9/10
·182 syf.·
2026 69. kitabı
Bazı kitaplar okunur, bazı kitaplar yaşanır. Çakırcalı Efe ise bunların da ötesinde, dinlenir. Çünkü Yaşar Kemal bu eserde yalnızca bir insanın hikâyesini anlatmaz; Ege dağlarının rüzgârını, köylünün suskun öfkesini, devletin ulaşamadığı coğrafyalarda doğan adalet arayışını dile getirir. Kitabı kapattığınızda aklınızda sadece Çakırcalı Mehmet Efe kalmaz; onun yürüdüğü yollar, saklandığı dağlar ve peşinden gelen türküler de kalır. Bir Eşkıyanın Değil, Bir Çağın Hikâyesi Eseri yalnızca bir "eşkıya romanı" olarak değerlendirmek büyük bir yanılgıdır. Yaşar Kemal'in amacı bir kahramanı yüceltmek ya da mahkûm etmek değildir. O, Çakırcalı'nın şahsında Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Anadolu'nun taşrasında oluşan güç boşluğunu gösterir. Çakırcalı, suçla adalet arasındaki o bulanık çizgide yürüyen bir figürdür. Devlet gözünde suçlu, halk gözünde koruyucudur. İşte kitabın en güçlü tarafı burada ortaya çıkar: Okur, karakteri kesin hükümlerle değerlendiremez. Çünkü Yaşar Kemal, insanı siyah ve beyaz renklerle değil, dağın sisi gibi gri tonlarla anlatır. Yaşar Kemal'in Dili: Toprağın ve Rüzgârın Dili Bu eserde dikkat çeken ilk unsur dildir. Yaşar Kemal'in cümleleri çoğu zaman bir tarihçinin soğuk anlatımından uzak, bir halk ozanının nefesi kadar canlıdır. Yazar, Ege'nin coğrafyasını sadece tasvir etmez; onu olayların gizli kahramanına dönüştürür. Dağlar sığınaktır, vadiler sır saklar, yollar ihanet taşır. Mekân, karakterlerin kaderine dönüşür. Eserdeki betimlemeler bazen bir yağlı boya tabloyu andırır: Sarp kayalıklar yalnızlığı temsil eder. Sonsuz zeytinlikler halkın sessiz direncini çağrıştırır. Dağ yolları özgürlüğün ve kaçışın simgesine dönüşür. Bu nedenle kitap okunurken sadece olaylar değil, atmosfer de zihinde yer eder. Çakırcalı halkın vicdanında doğan mit Yaşar
Çakırcalı EfeYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20126,6bin okunma
Puan vermedi
Çiçek, Çiçeğim… Keşke sonun böyle olmasaydı. Bu kitabı okumak, seni okumak çok güzeldi. Senin için mutlu olmak, senin için ağlamak çok güzeldi. Kendini kötü sansan bile içindeki iyiliği görmek çok güzeldi. İçindeki o çocuğun Ayza’yla beraber dışarı çıkacağına inanmak, senin tekrar bir çocuk gibi mutlu olacağına inanmak çok çok güzeldi. Ayza, Çiçek’i en çok sevdiğine inandığım sen oldun. Onu sevdiğini söyleyen herkese inat bunu hissettiren tek kişi oldun. İyi ki, iyi ki Çiçek’in hayatında oldun. Dolunay, Çiçek’i hak etmediğini düşündüm hep. Kitabın sonuna kadar da böyle hissettim. Dolunay, Doğukan, Asır, Kübra, Efe, Aycan… Hiç biri hak etmiyordu bence Çiçek’i. “Kalbim seni istiyor” diyen Asır bile. Kitabın sonunda onların da acı çekip, çekmediğini görmek isterdim. Bence Çiçek’in hayatına en son giren Ayza bile onlardan daha çok acı çekmiştir. En acısı da Çiçek hep onların en sevdiği şeyleri bildi, ama hiç biri, kardeşi bile, o en çok neyi sever bilemediler. Hiçbiri, hiçbir zaman onun yanında olmadılar, Dolunay’ın yanında oldukları gibi Çiçek’in yanında hiç olmadılar. Belki yanında olsalardı hiç bir şey böyle olmazdı. Ayza iyi ki vardı, iyi ki Çiçek kimsesiz kalmadı…
03:03 Dolunayda Açan ÇiçekN. G. Kabal · Ephesus Yayınları · 20205,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
NO: 26 (YAZILMAK İÇİN YAZILMIŞ?)
