Özgürlük ne insanlardan ne de tanrılardan korkmak; ne utanç verici ne de aşırı bir şey istemektir! Kendi üstünde büyük bir egemenlik kurmaktır özgürlük. Kendi kendinin olmak paha biçilmez bir zenginliktir.
İnsanın Tanrı katına çıkmasına şaşıyor musun? Tanrı insana gelir; aslında daha büyük bir yakınlıktır bu, insanın içine iner. Tanrı olmadan bilgelik olmaz. İnsanın bedenine tanrısal tohumlar serpilmiştir, bunlar iyi bir ekiciye düşerse, geldikleri kökene benzer, çıktıkları yere eşit sürgünler boy verir. Kötü bir ekiciye düşerse de tıpkı çorak, bataklık topraklar gibi öldürür tohumu, ürün yerine yoz otlar biter.
Bir sevdadan kurtulmaya çalışan insanın nasıl sevdiği varlığı anımsatacak her şeyden kaçınması gerekirse -aşk gibi parlamaya hazır hiçbir şey yoktur çünkü- tüm arzuları için de öyle yapmalı, geride bıraktığı şeylerden gözlerini de kulaklarını da çevirmelidir insan.
Senin diyar diyar gezmeni, oradan oraya koşuşturmanı istemiyorum. Birincisi, bu kadar çok göçebelik kararsız bir ruhun belirtisidir; yöresine bakmaktan, başıboş dolaşmaktan vazgeçmezse, çekildiği sakin köşede güçlenemez insan. Ruhunu gemleyebilmek için önce bedeninin kaçışlarına bir son ver.
Gerekli olan, senin kendi kendinle konuşman! Ne konuşacaksın kendi kendinle? Herkesin başkasının sırtından seve seve yaptığı şeyi sen de yap: acımasızca eleştir kendini.