Çocukluğundan beri her fırsatta kitap okuyan biri. Kariyer, meslek, iş vb hiç önemli değil. Aslolan anlam dünyası, bunu sağlayanların en başında da okumak geliyor.
Ekonomist ve sonra Fr (YL) Tr (Dr) Siyasal ve Sosyal Bilimler
Charles Dickens gibi büyük bir yazarın kitabına verilen 6.5luk puan ortalamasına şaşarım. Modern zamanları, Sanayi Çağı'nın yıkıcılığını ilk haber verenlerden biri, muhteşem bir klasik yazar.
Bu kitabında, kendinden sonra gelecek olan dedektiflik, polisiye yazarlarına öncülük yapan dedektiflik öyküleri var. "Ticari amaç gütmeyen gezgin" sıfatıyla henüz kurulmakta olan İngiliz Polis Teşkilatı'nın kurumlaşmasını, dedektif ve polislerin nasıl iş gördüklerini, peşinde oldukları zanlıları dedektif ve polislerin yanında birinci elden gözlemleyip bunları öyküleştirmiş. Bu sayede, sadece bu teşkilatın oluşumu ve işleyişini değil, o zamanın toplumsal yapısının yeraltı bölümüne tanıklık etmiş oluyoruz.
Son iki öykü dedektif/polisiye değil, biri alkolikliğin kötülüğe yol açtığıyla ilgili, diğeriyse öykünün adı gibi "ava giden avlanır" atasözünü doğrulayan bir gerçek olayın öyküleştirilmesi.
Paulo Coelho'nun daha önce ünlü Simyacı kitabını okumuş, yine beğenmemiştim. O kitabında İsa'yı hikâye ediyordu, bu kitabında da yine Hıristiyanlık açısından iyi ile kötünün savaşını konu alıyor.
Romanın bir macera içinde sürmesi, akıcı anatımı, bilinen efsanevi ve dinsel öykülere değinmesi Coelho'nun çok satar bir yazar olmasını sağlıyor. Nitelikli edebiyat ise, kurulu düzenin ötesine geçen yaratıcı fikirler gerektirir.