Ömer Karabayır

Ömer Karabayır
@editoromerkarabayir
Kıdemli Editör, yayın danışmanı, yazar ve istatistik uzmanıyım. Yayıncılık dünyasında yönetici editör olarak nitelikli eserleri okurla buluştururken, istatistik tarihi sahasında akademik araştırmalar yürütüyorum.
Editör, Yayın Danışmanı, Yazar
Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
İstanbul
İstanbul
24 okur puanı
Nisan 2026 tarihinde katıldı
Suriye ve Filistin Mektupları
Puan vermedi·208 syf.··
2019 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2019 00:00
Akçura’nın Suriye ve Filistin Mektupları, 1913'te Suriye, Filistin ve Kudüs ziyaretlerinde yazdığı ve Rusya’da Vakit gazetesinde yayımlanan 30 mektuptan oluşur. Suriye-Filistin bölgesini dünyanın en yaşlı ve ilginç yerlerinden biri olarak tanımlayan Akçura, buralara seyahatin de ilginç olduğunu belirtir. Bu toprakların yaşlılığını binlerce yıl evvelki medeniyetlerin varlığına, ilginçliğini de medeni dünyanın hemen bütün dinlerinin buralarda doğmuş olmasına bağlar. Birçok din, mezhep ve etnik kimliğin bir arada yaşamaya çalıştığı bu topraklarda gözlemler yapmak gerçekten ilgi çekici görünmektedir. Bu çeşitliliğe Avrupa’dan bazı milletlerin de katıldığını belirten Akçura, özellikle Fransızların Suriye’de kazanmaya çalıştığı itibara mektuplarında yer verir. Zaten Beyrut’ta dil, eğitim ve mektepler anlamında ciddi bir Fransız hâkimiyeti olduğundan da bahseder. Kitabın “Suriye Mektupları” bölümünde eğitim konusu ağırlığını hissettirir. Bir bölgede hâkimiyet kurmak için asker ve silah gücü çok önemlidir. Ancak bir milletin eğitimine müdahale ederseniz veya o bölgede kendi kültürünüzü aşılayacak eğitim kurumlarının açılmasını sağlarsanız uzun vadede kazanç elde etmiş olursunuz. Bu stratejiyi Suriye ve Filistin’de gerçekleştiren çeşitli Avrupa milletleri, Amerikalılar ve Yahudiler eğitime çok önem vermekte, Müslümanlar ise aksine, hâlâ iptidai tarzda eğitimde ısrar etmektedir. Gayrimüslimler kendi yurtlarından uzaklarda bile modern tarzda eğitim kurumları açarken, Müslümanlar kendilerine engel olunmadığı hâlde ısrarla yerinde saymaktadır. Akçura, Türk ve Tatarların en kısa zamanda daha fazla çalışıp Hristiyan dünyasıyla aralarındaki açığı kapatmazlarsa, siyasi ve medeni istikballerinin tehlikeye gireceğinden endişe eder. İlmî konuların yanı sıra Müslümanların ahlak ve
Tarih
Suriye ve Filistin MektuplarıYusuf Akçura · Ötüken Neşriyat · 2024141 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Türk Dünyası ve Matbuat
Puan vermedi·127 syf.··
2023 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2023 00:00
Türk dünyasında yazılı basının ortaya çıkışı ve gelişimi ne yazık ki yakın tarihli dönemlere rastlamaktadır. Bu faaliyetlerin geç ortaya çıkması bir yana, yayınların süreklilik arz etmesinde de güçlükler yaşanmıştır. Bunda elbette yeterince demokratik ortamın hazır olmayışının da etkisi vardır. Osmanlı Devleti’nde ilk gazetenin yayımlanmaya başladığı 1831 yılından bugüne kadar çok çeşitli gazete-dergi basılmış olsa da, süreklilik ve yayınlara tahammül noktasında hâlâ ciddi problemlerin olduğu rahatlıkla söylenebilir. Matbuat faaliyetlerin gecikmesi ve yetersizliğine ilaveten yayınları tanıtan, bu konuda derli toplu bilgileri edinmemize olanak sağlayan çalışmalarda da yetersizliklerin olduğu ortadadır. Bu kanayan yaraya parmak basarak sorumluluk üstlenen Sebahattin Şimşir’in eseri, söz konusu ihtiyacı giderme noktasında önemli bir adım