Öykü, Clarissa’nın 1902-12(8. ve 18. yaşları) yılları arasında geçen çocukluk-ergenlik dönemiyle başlıyor. Bir manastırda okuyan ve pek arkadaşı olmayan Clarissa, oldukça içine kapanık ve asosyal birisidir. Babası Alman ordusunda görev yapan, Yüzbaşı Leopald Franz Xaver Schuhmeister idi. Yüksek askeri çevrede, en bilgili, en donanımlı taktik uzmanı ve kuramcıydı. Oldukça çalışkan, vatansever ve çokça saygı duyulan bir askerdi. Oğlu ise (Clarissa’nın ağabeyi)kendisinin yolundan gitmek isteyen Eduard idi. Eduard ile Clarissa hiç birbirine benzemezdi. Babası kızını da sever fakat sevgisini daha çok soyunun devamı olarak gördüğü oğluna göstermektedir.
Clarissa, babasının sorunları yüzünden 18 yaşında manastırdan ayrılmak zorunda kalır ve dünyaca ünlü bir sinir hastalıkları olan Viyanalı Dr. Hofrat Silberstein’in yanında çalışmaya başlar. Clarissa’nın potansiyelini görüp beğenen Dr. Silberstein onu asistanı yapar ve kendisinin yerine İsviçre’ye kongreye gönderir. Burada, oldukça donanımlı, insan haklarına saygılı, gerçek bir entelektüel olan öğretmen Fransız Leonard ile tanışır.
Hayatının bu dönemine kadar gerek baba baskısı, gerek ait olduğu toplumun örf adet ve geleneklerine göre yetişen Clarissa, Leonard’a aşık olmuştur. Leonard da ona aşık olmuştur. Bu ikili İsviçre’de güzel aşkla dolu güzel vakitler geçirirken I. Dünya Savaşı patlak vermiştir. İkilinin aşkı yarım kalır. Leonard askere çağırılır(gitmek istemese de), Clarissa da o gittikten sonra memleketine döner. Babasının kızı olan Clarissa cephede hemşirelik yapar ve savaştan dönen yaralı askerleri tedavi eder. Bir vakit sonra Leonard’dan hamile olduğunu öğrenir. Bunu gizlemek zorundadır. Çünkü kocası bir Fransız fakat kendisi Alman’dır. Babasına ve ülkesine ihanet ettiğini düşünür ve çocuğu aldırmak için Dr.