Zozan

Zozan
@eerleichda
92 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
gülmek, şeytanın etki alanına giren bir şey. Gülmede uğursuz bir yan var (birşeyler, sanıldığından çok değişik biçimde birden şekil değiştiriveriyor), ama öte yandan insanı hafifleten iyileştirici bir yanı da var (bazı şeyler bize sanıldıklarından daha hafif görünmeye başlıyor, bizi daha özgürce yaşamaya bırakıyor, o sert ciddiyetlerinin ağırlığı altında ezilmemizi önlüyor).
Reklam
bütün aşk ilişkileri, birbirlerini sevenlerin aşklarının ilk haftalarında düşüncesizce kabul ettikleri yazılı olmayan anlaşmalara dayanır. Henüz bir çeşit düş içindedirler, aynı zamanda, bilmeden, tartışma kabul etmeyen bir hukukçu gibi, sözleşmelerinin en ince ayrıntılarını bile saptamaktadırlar. Ey âşıklar, bu tehlikeli ilk günlerde çok ihtiyatlı olmalısınız! Kahvaltısını yatağına götürecek olursanız, artık hep öyle yapmak zorunda kalırsınız, yoksa, sevgisizlik ve ihanetle suçlanırsınız.
Gelecek kimsenin umurunda olmayan, ilgisiz bir boşluktur, geçmiş ise yaşam doludur, kızdırır, başkaldırtır, yaralar, o kadar ki, bu yüzden onu yok etmek ya da yeniden yaratmak isteriz. Geleceğe egemen olmak istenilmesinin nedeni, geçmişi değiştirecek güce sahip olmaktan başka bir şey değildir. Fotoğraf stüdyolarına girerek fotoğrafları rötuş edebilmek ve yaşam öyküleriyle tarihi yeniden yazabilmek içindir tüm kavgalar.
Burada mutluluk kişiliksiz bir duyguyken, uzaklarda acı bile yaşama bağlıyordu insanı. Durduğu yerde değersiz bir bütün olarak kalmaktansa, parçalana parçalana gitmenin büyük doğruluğuna inandırmıştı kendini. Herkesin köşeli ve meşru dayanaklar içinde güvenlik ve haz bulduğu yerde, eşiklerde yaşamanın ayrıcalığı ile güçlü ve güzel kalabilmişti. Yalanın, zorun, paranın ve sığlığın kuşattığı sesine, aşınmanın küf kokan lekeleri düşmeye başlamıştı yine de. Gözlerini olanca büyüklüğü ile açmasına karşın, gördüğü şeylerin artık değişmediğini görüyordu. Her şey öyle bir hızla yineliyordu ki kendini, giderek bir devinimsizliğe dönüyordu yaşadığı gerçek. Alnındaki çizgiler çeşitlenerek çoğalacağı yerde, silinerek azalmaya başlamıştı. Hiçbir omuzdan hiçbir kuş havalanmıyordu, kanat sesleriyle düş kurabilsin insan. Anılarından başka gerçeği kalmamıştı. Gitmek diye oturduğu her yerden gitmek diye kalkıyordu.
Yüzlerce, belki binlerce, belki milyonlarca farklı türde girişkenlik tuzağı vardır, Ne kadarını bilmediğimi öğrenmenin yolu yok. Yalnız benim bildiğim, sanki akla gelebilecek her türlü girişkenlik tuzağına yakalanmışım gibi geliyor bana, bugüne dek. Beni, artık yakalanacağım hiçbir tuzağın kalmadığını düşünmekten alıkoyan şey, yaptığım her işte yenilerini keşfetmem.
Reklam