Gökdelen

J. G. Ballard
Çevirmen:
Dost Körpe
Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 11 dk.
Sayfa Sayısı:
183
Basım Tarihi:
Mart 2021
İlk Yayın Tarihi:
Eylül 2012
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Orijinal Adı:
High Rise
ISBN:
9789755705804
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·183 syf.·
2022 103. kitabı
DİPÇE : Ballard: “Bilimkurgu uzaya, yıldızlararası seyahate, dünya dışı yaşamlara, galaktik savaşlara ve bilimkurgu dergilerinin çoğunluğunda tekrarlanan bu fikirlere sırtını dönmelidir." diyerek bilimkurgu ve distopya  anlayışını belli kalıplardan koparmayı hedefleyen ve başaran yazarların başında gelmektedir. Ballard bu eserinde, çağdaş kültürün sancılarını, toplumsal ve politik çatışmalarını klasik bilimkurgudan sıyrılarak daha estetik şekilde dramatize etmiştir. 40 katlı 1000 daireli devasa bir yapıda farklı sosyal sınıflardan  ve meslek gruplarından insanların yaşamı konu ediliyor bu eserde. Öne çıkan karakterler;  Laing, Wilder, Melville, Royal'in yaşamlarına odaklanan yazar, birbirinden farklı özellikleri ve beklentileri olan insanın, koşullar karşısında  değişimine ayna tutar. 0-10, 10-35, 35-40. katların sakinlerini, sosyo ekonomik düzeyleri belirliyor. Katlar arasındaki iletişim de bu etiketlere göre biçimleniyor. Gökdelenin 10. katı tam bir yaşam merkezi. Havuzu, okulu, bankası,  marketleri...Gökdelen sakinleri dış dünyadan yalıtılmış bir vaziyetteler. Görünüşte lüksün ve rahatlığın hakim olduğu bu dünyaya, insanın ilkel dürtüleri sıçramakta gecikmez. Gruplar, çıkarlar, bencillikler...Doğadan kopan insan, yapay dünyada verdiği savaşta  mekanikleşen ruhu ve körelmiş sezgileri ile çıkmaza sürüklenir. Özel biçimlenmiş bir yerde  kuralların ve mekanizmanın gücüne karşın insan doğasındaki vahşetin ortaya çıkışına,  gerginlik ve kutuplaşmanın kaçınılmaz sonuçlarına,  tiranlığı ve erki besleyen yapıya karşı modern insanın  duyarsızlaşması  sorgulanır.   Hayatın akışı içinde modern insan,  varacağı  yeri görmekten uzaktır. Kaos içinde yitinceye dek. Ballard'ın gökdeleni,  modern dünyanın bir mikrokozmosudur. Bugün bu eseri okuduğumuzda toplumsal
GökdelenJ. G. Ballard · Sel Yayıncılık · 2021229 okunma
Puan vermedi·183 syf.··
2025 93. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2025 04:02
Kitabın konusu bir gökdelenin farklı katlarında oturan sakinlerinin temsil ettiği sınıfları hiyerarşik düzende konumlandırması ve bu sosyal yapının zaman içinde çözünmesi. Kitap 1975 yılında J.G Ballard tarafından kaleme alınmış ancak ben bu kitabı okurken 2000'lerde yazılmış olabileceğini düşünmüştüm çünkü günümüzü birebir yansıtan ifadeler vardı. Kitabı birkaç gün içinde bitirdim, sürükleyiciydi. Karakterler üzerinden toplumun farklı kesimleri resmedilmiş. Bu topluluğun giderek yozlaşması ve dağılması kara mizah öğeleriyle anlatılmış. Sembolizmler de dikkatimden kaçmadı. Kitapta Alice in Wonderland kitabına göndermeler de bulunuyor. Eğitimli kişilerin bulunduğu uygar bir dünyayı resmederken bu kişilerin sonradan vahşi özlerine dönüşlerini, üst sınıftakilerin yozlaşmalarını, alt ve orta sınıfları manipüle etmelerini ve sonuçta çökmekten kurtulamamalarını akıcı bir dille anlatan bir eser.
