geçmişe dönüp baktığımda şimdi şunu açıkça görebiliyorum ki,
benim itikatim -tek gerçek itikatim- hayvani içgüdülerimin dışında
hayatıma yön veren o itici güç, kendimi mükemmelleştirmeye olan
inancımdı. ama bu mükemmelleştirmenin içeriği ve amacı neydi,
anlatamıyorum. kendimi zihnen geliştirmeye çalışıyordum -
araştırabileceğim her şeyi araştırıp öğreniyordum, hayatın yoluma
çıkardığı her şeyi. irademi mükemmel hale getirmeye çalıştım;
kendi kendime kurallar koyuyor, sonra bu kurallara uymaya çalışıyordum.
kendimi fizik olarak geliştiriyordum, her türden egzersizle
gücümü ve çevikliğimi artırdım. kendimi her şekilde yoksun bırakarak
dayanıklı ve sabırlı olmaya alıştırdım. bunların hepsini mükemmel
insan olma yolunda yapılması gerekli şeyler olarak görüyordum.
ilk başta ahlaki açıdan mükemmelliğe ulaşmak fikri vardı
tabi ki. ama bu kısa süre sonra yerini her alanda mükemmelliğe
ulaşma, sadece kendi gözümde ya da tanrının gözünde değil, başka
insanların gözünde de daha iyi bir yerde olma isteğine bıraktı. bu
çaba da çok geçmeden başkalarından daha güçlü olma arzusuna
dönüştü; başkalarından daha ünlü, daha önemli ve daha varlıklı olma
arzusuna.