunda olduğu için bu sorumluluğun omuzlarımıza yüklenmesi bulantıyı da beraberinde getirecektir. Ancak bu bulantı kendimizi yaratmaktan alıkoymadığı gibi aksine varlığı harekete geçiren ve hareketle birleştiren merkez çekici bir bulantıdır da. Bu durumda kendimizi yaratma yolunda daima bir bulantı içindeyizdir… Bulantı hayatın geçici olmayan tatlarından biridir çünkü beni ben yapar. Seni sen yapan sen değilsindir, fakat yinede seni sen yapan sensindir… Peki, insanın kendini yaratması mümkün müdür? Elbette. Peki, “belirlenmiş” hayatımız ile saatlerin arasına sıkıştırılarak hızın kölesi haline getirilen yaşamlarımızda mümkün müdür? Elbette, bu da mümkündür. Ne istediğinizi iyi bilmek, belki de istediğiniz şey sizin için hiç de iyi değildir, diye anlamca basit görünüm itibariyle varoluşsal olan bir sözün akla getirerek bu yaratma sürecinde doğru olanı nasıl seçeceğiz? Cevap: deneme-bulantı-yanılma-bulantı-deneyim-yine bulantı. Neyse çok derine
Edebiyat-Düşünce
BulantıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 202128,1bin okunma
Puan vermedi·142 syf.·
Alt kültürün kült kitabı haline gelen bu eser, hayatı yaşayarak yazan; 1970 yılı doğumlu Kanat Güner’in kısa yaşamına sığdırdığı bir çok şeyin yanında “Eroin Güncesi” adlı kitabı da sığdırarak tribünlere kendi dramını oynamasını anlatıyor bize. Zor yaşamın kollarına savrulan ve bu sofrada kendi kişisel saflığından ötürü değerleri uğruna mücadele etmekten vazgeçmeyen Kanat, bunun bedelini de hayatıyla ödedi: Tıpkı yitik 80 kuşağının bir çok bireyi gibi. İçine itildikleri değer kavramlarının aslında bireyin silikleştiği, çarkların bir parçası olmaya zorlandığı ve adına Üniversite denen kurumların birinden; Tıp Fakültesi 4. sınıftan ayrılmak zorunda kaldı. Kanat Güner, gördüğü eğitimin en çok işlenen; yani insan hayatının biyolojik şeyi; H(eyç)’i seçerek oynadı kendi dramını… O uyuşturucuya kısaca ‘H’ diyordu… Bazı şeyler dar, olduğu gibi görünen, ruhsuz ama içtendir. Arka sokaklarda olduğunu bildiğin küçük hayatlardan biri gibi; önemsiz, karanlık ve hislidir.
1000Kitap
Eroin GüncesiKanat Güner · Stüdyo İmge · 20011,699 okunma
Puan vermedi
Bu incelemede Nietzsche’nin bu eserinde bahsettiği ve üzerinde ısrarla durduğu Üstinsan kavramına, eserin içeriğine, diline ve neyi amaçladığına, Zerdüşt ve Üstinsan figürlerinin edebiyat dünyasındaki benzerlerine değiniyor. Çok yoğun, yorucu ve bir o kadar da uzun bir yolculuk olacak ama en sonunda Zerdüşt’ü anlamış olarak ayrılacağız buradan (öyle sanıyorum), kemerleri bağlayın başlıyoruz. ”Putları yıkmak eskiden beri işimin bir parçası.” Kim bu Zerdüşt? Kim ki bizim putlarımızı yıkacakmış? Zerdüşt de kendisini: ‘’Bakın, ben yıldırım habercisiyim ve ağır bir damlayım buluttan düşen: Bu yıldırımın adı Üstinsandır.’’ şeklinde tanımlar.
1000Kitap
Böyle Söyledi ZerdüştFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202447,7bin okunma