GökdelenJ. G. Ballard · Sel Yayıncılık · 2021229 okunma
Bir Modern Dünya Alegorisi: Gökdelen
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2016 7. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2016 20:10
"Gökdelen onlara karşı elinden geleni ardına koymamakta kararlı olan dev, agresif bir canlıydı sanki." Daha önce Arion Yayınları’ndan (1 adet) ve Ayrıntı Yayınları’ndan (11 adet) kitapları çıkan James Graham Ballard’ın Sel Yayınları etiketiyle yayımlanan ilk kitabı olma özelliğini taşıyor Gökdelen. Orijinal adı High Rise olan ve 1975 yılında kaleme alınan eser, Ballard’ın yurtdışında en sevilen yapıtları arasında yer alıyor. Geç de olsa, bizler de 2012 yılında Dost Körpe çevirisiyle bu eseri ülkemizde de görme fırsatına eriştik. Eserin çeviri ve editörlük anlamında gayet başarılı olduğu söylenebilir. Ballard okumuş olanlar bilirler. Kendisinin nevi şahsına münhasır bir tarzı vardır ve her ne kadar yazdığı birçok şey bilimkurgu sınırları içine girse de, aktif bilimkurgu okurlarının pek de tercih etmediği bir yazardır. Isaac Asimov, Arthur C. Clarke, Robert A. Heinlein, Philip K. Dick gibi yazarları büyük bir iştahla okuyanlar, Ballard’a gelindiğinde aynı tadı alamaz ve hatta onu bilimkurgu yazarı olarak bile gör(e)mezler. Ballard’ın yazdığı roman ve öyküler çok ağırdır çünkü. Korkutucudur. Kimilerine göre ise, bilim tabanından yoksun kurmaca metinler. Ve bu da onu bilimkurgunun farklı bir basamağına oturtmaya yetmiştir. Bilimkurguda New Wave (Yeni Dalga) akımının da öncülerinden olan Ballard, her zaman dış uzayı reddetmiş ve iç uzaya odaklanmıştır. Uzay gemilerini, gezegenleri ve son model teknolojik gelişmeleri elinin tersiyle itmiş ve hemen bütün yapıtlarında insanın kendisine odaklanmıştır. Zira Ballard için en önemli şey insandır. Hayattaki her şey karşısında insanın vereceği tepkiler önemlidir. İnsan doğası ve psikolojisinin evreleri onun odak noktasıdır. Yazdığı 100’den fazla öyküde, 20’ye yakın romanda bu hep böyle olmuştur. Bu yönüyle öteki bilimkurgu yazarlarından ayrılan Ballard,
Distopya
GökdelenJ. G. Ballard · Sel Yayıncılık · 2021229 okunma
4/10
·168 syf.··
2017 35. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2017 22:55
Uzun zamandır okuduğum en ağır kitaptı, hem akmadı hemde beni reading slump kıyılarında dolaştırdı. Aslında yazar çok iyi bir fikir ve mesaj kaygısı ile yola çıkıyor, modern kültürün ve tüketim toplumu yapısının insanlık üzerindeki etkisini ve ruhunda meydana getirdiği çürümüşlüğü anlatmak istiyor ve bunu küçük bir topluluk üzerinde anlatmaya çalışıyor. İnsanlar kendi kendine yeten gökdelenlerde yaşamaya başlıyor, tek gökdelende ortalama iki bin kişi yaşamını sürüyor, içinde okul, alışveriş merkezi ne ararsanız var. Sistem öyle kurulmuş ki dışarıya hiç çıkmadan yaşamak mümkün. Gökdelende ise katmanlı bir toplum yapısı söz konusu, üst kata çıkıldıkça refah seviyesi artıyor ve en üst kasttakiler burjuvazi yaşamını temsil ediyor. Bu yaşam tarzı herkesin içinde çürümüşlüğe sebep olmuş ama herkes bunu maskesi ardına gizliyor. Aslında