Puan vermedi·320 syf.··
2026 11. kitabı
Nuruddin Farah, Afrika edebiyatının yaşayan efsanelerinden biridir,eserlerini sürgünde yazmak zorunda kalmış bir yazardır. Somali'deki diktatörlük rejimini ve sömürge sonrası Afrika'nın sancılarını korkusuzca eleştirir. Haritalar, yazarın "Güneşteki Kan" (Blood in the Sun) üçlemesinin ilk kitabıdır. Kitap şu temalar etrafında döner: Ana karakter Askar üzerinden "Ben kime aitim?" sorusunu sorar. Etiyopya ve Somali arasındaki çatışmaların ortasında kalan bir çocuğun büyüme hikayesidir. Klasik Oidipus kompleksinde çocuk, anneye sahip olmak için babayı aradan çıkarmak ister. Haritalar'da Askar'ın biyolojik babası o doğmadan ölmüştür. Bu durum, Askar'ın Misra üzerindeki sahiplenici duygularını uç noktaya taşır. Misra hem bakıcı, hem anne, hem de (Askar'ın zihninde) erotize edilmiş bir figürdür. Arada rekabet edilecek bir baba figürü olmadığı için, Askar'ın Misra'ya olan tutkusu ve bağımlılığı hiçbir engel tanımadan büyür. Freud’a göre bebek, başlangıçta kendisiyle annesi arasında bir fark görmez; tek bir vücut olduklarını sanır. Askar ve Misra ilişkisi tam olarak budur: Kitapta kan, süt ve gözyaşı gibi sıvıların sürekli birbirine karışması, Askar'ın Misra'dan fiziksel olarak kopamadığını gösterir. Ayna Evresi: Askar kendini Misra üzerinden tanımlar. Misra "vatanı" (Somali/Etiyopya arasındaki o belirsiz bölgeyi) temsil ederken, Askar o vatana yerleşmeye çalışan öznedir. Oidipal süreçte çocuk, anneye duyduğu aşırı bağlılığın cezalandırılacağından korkar. Askar büyüdükçe ve milliyetçilik duyguları (Süper-ego) geliştikçe, Misra’yı bir "hain" olarak görmeye başlar. Farah burada psikanalizi politikayla birleştirir. Askar için Misra’nın bedeni, üzerinde hak iddia edilen bir toprak parçasıdır. Onu sevmesi bir işgal, ondan nefret etmesi bir kurtuluş savaşı gibidir. Misra’nın
HaritalarNuruddin Farah · Hece Yayınları · 20252 okunma
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 58. kitabı
TAVŞANCIK MAYMUNA KARŞI VE IŞIK HIZINDA AYE Kahkaha Garantili Çılgın Maceralarla Dolu! Ormana Hoş Geldin! Burada İcatlar Kontrolden Çıkıyor! Herkese Merhabalar... Çok severek okuduğum serinin son kitabı ile geldim. Evet son kitapta çok güzeldi ve birbirinden güzel kitaplar olan seriye yenileri de eklenecek. Elinize alır almaz hızla okunan eğlendiren bu tatlış seriyi çok seviyoruz. Çizgi roman severler olarak bayıldık. Renkli sayfalar, kaliteli bir çeviri ve baskı. Çizimler öyle güzel ki konuya öyle birebir örtüşüp sizi hikaye içinde tutuyor ki elden bırakmadan okunuyor. Okuyucu daha ne ister ki. Hem eğlenceli hem de keyifli Yine ve yine ve de yine çok sevildi. Tavşancık ve Maymun yine karşı karşıya... Maymun tabi ki yine durduğu yerde durmuyor yine kurnazlık ,Tavşancık da onu durdurmanın peşinde. Tabi her kitapta yeni eklenen ve kendi hikâyeleri ile dahil olan karakterler ile heyecan daha da artıp, tempo düşmeden devam ediyor. Bu kitapta da süper hızlı koşusu olan Aye geliyor. Kitaba ayrı da bir renk geliyor. Tabi ki sadece onunla da kalmıyor. Absürt mizah olunca eğlenceye de olaylarda da doyulmuyor. Eee dondurma canavarı mı dersiniz? Işın tabancaları mı? Yoksa çılgın icatlar mı? Neler yok ki Bu seri size çok iyi gelecek çok. tavsiye ediyorum.
