İnsanoğlunun yarattığı nesnelliğinde hastalıklı bir varlığa dönüşerek kendinde koybolması ve yavaş yavaş feci bir şekilde yok oluşunu akıcı,basit ama bir o kadarda romanın ismi gibi okuyucuya çarpan bir dille öykülenir ve betimlenir.Arabalara,aşırı hıza,kazalara ve yaralanmalara duyulan arzu içerisinde aranan cinsellik,haz fakat kendi bedenleri ve bedenleri üzerindeki derin yara izleri,arabanın deri koltuklar,direksiyon,vites,döşeme,ayna ve torpidosu içerisinde ulaşılabilen erotizm,ponografide tam bir doyuma ulaşamayan romanın kahramanları daha fazla hız,araba kazası ve yaralanmaya ihtiyaç duyarak arzularlarını hiç dindiremezler.İçsel dünyalarında sürekli üzerlerindeki yara izlerini,yaralanmayı ve yaralamanın sadistik ve mazoşist imgelemleriyle hastalıklı dünyaları gözler önüne serilir.Geçmiş yıllarda araba kazalarında ölen ünlülerin yaptıkları bu kazalar aynı olay örgüsüyle kurgulanarak alkışlayan izleyiciler önünde gerçekleştirilerek toplumsal maşoşist ve sadistik dünyayı gösterir.Aslında yazarın bu toplumsal çürümede vermek istediği mesaj;insanoğlu makine üreterek hayalini kurtuğu gelişen mutlu insanın ütopik bir dünyaya ulaşamadığı,tam tersi makine-erotizm doruklara ulaşarak doğallığımızdan uzaklaşarak makine-erotizmle asla doyurulamadığımız mide bulandırıcı mutsuz distopik bir dünyadır.