• 416 syf.
    Her gün bir hikaye ile başlıyor ki her gün bir hikayedir.
    1 ocak ile başlayan günler 31 Aralık ile son buluyor. Bir ajanda, bir günlük okuyor gibi hissediyorsunuz. Öyle bir günlük ki bu içinde kadın hikayelerinden tutunda ırkçılığa, emperyalizme, kültürlere, yerlilere hatta iktidar sahiplerine.. Kısaca her şey var içinde umut dahil. Eduardo Galeano kendine has üslubuyla içimizdeki Uruguaylı.. . İçimde eksilen umudu tazelediğim bir kitaptı benim için. Bazı hikayeler tekrar açılıp okunası. Hikayeler için dağınıktı, daldan dala atlamış diyen arkadaşlar olabilir. Hatırlatmayı borç bilirim; yaşadığımız çağın insanı gibi kitabın içeriği, dağınık; daldan dala.. Ne istediğini bilmediğinden her şeyi isteyen alamadığında bocalayan insanın zihni, tavırları gibi. Ve bu kitap yazarın okuduğum 3.kitabı. Diğer kitaplarında görüşmek üzere Galeano..
  • 127 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Selamlar olsun herkeşlere ... Hemen incelemeye gireyim istiyorum .. Uzun olabilir .. Neyi ne kadar yazarım bilemiyorum ama incelenmesi gereken pek de okunmamış bir kitap bu ..

    Sevgili canikolar sağda solda , orda burda büyülü gerçekçilik muhabbetine yüzlerce kez denk geldim .. Türü pek araştırmadım ama bu türün amiral gemilerinden birinin Gabriel-Garcia-Marquez ve diğerinin de Jorge Luis Borges olduğunu az buz ben de biliyorum .. Jorge emminin yediği nanelerden de, tarih okuduğum için üç aşağı beş yukarı haberdarım.. Şimdi hep söylediğim bir şey var ki burda yine tekrarlayayım.. Ben ne edebiyat eğitimi aldım , ne edebi bir eleştiri mevkim var , ne de bu ikisini bir tavada ısıtıp önüne koyacakmışım gibi bir iddaanın sahibiyim .. Otorite alanımız İŞSİZLİK .. Herkes haddini bilecek =)) Bu kısmı özellikle açıklıyorum ki ilerde birbirimizle papaz olmayalım .. Yazar hakkında okuyacaklarınızın bir kısmı pek de hoşunuza gitmeyecek çünkü .. Şimdi ordan kalkıp dersen ki " yauw kardeşim ben yazılana bakarım !" , evet sen de kendince haklısın saygıdeğer caniko ! Ama "ben" bir kitap okuyacaksam ve yazılandan kendime ders çıkaracaksam - ki bütün olayım budur benim - yazarı da bilmek durumundayım "tutarlılık" esasınca ..Türe , edebiyatın hangi evresinde hangi akıma yol vermiş falan fistan ...Beni şimdilik aşan mevzular bunlar .. Gördüğünüz üzere yazarı yerden yere vuracak olmama rağmen kitaba 9 puan verdim .. Eeee Sezar 'ın hakkı Sezar'a bilader ..

    Hiç okumamıştım dedim ya , aldım bakayım dedim ..Başladım okumaya .. Kitabı orjinal dilinden okumadım ama çevirisi muhteşemdi ve kitap tabiri caiz ise yağ gibi aktı .. Ne ara başladım ne ara bitirdim anlayamadım .. Anlatım cidden "BÜYÜLÜ" .. Masalsı bir hava var .. Bu da doğru .. Hatta sanki bir İhsan Oktay Anar kitabı okuyormuşum hissi de hasıl oldu yer yer .. Ama tarih okumuş bir insan olarak kitapta geçen muhabbetler, kimi yerlerde hafızamı tazeleme gereği hissettirdi bana ..Zira bazı tutarsızlıklar vardı ..Kitaptan az ama öz bahsetmemiz gerekirse ..

