Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Edip Cansever - Kirli Ağustos (Kendi Sesimden)
O da var olanın ağır ağır yokluğu
Şurada bir gündüz kımıldamakta
Dağılmanın beyaz organı; tuz birikintileri
Gibi bir gündüz
Kalın kabuklarını kaldırır doğa.
Düşer bir balıkçının tersi olan şey
Kirli Ağustos! Beni oradan oraya götüren eşya
Aklımda üç beş otel ya kalır
Ya kalmaz üç beş otel aklımda
O da değil bir otelin kendisi
Yalnızlığın kahverengi organı; düş birikintisi
Bir de kahverengi alevlerden yapılma.
Başka değil, yokluğu görmek için
Kirli ağustos! göz kapaklarımı da yaktım sonunda.
Yemin ederim size baylar, fazla bilinçli olmak bir hastalıktır. Gerçek, tam bir hastalıktır. Sıradan bir bilinç, insanın yaşamı için fazlasıyla yeterlidir.
Behzat Ç.’nin toplumsal bir figüre dönüşmesinde, Serbes’in kullandığı dil ve tekniklerin payını yadsımamak gerekir. Onu okurken ya da izlerken, sanki tüm diyalogların içinde kendinizi buluyorsunuz.
Roman tekniği açısından bakıldığında, Son Hafriyat’ta flashback (geri dönüş) ve iç monolog unsurlarının son derece yerinde kullanıldığını görüyoruz. Ayrıca birkaç noktada söz sanatlarından telmihe de başvurulduğunu söylemek mümkün.
Bu arada Emrah Serbes, satır aralarında “İki çay söylemiştik, orada biri açık” diyerek Cemal Süreya’ya; “Sözde Kızlar” ifadesiyle ise Peyami Safa’ya selam çakmayı ihmal etmiyor. :))
Son Hafriyat, Ankara’nın ayazı kadar keskin, ama bir o kadar da içe işleyen bir roman.
Herkese keyifli okumalar dilerim :))