12 yaşındaysanız veya iqnuz 50 ise faydalı olabilir onun haricinde beyni olan birinin okumasına gerek yok. Bir şey ifade eden cümleler 1 sayfayı doldurmaz.
Felsefe ile alakalı birikimim az. Yakın zamanda da ideolojileri araştırmaya başlamıştım ve burada gördüğüm diyalektik materyalizm, felsefe bilgi birikimimde yoktu. Bunun üstüne birkaç kitap aldım ve tam o dönemde de arkadaşım bu kitabı önerdi. Ve ilaç gibi geldi diyebilirim.
Kitapta katılmadığım birkaç yer olmasına rağmen komünizm ve kapitalizmi anlamama çok yardımcı oldu. Basit bir dille yazılmasına rağmen içeriği çok dolu dolu. Ayrıca diyalektik, metafizik, idealizm ve materyalizm gibi kavramların anlamları kafamda çok daha iyi oturdu. Yalnız şunu söylemek lazım ki yazar yanlı bir şekilde yazmış ama niyeyse bu bana rahatsızlık vermedi bunun nedenini konuyu iyi anlatmasına bağlıyorum.
Yazarı biraz araştırdığımda komünist partide olduğundan tutuklanıp işkence gördüğünü daha sonra da nazilere teslim edildiğini ve kurşuna dizildiğini ayrıca karısının da toplama kampında öldüğünü öğrendim. Bu da yazarı ekstra sevmeme yol açtı.
Muhteşem kitaptı, çok sürükleyiciydi. İnsanların tamamının mutlu olmasının sağlandığı ve bunun için gerçeğin gözden çıkarıldığı bir devlet yapısını anlatıyor. Bu düzeni sindiremeyen birkaç karakterin etrafında da kitap şekilleniyor.
İdeal devlet hakkında size çok sayıda cevap ve bir o kadar da soru verecek. Tavsiye edilir.
İçimizdeki Şeytan ve Kürk Mantolu Madonna'dan sonra okuduğum üçüncü Sabahattin Ali kitabıydı ve okuduğum ilk ikisine kıyasla zayıf geldi. Sanki bu kitabı mesleği öğrenmek için yazmış gibi. Yanlış anlamayın kitap kötü değil fakat diğer kitaplarının yanında sıradan geldi bana.
Güzel olan şeyler de var tabi. Mesela 1940 Türkiye'si ile ilgili çok şey öğreniyorsunuz. O dönemki insanların toprak ağalarından çektikleri, doğum konusunun ne kadar sıkıntılı olduğu, eğitim alamayan çocukları vs. Ayrıca efsane olan Sabahattin Ali edebi dili bu kitapta da var.Kitap olarak bakarsanız iyi, Sabahattin Ali kitabı olarak bakarsanız sıradan. Okunur mu? Evet.
Sabahattin AliSırça Köşk
Şununla başlamak istiyorum: Kitabı okuyanların yüzde doksanının bu kitabın çoğunu anlamadığına eminim. Neden mi? Çünkü Türkiye'de ne kadar entelektüel bilgi birikimin olursa olsun genelde o bilgiler burada çok detay verilerek işlenen Hristiyanlık ve yunan mitolojisini içermiyor, içeriyorsa bile bu kitapta yazılanları anlayacak kadar değil. Bu kitabı okumayı düşünen sen de büyük ihtimal bu büyük yüzdeye dahil olacaksın peki bu bir sorun mu? Ben de bu anlamayanlar kümesindeyim ama kitabın çoğunu anlayamasam bile bana birçok bilgi, araştırılacak ve sorgulacak konular bıraktı. Bundan başka ne istenir ki zaten bir kitaptan, o yüzden okuyun derim ama kolay bir kitap olmadığını da söyleyeyim. Genel hislerim bu şekilde.
Daha önce pek çok kişinin yazdığı gibi kitabın konusu deliliğe övgüden ziyade ahmaklığa övgü. Başlıkta niye böyle çevrilmiş bilemiyorum. Kitabın 1 hafta gibi bir sürede yazıldığı da belirtilmiş, ben kitabı okurken bazı tutarsızlıklar buldum ve onu buna yordum. Ama yazar doğrunun ne olduğundan emin değildi ve farklı açıları bize göstermek istedi derseniz haklı olmanız olasıdır. Cevap hangisi siz okuyunca karar verirsiniz.
Kafamda kitabı iki bölüme ayırdım okurken ilk bölüm yani 1 ve 80.sayfa arası felsefi bir şekilde ahmaklığı yüceltmek, ikinci bölümse -ki bence bu kitabın yazılma amacı- 80.sayfadan itibaren başlayan bilumum papa, kardinal ve rahibe sağlam bir tokat çakmak için yazılmış. Bu bölümleri sürprizbozan olmadan kısaca anlatırsam:
İlk bölümde aslında ahmaklığın ne kadar büyük bir lütuf olduğundan bahsediyor yazar. Ahmakça davranışlar yapmasak nasıl dost edinebiliriz? İki bilgenin arkadaş olması mümkün müdür? veya
kendini beğenmek budalalıktır fakat bir sanatçı budala değilse yani kendini beğenmiyorsa nasıl ortaya iyi eser koyabilir? Aptallık