    Edindiğim bilgilere göre Alçaklığın Evrensel Tarihi, Borges’in dokuzuncu uzun kitabı ve düzyazı türünde verdiği altıncı eser. Beş ciltlik edebi öykülerinin ilki... Yazıldığı dönemde de İspanyol yazımını allak bullak etmiş .. O kadar ki Gabriel Garcia Marquez , kendisini her gece yatmadan önce mutlaka okuduğunu ve nereye giderse gitsin Borges kitaplarını valizinden eksik etmediğini söylemiş bir röportajında .. Hakkı da var .. Bitirince tekrar okuyasım geldi kitabı .. Faşizme dur çekmiş devrimci yazar ( KULAKLARIN ÇINLASIN EDUARDO GALEANO ! Ki ben onu sayende öğrendim ..ADAM!! ) Carlos Fuentes de, Borges ve onun düz yazısı olmaksızın İspanyol edebiyatının var olamayacağını iddaa edenlerden .. Ben İspanyol diline ve edebiyatına öylesi hakim değilim ama dilinin muhteşem olduğunu anlamak için Berna Moran olmaya gerek yok .. Yazdıklarıyla sizi "gerçeğin kıyısından" alıp bambaşka yerlere götürüyor .. Kitapta - saymadım ya - bilmem kaç tane hikaye var .. Bunlardan biri de Billy the Kid ' in yer aldığı hikaye .. Gavurun "villain" (bkz: ultra -süper- giga kötü, cani) dediği heriflerden biri bu adam .. Özel ilgim var bu tiplere karşı .. Bir de seri katillere .. Dolayısıyla hayatını çok ama ÇOK iyi biliyorum .. Hikayenin girizgahında anlatılanlar yaşanmış mıdır bilmem... Yani pek çok bio okudum ona dair ama böyle bir şeye rastgelmedim .. Kurgu mu gerçek mi ?!? .. Herneyse .. Burdaki tutarsızlık şu .. Birincisi ve en önemlisi ve yaşamış yani tarihte "VAR"olmuş bir şahsın hikayesi olarak tüm bu anlatılanlar artı girizgah , Billy’nin yaşı ve öldürdüğü adamların sayısına ilişkin bilgi haricinde tamamen uydurma ... İkincisi , “Meksikalıları hesaba katmazsak” ibaresi de tamamen HAVAGAZI !Çünkü gerçek hayatta Billy, Meksikalıların, yani kendisini kanundan korumak için her fırsatta evlerinde barındıran ailelerin çok yakınıydı. Billy’nin saymadığı infazları, kızılderililerinkiydi. Kitapta bunun gibi yakınen çok iyi bildiğim pek çok tutarsızlık söz konusu ..AMA ! Evet bu bir "ama" sendromunu da beraberinde getiriyor ki tarihi bilmeksizin okuması cidden zevkli .. Büyülü gerçekçilik bu mudur bilemicem .. Eğer buysa , bu bana biraz da alternatif tarih yaratmaya kasan, ATATÜRK' ün ingiliz AJANI , annesinin de genelevde çalıştığını iddaa eden mustafa armağan ve fesli tarihçi ( bence tarihçi falan da değil ya ! ) kadir mısıroğlu'nu anımsattı .. Belki de Borges ' un öğrencisidirler kimbilir?!? =)) AH !! Az daha unutuyordum !! ATATÜRKSÜZ Çanakkale belgeseli çekenler de unutulmamalı!!! =)) Neyse sevgili Kikirella ve kikirikler .. Billy the Kid ' e geri dönecek olursak .. Kitapta bahsi geçen gerçek Billy, Harrigan değil, William H. Bonney!! Bonney, 1859’da New York’ta doğdu, fakat oradaki yaşamı hakkında hiç bir şey bilinmiyor, çünkü o üç yaşındayken ailesi Kansas’a göç etmişler. Bunun gibi dolu örnek var .. Ben bir tanesini açtım koydum önünüze .. Bu arada kitapta yer alan samurayın daha doğrusu RONİNin öyküsü tüyleri diken diken ediyor .. Favorim açık ara o ! Okursanız göreceksiniz !! Şimdi kitaba dair inceleme - inceleme de denmez ya - burada bitti .. Gelin ben size bir başka ALÇAKLIK öyküsü anlatayım .. Kitapta yer almayan ama yer almayı kesinlikle hakedenlerden bir tanesini..