sayılmalıdır. Kitabın arka kapağında yazar, eseri meydana getirme gerekçesini açıklarken bu alandaki ihtiyacın derecesine değinmiştir. Türk dünyası üzerine yapılan yayınlarda İsmail Gaspıralı, Şihabettin Mercani, Fatih Kerimi gibi istisna birkaç isim dışında ciddi çalışmaların olmaması ve üniversitelerde basınla ilgili derslerde açığa çıkan yetersizlik problemlerini kitabın kaleme alınmasındaki etkenler olarak sıralamıştır. Eserde her biri âdeta bir tanıtım yazısı mahiyetindeki gazete ve dergiler, hususi hikâyeleriyle okuru ilgili dönemin hadiseleriyle buluşturmaktadır. “Anadolu Türk Basını” adını taşıyan ilk bölümde önce Takvîm-i Vekâyi’den söz edilmiştir. Kitabın hazırlanmasındaki asıl maksat bugüne kadarki matbuatın tüm faaliyetlerini anlatmaktan ziyade bir bilinç oluşturmak, bu alanda yapılacak araştırmalara bir nevi kapı aralamak olduğu için yayınlara uzun uzadıya değil, birkaç sayfa alacak şekilde değinilmiştir. Kitap
Tarih
Türk Dünyası ve MatbuatSebahattin Şimşir · Post Yayın · 20188 okunma
Knut Hamsun ve Açlık
Puan vermedi·160 syf.··
2022 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2022 00:00
Hamsun, edebî yaşamında birçok zorlukla karşılaşmıştır. Herhangi bir eğitimi olmadığı hâlde, kendi imkânlarıyla kitaplar okuyarak kendini geliştiren Hamsun’un, genç yaşında edebiyatla ilgili vermek istediği seminerlere yalnızca altı yedi kişi katılmıştır. Ölümünün beklendiği bir hastalıktan kurtulmuş, hayata tekrar sıkıca sarılmıştır. Okuduğu kitaplardan etkilenerek kendisi de kitap yazmaya karar vermiş ancak kitapları basılmaya değer görülmemiştir. Şanssızlığı da hayli trajikomiktir. Yazarlık mesleğinde başarısını henüz kanıtlayamadığı dönemlerde çeşitli işlerde çalışmış, hayata tutunmayı başarmıştır. Zaten Hamsun’un ne kadar azimli bir insan olduğu eserinde de açıkça görülebilir. Her şeye rağmen, 1920'de kazandığı Nobel Edebiyat Ödülü'nden sonra maddi anlamda rahata kavuşmuş, kariyerinde hızlı adımlarla ilerlemeye başlamıştır. Knut Hamsun, meşhur eseri Açlık’ta, parasız kaldığı dönemlerde yaşadıklarını ustaca kâğıda dökmüştür. Kendisini anlattığı romanda, Hamsun’un karakter özelliklerini de açıkça kavramak mümkündür. Açlıkla boğuştuğu zamanlarda Tanrı’ya isyan hâli içerisinde olmasını acı bir biçimde yansıtmıştır. Yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen cömert bir karakter çizmesi ise oldukça ilginçtir. Kendisi de zor durumda olduğu hâlde, benzer durumdaki insanları gördüğünde –cebi boş olsa da- mutlaka eli cebine gider kahramanın. Hâlbuki öyle parasız ve çaresizdir ki, satabileceği bir şeyi kalmadığında yeleğinin düğmelerini satmaya çalışır. Hatta bunu yapabileceğine yürekten inanır, düğmeleri satmaya götürürken çocuklar gibi sevinir. Karnını doyurabilmesi, yazacağı üç beş makaleye bağlıdır. Ancak yaşadığı açlık yüzünden motivasyon sorunları yaşar. Hamsun’un, yazabilmek için ilham beklediği anları betimlediği bölümler, onun ne kadar güçlü bir kalem olduğunu
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
Seyyahlar Sultanı Evliya Çelebi
Puan vermedi·544 syf.··
2026 144. kitabı
