Atsız kitabı o kadar güzel anlatmış ve beynimize işlenecek şekilde kurgulamış ki kitap boyunca kendimi Ötüken de bir atın sırtında etrafı izliyormuş gibi hissettim. Kitap genel özet olarak Kürşad ve 40 askerinin Çin sarayını basmasını anlatıyor ancak oraya gelene kadar Ötüken'de Kürşad'ın budunda yaşıyorsunuz. Atsız yalın bir dil kullanmasına karşın eski Türkçe kelimeleri de sıklıkla kullandığı için şuan ki kelimelerin köklerine de erişebiliyoruz. Mesela us kelimesi akıl, bun kelimesi keder demekmiş. Hem öğreten hem de başka bir aleme götüren bir kitaptı. Kitap bitince rüyadan uyanmış gibi hissettim kendimi. Okurken atın sırtında gezdiğimi, ok gezlediğimi, kımız içip çadırlarda uyuduğumu hissettim. Kıtlık gördüm, savaş gördüm. Kürşad'ın o son zamanlarına tanık oldum. 40 kişi toplanıp Çin sarayını bastık. Vize için okumak zorunda olduğum en güzel kitaplardan biriydi.