    İnsanları stadyumlara doldurup , halay ekibi misali tek sıraya dizip infaz etmek ... Siz hiç sırf komunist diye insanların uçaklara doldurulup bilmem kaç bin feetten okyanusa atıldığını okudunuz mu ? Var mı bunu duyanınız bilmem .. Duymadıysanız alın ben anlatıyorum !SAY SAY birtmez onun canilikleri ama bu birinci kısım... Koy cebine devam edelim .. Ya gözaltına alınan insanların resmen alenen gözden kayboldukları - PARDON KAYBEDİLDİKLERİ ! -bir rejime denk geleniniz var mı ? Bu ikinci kısım !! Öyle bir rejim ki yoksulluğu ortadan kaldıracağım diyip YOKSULU YOK EDECEKSİN )bu üçüncü kısım!) ! Bir hücreye atılıp sonrasında tarihten , yaşamdan , değerlerinizden , sevdiklerinizden koparılıp silindiğiniz bir yaşam ? Var mı duyan bilen .. Koy bunu da cebine sayın caniko !!! Koy ama elin cebinde olsun .. AMAN HA DÜŞÜRÜYÜM FALAN DEME ! İlerde lazım olacak ! Şimdiiii !! Ellimizde üç sürpriz isim var ! Ben bambaşka bir yerden girizgah yapayım .. Cemil Meriç ile ..

    Tıpkı Borges gibi Cemil Meriç de kör idi .. En azından yaşamının bir bölümünde öyle yaşadı .. Cemil Meriç 'e dair okuduklarımda bir ayrıntıdan çok etkilenmiştim .. Kitap okuduğu masasının üstünde duran ampule yakın olabilmek , okuduğu kitabı daha iyi görebilmek için sandalyenin üstüne çıkan bir adam !! Bu ne azimdir !! Bu nasıl bir sevgidir !! Düşündüğü fikirlerin "pekçoğuna" katılmasam , karşısında da olsam önünde saygıyla eğiliyorum işte burda ! Gelelim Borges ' a.. Tıpkı burda bahsettiğim kitabında olduğu gibi (kitap cidden güzel ama tutarsız) tutarsız bir kişilik Borges.. Çelişkili ..

    * Arjantin' de Peron (3. kısım) diktatörlüğüne karşı çıkıp sonrasında, "DİKTATÖRLÜKLER EN İYİ YÖNETİM BİÇİMİDİR." demiş isim kendisi ..
    * Sonrasında Pinochet 'nin (1. kısım) elinden ÜSTÜN EDEBİYAT ÖDÜLÜ" almış bir isim kendisi .. (Pinochet' yi ve onun zulmünü Isabel Allende okuyanlar çok iyi bilir...)
    * Kendisi ile yapılan bir röportajda , yöneltilen "Ülkenizde her gün siyasi karşıtlarını hapse atan , işkence yapan Videla (2. kısım!) var" sorusuna , "HADİ CANIM ! BUNLAR SİYASİ PROPAGANDA .. BÖYLE ŞEYLER OLSAYDI DUYARDIM" diyebilmiş isim ..

    Yukarda Cemil Meriç örneğini verdim .. Şu üç örneği önünüze koyuyor ve sizi de vicdanınız ile başbaşa bırakıyorum ? HANGİSİ KÖR SİZCE ?

    Kitap için tanım :Yeryüzünün görüp görebilecegi en büyük ALÇAKLARDAN birinin kaleme aldığı "ALÇAKLIK" tarihi ...


    KENDİME NOT : Büyüksün Aziz Nesin ! BABALARIN BABASISIN !! Seni hiç savunmak zorunda kalmadım .. Savunurken hiç "AMA" demek zorunda kalmadım .. Başımızı hiç yere eğdirmedin ! Huzur içinde yat !