Tavşancık Maymun’a KarşıJamie Smart · The Kitap Yayınları · 202568 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Asiye Son Gülen İyi Güler! #halenurçalışan
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
Asiye Son Gülen İyi Güler! #halenurçalışan #tazekitap ##okudumbitti #okuyucuyorumu Herkese selam Halenur Çalışan kaleminden "Son Gülen İyi Güler!" kitabının yorumuyla karşısındayım. Konusu: "Okula yeni bir müdür gelir. Artık her şeyin çok eğlenceli olacağını vaat eder. Asiye’nin yıllardır aradığı fırsat ayağına gelmiştir ancak işler hiç de umduğu gibi gitmez. Gelen gideni aratır. Üstelik bir de yeni bir kız katılır aralarına. Süper çocuk havalarındaki bu kız, Asiye’nin okul hayatını daha da sıkıcılaştırır. Eee Asiye bu, durur mu? Hafta sonu yapılacak kampa katılmamak için arkadaşlarıyla birlikte okuldan kaçmaya çalışırlar. Ancak yakalanıp ceza alırlar. Ve sonra Asiye’nin bile tahmin edemeyeceği olaylar yaşanır…" Yorumu: Yeni müdürün gelişiyle hiç bir şey Asiye 'nin tahmin ettiği gibi olmaz. Daha beter hale gelir hatta. Ama Asiye ve babaannesi Deli Asiye durur mu ? Tabii ki hayır Yine çok eğlenceli, güzeldi. Bol bol güldüm Yazarın kalemine, yüreğine ve emeklerine sağlık Hepinize keyifli okumalar ve bol kitaplı günler dilerim sevgili kitap kurdu dostlarım benim
Son Gülen İyi Güler!Halenur Çalışan · Taze Kitap · 202383 okunma
Gümüş Elit
2/10
·576 syf.··
2025 86. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2025 11:43
Herkese Merhaba, Yılı bu mal kitapla bittirmek istemezdim. Zaten kitapta okuyamadım bu ay içerisinde teyze olduk... iş başa düştü hahah spoiler ve yardırma dolu bir inceleme olucak şimdiden söylıyim... Yoruma gecmeden bu nasıl kötü bir ceviridir ya, hiç mi düzenleme filan yapmadınız, götoş gibi bir kelimeyi nasıl yazarsınız inanamadım yani….yazık Baya beklediğim ve merak ettiğim bir kitaptı. İşte yapılan editler olsun, yorumlar olsun fılan... ama beni dinleyin sakın inanmayın... büyük bir balon bu kitap hemde en büyüğünden aşırı kötü yazılmış karakterler ne olduğu belli olmayan bir evren... bomboş bir kitap. Ya para olayı dönmüş , parayı verıyorsunuz bu bookstormlara övüyorlarda övüyorlar... okudum neyine övdüler anlamadım. Hadi ben karakter baz okuyorum kitapları, karakterler kötüyse benim için konu muhtişmiş fılan umursamıyorum ama bunda konuda yok... Distopya okumayı değil, izlemeyi sevenlerdenım ben, filmleri daha hoşuma gıdıyor. Bunu deneyek dedik iyi halt ettim. Bide benım canım içimi Theo james kullanıyorlar cross için aslaaa kabul edemem, o karaktere asla ergen azgın cross... Size konudan bahsetmek ısterdım ama konun ne olduğunu ben bile anlamadım neyi anlatacağım size, haldur küldür hikayeye giriş yapıyoruz. Kız gucleri var onlara aykırı mı ne dıyorlar , onları da avlayan bir kısım var işte onlara bir şey deniliyorda hatırlayamadım şuan aman boşverın zaten... işte kızın amcası yakalıyorlar ve sonra öldürüyorlar, kızda kaçarken bunların eline düşüyor fılan ama tabiki kızın aykırı olduğunu bilmıyorlar, işte kızda güya bunlardan ıntıkam alıcak fılan ... Şimdi siz süper bır aksıyon ve arka yazısından dolayı büyük bir aşk okuyacaksınız sanıyorsunuz. Hayır öyle bır şey yok haa, aşk meşk yok yani, aksıyon desen yani, ordan burdan aldığı sahneleri buraya
Distopya