4/10
·480 syf.··
2026 5. kitabı
No: 26 kitabını okudum, ancak bana göre çok saçmaydı. Kitap: çocukluğunda yaşadığı travmaların üstesinden gelmeye çalışan ve internette "Yeşil Küpeli Kız" adıyla gizli magazin haberleri yapan Mine Uysal ile Efe Duran adlı bir gencin yarım kalan duygularla ve sırlarla dolu aşk hikâyesini anlatıyor. İkinci kitabı Daire 7. ben ikisini de okudum ve yazılmak için yazılmış bir kitap olduğunu düşünüyorum. Benim fikrimce, bu kitabı almak yerine daha yararlı ve faydalı eserler almanız sizler için çok daha iyi olacaktır. No: 26 Beyza Alkoç
Duygu ve Düşünce
No: 26Beyza Alkoç · İndigo Kitap · 202111,6bin okunma
8/10
·520 syf.··
2026 43. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 19:30
Japon edebiyatının bir çok farklı eserini görmüştüm. Ama daha çok kişisel gelişim tarzında olan kitaplarını okumuştum. İlk defa bir roman okuyorum hem de Japonya’nın ödüllü ve çok satan romanı. Tabi bu kitapta bize çok şey öğretiyor. İsmi gibi konusu ve kendisi de çok tatlı bir kitap. Kitabın konusuna gelecek olursak Japonya’da küçük bir sahil kasabasında düzenlenen bir piyano yarışması için seçmelerle başlıyor. Dünyanın farklı bölgelerinden jüriler piyano alanında yarışabilecek öğrenciler seçiyorlar. Daha sonra da büyük bir yarışmada bu çocuklar hünerlerini sergiliyorlar. Her yıl düzenlenen bu yarışma bu yıl biraz farklı ilerliyor. Çünkü birbirinden farklı Yetenekler, dahiler bu yılki yarışmada yer alıyor. Hepsinin hayatının farklılıkları, karakterlerinin farklılıkları, piyanoya hitap edişlerinin farklılıkları gözler önüne seriliyor. Biz kitapta Jin Kazama, Aya Eiden, Masaru Carlos Levi, Akashi Takashima gibi farklı karakterlerin yarışmadan önceki hayatlarını, yarışmaya hazırlanırkenki durumlarını ve yarışma sırasındaki heyecanlarını okuyoruz,. Hepsiyle ayrı ayrı heyecanlanıp hepsiyle ayrı ayrı o tutkuyu yaşayabiliyorsunuz. Yazar hepsinin hayatlarının dönüm noktalarını, birbirleriyle kesişimlerini, hayatlarını nasıl etkilediklerini, ruhlarının müzikle nasıl özgürleştiğini bize çok güzel aktarmış. Kitap 515 sayfa ama gerçekten okurken heyecanlı bir dizi izliyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Sürekli devam etmek diğer sayfaya geçmek istiyorsunuz. Neden çok satan roman olduğunu gerçekten anlıyorsunuz. Her yeni sayfada heyecan daha da artıyor bazı yerlerde üzülüyorsunuz bazı yerlerde çok mutlu oluyorsunuz ama her karakterin bakış açısıyla okuyup onları hissedebiliyorsunuz. Özellikle final bölümü çok güzeldi ben çok sevdim. Ayrıca kitabın çevirmeni Orhan Efe Özenç’e de
Balarıları ve Uzaktaki Gök GürültüsüRiku Onda · Beyaz Baykuş Yayınları · 202440 okunma
Puan vermedi·182 syf.··
2026 14. kitabı