Evliya Çelebi, seyahatin kendisinde bir tutku olmasıyla ilk gezisine 1630 yılında başlayarak 51 yıllık serüvene adım atmış olur. Bilindiği gibi bu süre zarfında 10 ciltlik meşhur eserini, seyahatnamesini kaleme alır. Prof. Dr. Nusret Çam, kendi çalışmaları sayesinde Evliya Çelebi’nin 51 yıllık süre zarfında yaptığı gezilerin Dünya ile Ay arasındaki mesafeye tekabül ettiğini vurgular. Evliya Çelebi’nin seyahatnamesi, birçok yönden diğer gezi kitaplarından farklılık gösterir. Onun İstanbul’da başlayıp Mısır’da sonlanan tarihî macerası dünya genelinde ün kazanmıştır. Seyahatnamelerin meydana getiriliş amacına uygun olarak o, gezdiği binlerce şehir, köy ve kasabada bölgelerin mimarisi, insanları, kültürü, sanatı, tarihi, dili ve benzeri konular hakkında ayrıntılı bilgiler verir. Nusret Çam’ın uzun bir çalışma döneminin ardından meydana getirdiği eser, Evliya Çelebi’nin doğru tanınması açısından önem arz etmektedir. Yazar, Evliya’ya objektif gözle bakarak; onun hakkında süregelen yanlış algının önüne geçilmesi ve düzeltilmesi yolunda çaba sarf ederek önemli bir çalışmaya imza atmıştır. Yalnızca seyahatnameye bağlı kalmamış, Evliya’nın yazdıklarını yorumlayarak onun karakterini ve güvenilirliğini analiz etmiştir. Çalışma sürecinde farklı kaynaklara başvurmuş ve yazılanları teyit etmeyi ihmal etmemiştir. Eserin dili gayet anlaşılır olmakla beraber, seyahatnameden iktibas edilen kısımlar için eski sözcüklerle arası iyi olmayanların, yanlarında bir sözlük bulundurmaları gerekebilir. Aşk Olsun Seyyahlar Sultanı Evliya Çelebi, Prof. Dr. Nusret Çam’ın Evliya Çelebi hakkında çıkaracağı ikinci kitabına kendi ifadesiyle “öncü” konumunda olsa da, farklı çalışmalar için başlı başına önemli bir kaynak niteliğindedir. Oldukça hacimli olan bu eser; okur kendini Evliya Çelebi’nin
Tarih
Aşk Olsun Seyyahlar Sultanı Evliya ÇelebiNusret Çam · Akçağ Yayınları · 20172 okunma
Başımıza Gelenler
Puan vermedi·758 syf.··
2026 141. kitabı
93 Harbi'nin hangi koşullarda gerçekleştiğinin, harbin ve mağlubiyetin nedenlerinin, harp esnasında askerin ruhsal durumunun ve harple alakalı pek çok hadisenin detaylıca ele alındığı Başımıza Gelenler, adının hakkını verecek şekilde oldukça kapsamlı bir eserdir. Kitap “Giriş” bölümü dışında yirmi altı bölümden oluşmaktadır. Ârif Bey, eserini kaleme alırken kimseyi kayırmadığını, olup biteni tüm açıklığıyla anlattığını; amacının, neşrettiği tarih ile kendisini dünyaya tanıtmak değil, torunlarına bir ibret vesikası bırakmak olduğunu belirtmektedir. Perde arkasında kalmış bazı hususların yok hükmüne geçmesine gönlü el vermediği için sahiplendiği bu işi, üzerine düşen önemli bir görev olarak görmektedir. Ârif Bey, kimi zaman bir siyasetname hâline bürünen eserinde, subayların hangi özelliklerde olması gerektiğine dair bilgilendirme ve önerilerde bulunmuştur. Bu minvalde, milletimizin yüzlerce yıllık sorunu olan liyakat hususuna bolca yer ayırmak durumunda kalmıştır. Özellikle kitabın beşinci bölümünde, hainlere rütbe verildiğinden, kiminin başarılı olamayacağına inandıkları hâlde zorla kumandan yapıldığından, yüksek rütbelerdeki bazı subayların korkaklığından dert yanmaktadır. Görevden kaçmanın, ikiyüzlülüğün ve yalancılığın Ardahan’ın kaybında olduğu gibi zaman zaman başarısızlıklara neden olduğundan söz etmektedir. Öte yandan, mesela Kars müdafaasında ahalinin daha gayretkeş olduğunu da sevinçle anlatmaktadır. Bazı paşaların inisiyatif alma konusuna da sınıfta kaldıkları dikkat çeken bir durumdur. 93 Harbi'nden on yıl evvel, Kütahyalı Âkif Bey gibi bazı gayretli subayların boş vakitlerde Rusya hududunu gezerek bir haritasını çıkarma teklifini, dönemin istihkâm komisyonu reisi Fosfor Mustafa Paşa, başa iş almak korkusuyla reddetmiştir. Devletinin ve Rusya’nın
Tarih
Başımıza GelenlerMehmed Ârif · İz Yayıncılık · 2016189 okunma