Türk halısındaki nakışın güzelliği Uluköy granit kaplı sokaklar efsanelerle yüklü geçmiş ve silinmeyen bombardıman izleri balıklı göleti ve ünlü kaplıcasıyla biga yarım adasında bir efsane egeye dört kilometre uzaklıkta balıkçılıkta yapılıyor Atlas dergi sayı 68 kasım 1998 Victor hugo soruyor Garip değil mi? Ulaşamayacağımız kadar yüksekte sandığımız kişiler, aslında eğilemeyeceğimiz kadar alçaktadır evet o yüksek sandığımız güzellikler tam olarak yanı başımızdadır çarşılarımız rızık kapımız vede o ezan okunan camiler yüksekte değil tam olarak yanı başımızda fakat insanlar kartallar gibi yüksekten uçmak isteyince ne yazıkki yere çakılıyor egenin en önemli halklarından biride gayrimüslimler onlarında hakkı var bu ülkede ve bir zamanlar egede yaşayıp camiler inşa edilsin diye kendi toprağını arazisini bağışlayan Rum halkıda mübadele ve kara eylül denilen 6 7 eylül olayları yaşanmadan bu ülkenin insanı ve gardaşlarımızdı selam olsun o insanlara ege bölgesi denilince akla rumlar geliyor insan iç geçirmeden edemiyor rum komşularına evet yüksekte duranlara değil yanıbaşımızdaki güzelliklere bakalım biga yarımadası ve ulugölde bugün bayanlar köy kızları gönlünden geçenleri desen desen motif motif halılara dokuyor Efendimiz SAV kişiye ancak kendi elinin kazancı vardır buyuruyor peki biz nakış nakış el ile dokunan türk halılarındaki güzellikleri görebiliyormuyuz victor hugonun dediği gibi ne garip yükseğe bakmaktan güzellikleri perdeliyoruz
1000Kitap
Anna Karenina kitabın yaklaşık dokuz yüzlü sayfalarına geldim. Kitap beni gerçekten çok yordu. Bu konuda benimle aynı durumu yaşayan okurlar var mı?  Yorumlarınızı ve yardımlarınızı bekliyorum. Kitap Tolstoy’un efsane bir eseri ama edebi olarak okurken tükendim.
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Robin Hood'un 12. yüzyıldan günümüze uzanan evrimi, aslında muktedirlerin ve dönemin sosyo-politik dinamiklerinin, kitlelerin dilindeki bir anlatıyı nasıl manipüle edip kendi çıkarlarına göre "evistleştirebileceğinin" kusursuz bir simülasyonu. Sınıfsal Kimliğin Değiştirilmesi (Özgür Çiftçilikten Soyluluğa) ​İlk Dönem: İlk yazılı kaynaklarda Robin Hood, bir aristokrat değil, köylünün bir tık üstünde yer alan özgür bir çiftçidir (yeoman). Radikaldir, doğrudan kurulu düzene ve yozlaşmış kurumlara (kilise ve toprak sahipleri) başkaldırır. ​Kırılma (16. Yüzyıl ve Sonrası): Üst sınıflar ve devlet aygıtı (örneğin VIII. Henry) figürü benimsedikçe, sistem için tehlikeli olan bu "haydut" kimliği törpülenir. Karakter, haksızlığa uğramış soylu bir figüre (Sir Robin of Locksley) dönüştürülür. Bu yapısal değişiklik, anlatının yıkıcı gücünü elinden alır; çünkü artık sorun sistemin kendisi değil, sistem içindeki bazı "kötü aktörler" (Prens John gibi) haline gelir. Ahlaki Griliğin İdealize Edilmesi (Katil Hayduttan Aile Dostu Kahramana) Özgün Efsane: Erken dönem baladlarında Robin, ahlaki açıdan gri, çıkarları için şiddete ve cinayete başvurmaktan çekinmeyen, manipülatif bir ortaçağ düzenbazıdır. Yoksullara