    Bak görüyor musun ? Az daha unutuyordum .. Eduardo Labarca!!! Tüm bunları bildiği için Borges ' un mezarına işerken bu muhteşem foroğrafı çektirip "gereken" cevabı vermiş ...

    https://www.google.com/...imgrc=I7xM6ftGKB29DM:

    bonus :

    Bu sizler ve SALVADOR ALLENDE İÇİN !!
    https://www.youtube.com/watch?v=l7pWuOWCfcA

    Bu da kabaran nefret için ... Metal dinlemiyorsan açma YOK OLURSUN ! "BALYOZ YÜZE İNDİ" !!
    https://www.youtube.com/watch?v=GGe6-xzbISw
  • 350 syf.
    ·12 günde·Beğendi·10/10
    E. Galeano bu kitabıyla yine hissizleşen yaramızın yerini kaşıdı. Bu sisteme entegre olamamış olmayı reddetmiş, kitapla umutla kalemle sesinin var gücüyle direnenlerin dirençlerini “hadi” diyerek parlatmış.
    Ben her Galeano kitabında direnmenin zorlu ama mağrur duruşuna hayran olurum.
    Bu kitabın tek cümlede özeti 318. Sayfaki “umutlarımızı kuşandık” sloganı bence.
  • 400 syf.
    ·9/10
    “ Ben hatırlama takıntısı olan bir insanım. “

    “ Her şeyden çok da Amerika’nın, unutkanlıktan mustarip Latin Amerika’nın geçmişini hatırlama takıntım var. “

    Böyle diyor Eduardo Galeano. Dünya’nın vicdanı.

    Borges’in Alçaklığın Evrensel Tarihini bilirsiniz. Burada da ‘neredeyse’ Dünya’nın Evrensel Tarihini bulacaksınız.

    Lenin’den Cervantes’e, Thomas More’dan Emily Dickinson’a, Stalin’den Kızılderililere kadar birçok isim ve olaya şahitlik edeceksiniz bu metinlerde.
  • 333 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Latin Amerika hakkında bilgi edinmek isteyenlere hararetle öneririm üçlemeyi okumalarını. İlk iki kitabı okuduğum hızda bunu da okudum. Tarihi roman desem değil, tarih desem değil. Türler arası geçişkenlikler sağlamış yazarımız şiiri de dahil ederek metnine. Eduardo Galeano'yu tanıdığıma çok memnunum(sadece kitapları aracılığıyla olsa da). ABD emperyalizmini ve katliamlarını belgeleyen pek çok kısa metin var bu kitabında da. Çeviri kusursuz. Can Yayınları baskısını okudum. Bir solukta okuyayım ve bilgilendirsin diyorsanız hiç duraksamadan üçlemeye başlayabilirsiniz.
  • 416 syf.
    ·32 günde·8/10
    Güney Amerika’nın Vicdanı diyoruz Galeano’ya. Nedeni yazdıklarında ve söylediklerinde gizli tabiki.

    Adından da anlaşılacağı üzere Gün Gün yürüyor sayfalar. Her güne bir isim (bazen isimler) ve bir olay (bazen olaylar) bırakmış Eduardo.

    Dile getirdiklerinin en büyük ortak özelliği ‘Ezilmiş ve Yok Sayılmış’ olanların ezgisi.

    Kelime israfına düşmeden sizleri yormadan ne anlatmak istiyorsa anlatıp diğer güne, sayfaya geçiyor yazar.

    Mozart’ı da bulacaksınız Dostoyevski’de, Gandhi’de göreceksiniz Napolyon’u da,
    Nazım’ı da karşılayacaksınız Guevara’yı da.

    Okuması çok zevkli, sindirmesi zor bir eser.
  • 400 syf.
    ·4 günde
    Yazarın kitapları;başlıklar altında kısa pasajlarla okuyucuyu sıkmayan türde. Bu kitabında da geçmişten günümüze, kişileri ve olayları kısa kısa anlatmış.
    "Neredeyse evrensel bir tarih" dediği kitap, bu sloganı fazlasıyla hakediyor bana kalırsa.
    Tavsiye ederekten;
    Keyifli okumalar...