J. G. Ballard'ın hayal dünyasıyla geçtiğimiz yaz okuduğum birkaç kitabı vesilesiyle tanışmış, onun bir kitabını sezon içinde Mert'in Kitap Kulübü'nde konuşmayı kafamda tasarlamıştım. Bu kitabın o zaman henüz okumadığım Çarpışma olacağını da kitabın konusuna bakarak sezmiştim. İşte 18 Nisan'da Kadıköy’deki kitap kulübü buluşmamızda konuşacağımız romanın bendeki ön hikayesi bu.
Kitap hakkında daha önceki yazılarımda değindiğim kısımları geçerek söylemek isterim ki, Ballard bu romanında distopik kurgu ve yeraltı edebiyatının yasak ilişkisinden doğan aykırı bir evlat olan oto-erotizmi literatüre kazandırırken, bizi uç noktalarda gezinen karakterlerle tanıştırıyor.
Yazarla aynı adı taşıyan James Ballard, karısı Catherine Ballard, James’in araba kazasıyla tanıştığı Helen Remington ve bir başka araba kazasından kurtulup tuhaf mı tuhaf düşünceler geliştiren Robert Vaughan, kitaptaki dört önemli karakter olarak öne çıkıyor. Fakat bana kalırsa romanda iki ana karakter var: James ve Vaughan. Kitabın konusunu açık etmemek için haklarında pek fazla şey söylemek istemiyorum.
Vaughan’ın, hepsi de en az bir kez kaza geçirmiş ve kafası onunla aynı tuhaflıkta (detay yok) çalışan kişilerden oluşan küçük, tekinsiz bir topluluğun adeta lideri olması, bu gruptakilerin bir çeşit ötekiler (ve hatta “ucubeler”) oluşu, yazar için son derece iyi bir malzemeydi. Bu haliyle de gayet iyi ama Ballard bundan çok daha katmanlı bir roman bile çıkarabilirdi. Hem mecazen hem de manen, yarası olan insan, kendiyle aynı yaraya sahip diğer insanları arar.
Boş yaşamlarını garip hazlarla doldurmaya çalışan karakterlerimiz giderek daha, daha ve daha fazlasını istiyor. Bu, ancak ölüm geldiğinde son bulacak bir arzu.
Romanın konusu gereği Elizabeth Taylor da karakterlerden biri. James Dean, Albert Camus,