Bu mektubu sana, ölüm beni özellikle yazı yazarken yanına çağıracakmış gibi bir ruh hali içinde yazıyorum. Yaşamı koyup gitmeye hazırım ve daha ne kadar yaşayacağıma önem vermediğim için hayattan zevk alıyorum. İhtiyarlıktan önce iyi yaşamaya gayret ettim, ihtiyar yaşımda ise iyi ölmek için gayret ediyorum.
Sevinç, ruhun kendine özgü olan gerçek mutluluğa güvenle yükselmesidir. Gelgelelim günlük dilde "onun konsil olmasına çok sevindim" ya da "evlendiğine, çocuğu olduğuna çok sevindim" gibi sözler söylüyoruz. Bunlar bir sevinç olmak şöyle dursun, çok kez yarınki acıların başlangıcıdır.
Halk, bir kenara çekilmiş avare yaşayan insanı, huzur içinde, kendi kendinden memnun, sırf kendisi için yaşayan bir kişi sanır ve bilgeye nasip olmuş bütün bu nitelikleri bulur onda
Acı çekiyorum diye kendi ellerimle yaşamıma son vermeyeceğim; bu tür ölüm, yenilgidir. Yok, bilirsem ki bu acıyı hep çekmek zorundayım, çıkar giderim bu yaşamdan; acı çekiyorum diye değil, acım yaşamak için bulduğum her nedene karşı bir engel olduğu için.