Gümüş ElitDani Francis · Yabancı Yayınları · 2025152 okunma
10/10
·220 syf.·
2025 10552. kitabı
Selamm! Şimdi o hepimizin aşina olduğu o "evlilik baskısı" dramıyla dalga geçen, aşırı eğlenceli bir kitaba dalıyoruz: Şebnem Burcuoğlu’ndan "Kocan Kadar Konuş". Kitap resmen mahalle baskısının, teyzelerin "eee hadi yok mu bir aday?" sorularının ve Türk kızının "evlenilecek kadın" olma çabasının bir parodisi. :)) Efsun o kadar bizden, o kadar doğal ki; onun o sakarlıklarını, kafa karışıklıklarını ve "koca bulma" taktiklerini okurken kahkaha atmamanız imkansız. Dili aşırı akıcı, sokağın ağzını çok iyi yakalamış(bayılırımm :) ); sanki en yakın arkadaşın sana WhatsApp'tan ses kaydı atıyormuş gibi bir havası var. Gelelim kimlerin okuyup okuyamayacağına... Bu kitabın alt yaş sınırı bence 15-16; hani o ilk aşk sancılarının başladığı dönemler için süper gider. Ama asıl tadını, akrabaların bayramlarda "sıra sana ne zaman geliyor?" diye darladığı 20'li yaşların sonu, 30'lu yaşların başındaki kitle alır. :D Hayata çok ciddi bakan, "ben sadece dünya klasiklerini okurum, popüler kültüre gelemem" diyen ağır abiler-ablalar uzak dursun, onlara "boş" gelebilir. ;) Ama şöyle kafa dağıtmak, biraz gülmek ve "yalnız değilmişim" demek isteyenler için mükemmel tercih… Vesselam…
Kocan Kadar KonuşŞebnem Burcuoğlu · DEX Kitap · 20144,230 okunma
Linç İncelemesi = Linceleme (Delilere cevap vermek)
2/10
·172 syf.··
2025 47. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2025 14:22
Kendisi sürekli; "gerçeği bize şu vermez, bu vermez..." deyip duran, ama meditasyon ve zen-buda gibi öğretiler konusunda bir fanatik gibi savunma yapan, 1990'a kadar bir kanaat önderi gibi takılan Osho, istediği kadar samimi olsun, inandırıcı değil... Kitabın özü aslında çok eski bir yanılgının eseri. Yanılgı şu ki; "Duyularımız bizi yanıltıyor. O zaman sezgimize güvenelim." Bu fikir, presokratik filozoflarda da sokratik filozoflarda da değişik biçimlerde öne sürülmüştür. Bu fikir, dinlerin temelini atmıştır desek, çok küçük bir abartı ihtimali ile doğru söylemiş oluruz. Bu fikrin yanılgı olan tarafına gelirsek; "Ne yani sezgilerimiz bizi yanıltmıyor mu?" sorusunu soruyorum. "Gözlerimiz bazen ışık oyunlarına kanıp bir şeylerin yansımalarını başka bir şeye benzetiyor, o zaman inanması daha saçma olan bir şeye inanalım!" demek gibi bir şey bu. Bizi %60 ihtimalle yanıltan bir organizasyona sahibiz diyelim, %75 yanıltan bir organizasyonu buna tercih eder miydik? İstatistiğini tutmak zordur, evet, katılıyorum. O zaman bir de şu açıdan bakalım: Aktarılabilirlik! Duyularla algıladıklarımızı düşünsel bir süreçten geçirip bir başkasına yine duyular yoluyla aktarıyoruz. Oysa sezdiğiniz bir şeyi aktarma, (ki telepati bilmiyorsanız yine duyular yoluyla aktaracaksınız) aktarsanız bile aynı sezgiyi yaratmak mümkün mü? Oysa aynı (hemen hemen aynı) düşünmeyi oluşturmak mümkün. Kitapta anlatılan herşeye, yalnızca yukarıda yazdıklarımla cevap vermek yeterliydi. Başka hiçbir şeye gerek yoktu. Çünkü kendisi, çok eski, tartışılmış, pek çıkar yolu kalmayınca, mistikler dünyasında yerini almış, insanlığın ilerlemesine hiçbir katkısı olmamış, kimseyi memnun etmemiş, memnun ettiklerini de ayakta uyutmuş bu fikri tekrar tekrar ısıtıp ısıtıp önümüze koyuyor değişik sayfalarda. Hâlâ bize
SezgiOsho · Ganj Yayınları · 2016410 okunma