Altı saatten arta kalan zamanın, haftaların, ayların. Bugün, dünya yeniden yakalandı uzun zaman sonra kaçtığı güneşin ışınlarına. Bugün, güneş yeniden allarından öptü dünyanın bilmukabele yine uzunca bir aradan sonra. Ahsen göğün zevahiri, samanyolunun gözlerini kamaştırdı belki. Belki efsunkâr dolunay doğup günden güne yeniden batarken, cefâpîşe diye anıldı parlayan yıldızlar tarafından. Menfi olduğu muhakkak olan bir düşüncenin arka fonunda geriden geriye bedhah olan rüzgâr; çarparken kimsesiz çeşmelerden akan suların saçlarına, efgan ile yardım dilenir yine çoban çeşmesi hayatının altından bir damarla aktığı ve kendini hep yamaçlarında bulduğu dağlardan. Mûtenâ inerken yağmur maviliklerin içinden, ülfet eder gibi kendi güzelliği ile hemdem olan denizlerin damlalarına. Tecerrüt etti beyaz bulutlar, tarladan uçuşan pamuk gibi göğün tarlalarından. Vuslatı beklerken suya hasret ekinler gibi, firkatin hicranı sardı gökyüzünün göğsünü. Tecessüs ederken güzeşte olmuş zamana inci taneleri gibi dolu, tevekkeli hâmuş etmiş yeryüzünün buğday tenli toprağına. Bugün nazenin harfler. Güzelim kelimelerin başı şişti belki çaçaron cümlelerin kalabalığıyla. Oysa iptila olmuş, biyadını ilân ederken hece hece satırlara. Feraset etti mirzâ. Aysar oldu mübrem. Filhakika bişrev edip, inşirah etti zevahiri şûride olmuş gönül. "Bana her şey çok uzak. Kendiliğinden beri, kendimi bildiğimden. Emin değilim, bilmek istediğimden." Diyor: 366.günün birisinde. Bugün 366.gün...
Efsunkar
Efsunkar, çekici, karşı konulamaz şekilde etkileyici, cezbeden
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hüsnünün ikliminde zaman müphem bir sükûta durur, Bakışların, ruhun derinliklerine süzülen efsunkâr bir nur. Bir Ceylan zarafetiyle süzülürken gecenin teninde, Asırlık şiirler can bulur o mağrur ve asil çehrende. Gözlerin ki, bilmecelerle dolu derin bir deryadır; Oraya her bakan, kendini ebedi bir rüyada sanır. Sükûtun, en beliğ sözlerden daha derin bir feryat, Seninle anlam kazanır yeniden bu yorgun hayat. Saçlarının her kıvrımında gizlidir bir rüzgârın ahı, Duruşun, karanlık gecelerin en muhteşem sabahı. Sen, kalemin kâğıda hasretle dokunduğu o kutsal hece, Zihnimi esir eden, çözülemeyen en güzel bilmece. Ömer Dilbaz
Şiir
Yere düşmekle cevher, sâkıt olmaz kadr-ü kıymetden.
"Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selâmetden Çekildik izzet ü ikbâl ile bâb-ı hükûmetten Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetden Mürüvvet-mend olan mazlûma el çekmez i'ânetten Hakîr olduysa millet, şânına noksân gelir sanma Yere düşmekle cevher, sâkıt olmaz kadr-ü kıymetden Ne efsunkâr imişsin ah ey didâr-ı hürriyet Esir-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esaretten" Namık KemalNamık Kemal
Ülke'ye dair
tatllı ve mutlu bir huzur verir senin efsunkar sesin nefesin ey yar. senden süzülen nağmeler gizemli bir alemde tatlı ve masum bir kar. baki kalan bu kubbede bir hoş sadadır bu, yükselir semaya çıkar. sevdan var ya yüreğimde ey yar söyle,yedi düvel karşı olsa ne çıkar *** KK
Gece sessizliğim bozulmuşken yazdığım birkaç satırın arkasından gelen ilham. Duyduğum ayak sesleri sesindir bilirim. Kıvrıl yanıma ayışığı. Yalnız değilsin, ateş olup yanarken yel vurmasın yüreğine sarıl. Minik, körpe yüreğin masal kızı berraklığından oluşmuş belli. Gümüş teninin efsunkar büyüsünde uyut beni. Feveran duygularımın sıcaklığını hisset. BLBN 13/04/26
Alıntı