yardımı birincil amaç değil, sistem karşıtlığının doğal bir yan ürünüdür. Modern Dönem: 19. yüzyıl Viktorya dönemi ahlakçılığı ve 20. yüzyıl Disney sineması, karakteri tamamen sterilize ederek "zenginden alıp fakire veren" fedakâr bir halk kahramanına, hatta çocuk kitaplarının sevimli bir figürüne indirger. Anlatıların Manipülasyonu ve Günümüz Sosyolojisi Robin Hood efsanesinin bu iki ucu arasındaki uçurum, günümüz dünyasındaki "anlatı inşası" (narrative building) ve sosyal medyanın yarattığı kabilecilikle doğrudan örtüşüyor. İnsanlık, karmaşık ve gri olan gerçekliği kabul
Felsefe
Marble bust of Antinoüs-Osiris, c. 130-138 A.D. Antinoüs (Antinous. Antinoös. Yunanca: Ἀντίνα ςα )) Roma'nın Bithynia et Pontus eyaletinde Claudiopolis'te (günümüz Bolu, Türkiye) doğan bir Yunan gencidir. M.S. 128 yılında Roma İmparatoru Hadrian'ın favorisi ve sevgilisi oldu. Antinoüs hakkında Hadrian ile olan bağlantısı dışında çok az şey bilinmektedir, ancak M.S. 130 Ekim'de 18 veya 19 yaşlarında gizemli erken ölümünden sonra bir efsane haline gelmiştir. İkisi Mısır'da Nil boyunca seyahat eden bir filonun parçası iken, Antinoüs'ün boğulduğuna inanılıyor. Antinoüs'ün gerçekten nasıl öldüğüne dair, kazara boğulmaktan tasarlanmış insan kurbanına hatta intihara kadar birçok teori öne sürülmüştür. Alimler, Hadrian'ın kayıp anılarında, Hadrian'ın kendisinin bunun sarhoşluk nedeniyle kazara bir ölüm olduğuna inandığını belgelediğini söylüyor. Yine de, Dio Cassius'un olaydan 80 yıl sonra yazdığı yazılar, Antinous'un ölümünün Hadrian'ın hastalığı veya kötüleşen sağlığı adına bir fedakarlık olduğunu iddia ediyor. Böyle bir olay son derece tartışmalı olurdu, çünkü Hadrian İmparatorluk içindeki fedakarlığa karşı yasaları güçlendirmişti. Antinoüs'ün ölümünün ardından Hadrian'ın teselli edilemez hale geldiği ve çağdaşların "kadın gibi eğitildiğini" iddia ettiği söyleniyor. Yerel papazların Antinous'u ölüm şekli nedeniyle Mısır tanrısı Osiris ile özdeşleştirerek hemen tanrılaştırdığı düşünülüyor. Ancak, Hadrian'ın bizzat Antinoüs'ü tanrılaştırdığı ve Roma İmparatorluğu boyunca yayılmak ve genişlemek üzere ibadetine adanmış bir tarikat kurduğu da öneriliyor. Hadrian ayrıca Antinous'un cenaze yerinde (Hir-we Antik Mısır bölgesi) Antinoüs-Osiris'e ibadet etmek için bir kültür merkezi haline gelen Antinoöpolis şehrini kurdu. Nekropolis de dahil olmak üzere tüm önceki yapılar
'bu dünyada her şey ne bayağı, ne beyhude, ne kirliydi.. bu dünyada güzellik bir hayal, sezgi bir efsane, asalet ve zarafet, insanın üstünde hafif bir cilaydı.'
Ünlü Filozof Serçe Sevinçyus'tan Günün Mottosu!
Ünlü filozof Serçe Sevinçyus'un bu efsane tespiti.. Karakterlerin o tatlı kaosu ve enerjisi bu editte o kadar güzel duruyor ki dayanamayıp paylaşmak istedim. Kitabı okuyanlar buraya birer kedi ya da telefon emojisi bırakabilir mi? 🐈‍⬛ O çılgın ekibi özleyenler burada mı? Operatöre Bağlanıyorsunuz - 1 Operatöre Bağlanıyorsunuz - 2 Operatöre Bağlanıyorsunuz - 3 K. Kübra Berk
1000Kitap