Babasının intikamını almak için dağa çıkmak zorunda kalan Çakırcalı Efe ,silah tutmayı bile bilmezken, yazarın deyimi ile insanlığın en birinci eşkıyası olur. Diğer eşkılardan farkı ise, zenginlerden alıp fakire dağıtmasıdır. Öyle ki Osmanlı onunla başedemeyip defalarca affederek yüzeye inmesini sağlamıştır. Ancak o çeşitli haksızlıklar ve baskılar sebebiyle tekrar tekrar dağa çıkmıştır.Zulümlere devam etmiş ve kaç askeri pusuya düşürmesine rağmen öldürmemiştir. En büyük farkı ise askerleri öldürmek yerine zekası ile alt edip mektuplarla dönüş sağlamasıdır. Ayrıca yazar, bu kitabın bir hikaye değil Çakırcalı Efenin hayatının ta kendisi olduğunu belirtmekle birlikte, bu olaylara şahitlık eden kişilerce anlatılmış ve Yaşar Kemal in akıcı dili ile kitaplaştırılmıştır. Kitabın sonunda onu öldüren askerin anlattıkları bulunuyor ve Çakırcalının mezarının hala bir anıt gibi saygıyla anıldığına yer veriliyor. İnce Memed okuyanlara belirtmem gereken , o kitapla benzer geldi bana. Hatta bir yerlerde konuların bağlanabileceğini bile düşündüm ama çok farklı benzer hikayeler olduğunu fark ettim..
Çakırcalı EfeYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20126,6bin okunma
8/10
·24 syf.··
2026 158. kitabı
Keloğlan ve Tıktık Canavarı #okudumbitti Keloğlan’ı masal dünyasından alıp bugünün çocuklarının tam kalbine bırakan bir hikâye okuduk. Kitabın en sevdiğim tarafı şu oldu: “ekran” meselesini parmak sallamadan, korkutmadan, oyun gibi bir maceraya dönüştürüyor. Tıktık sesleriyle ortaya çıkan o gizemli canavar ilk anda merak uyandırıyor, sonra yavaş yavaş anlıyorsunuz ki asıl mesele canavarın kendisi değil… O “tık”ların peşinden koşma hâli. Çocukların eline yapışan tablet/telefon isteğini, tanıdık ama masalsı bir sembolle anlatması bence çok başarılı. Keloğlan’ın cesareti ve zekâsı zaten bildiğimiz gibi; ama burada Efe ile kurduğu yol arkadaşlığı ayrıca içimi ısıttı. Birlikte çözüm aramaları, birbirlerini motive etmeleri… Çocuklara “tek başına değil, beraber düşünürsek olur” duygusunu da veriyor. Ve bunu yaparken tempo hiç düşmüyor: hem merak var hem de yer yer gülümseten sahneler. Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve şunu rahatlıkla söyleyebilirim: kalemi çok sıcak. Dili akıcı, anlatımı tertemiz; cümleler çocuğun dünyasına göre kurulmuş ama yetişkin okurken de “tamam, bu mesaj doğru yerden geliyor” diyorsunuz. Ben özellikle “iyilik kazanır” temasının didaktik olmadan, doğal bir şekilde hikâyenin içine yedirilmesini sevdim. Çocuklarla ekran süresini konuşmak isteyen, bunu kavga konusu yapmak yerine hikâye üzerinden yumuşacık anlatmayı tercih eden herkes için çok tatlı bir seçenek. Biz okurken hem eğlendik hem de kitabı kapatınca “hadi biraz dışarı çıkalım” hissi kaldı. @sukriyealtntas @paragraffkafasi @mahlascocuk @by_kodamann #Keloğlan #KeloğlanVeTıktıkCanavarı #kitapkolikkafasikitapyorumu #reklamdeğilöneri
Keloğlan ve Tıktık CanavarıMurat Kodaman · Mahlas Çocuk Yayınları · 20264 okunma