tüm bunları ilk 50 sayfa da anlıyorsunuz. Zaten yazar o 50 sayfadan sonra insanın içindeki o çürümüşlüğü dışarı çıkarıyor ve ortaya tam anlamıyla vahşetin hüküm sürdüğü bir kaos ortamı çıkıyor. Yazar vahşiliğe vurguyu biraz fazla yapmış bu da okuru rahatsız ediyor, iyi anlamda değil. Kitap fikir ve mesaj açısından çok iyi bir noktadan çıksa da yazar nasıl yaptı bilmiyorum ortaya okunması çok zor bir kitap çıkarmış. Dili ağır değildi ama akmıyor kesinlikle, ben kitap okurken çok nadiren bu sorunu yaşarım ve kitapta okurken beni zorladı açıkçası. Genel olarak iyi bir kitap olsa da yazarın vahşete olan (benim gereksiz bulduğum) fazlaca vurgusu ve kitabın bir türlü akmaması yüzünden düşük puan verdim. Şimdilik yazarın başka kitabını okumayı düşünmüyorum.
GökdelenJ. G. Ballard · Sel Yayıncılık · 2021229 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
Beğendi
·
2020 38. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2020 18:33
çok güzel bir konu, çok güzel bir kurgu için biraz cılız kalmış bir anlatım. tasvirlerin güzsüzlüğü kitabın içine girmemi engelledi..adapte olamadım kitaba resmen..aynı olayların içinde dönüp durmuşum gibi geldi. gözümde canlandıramadığım kişiler, olaylar ve mekanlar... belki de ben böyle hissetmişimdir bir de siz okumayı deneyin : ) eğlenceli okumalar.
GökdelenJ. G. Ballard · Sel Yayıncılık · 2021229 okunma
7/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2020 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2020 15:28
40 katlı bir gökdelen düşünün, içinde okulu, alışveriş merkezi, havuzu, hayvanat bahçesi gibi akla gelecek her işletmesi olan, yani kendi kendine yeten bir gökdelen. Bu modern yapıda her şey yolundayken, küçük arızalar ve birlikte yaşanılan her yerde olacak küçük tartışmalarla başlayan bir karanlık dünya senaryosu. İnsanoğlu yeter ki bir kıvılcım bulsun; yeri gelir derisinin rengine, yeri gelir inanışına, yeri gelir doğduğu yere göre birbirine düşman olur. Gökdelen de ise bu düşmanlık katlar arasında sergileniyor. Ballard, aslında insanlığın tüm kaynaklar sahip olsa da bunları paylaşıp mutlu olmak varken bir hiç uğruna nasıl kaynakları ve kendini yok edebildiğini bize bir de bu 40 katlı gökdelenle anlatıyor. Kitabı okuduktan sonra, kitaptan uyarlanan Ben Wheatley'in 2015 yapımı High-Rise adlı filmini de izlemenizi öneririm.
Edebiyat
GökdelenJ. G. Ballard · Sel Yayıncılık · 2021229 okunma
Puan vermedi·183 syf.··
2022 216. kitabı
Bilimkurgu, savaş gibi romanlarını bildiğim bir yazar olarak Ballard'ın bu kitabında her ülkenin her şehrinde ya da apartman hayatı yaşanan her yerde görebileceğimiz, en küçük örneklerden biri olarak gösterebileceğimiz sosyal statü farklarını görebiliriz. Kapitalist Sistem Piramidi olarak da çizilen bir görselde de görebileceğimiz statü farklarını, bu farkların yaşam biçimlerini nasıl değiştirdiğini ve aynı statüde olanların bir klan oluşturarak alt statüdekileri ezmelerini, üst statüdekilerini ise arzu etmelerini gösteren bir tablo olarak da okuyabiliriz bu kitaptaki gökdeleni. 40 kat ve 1000 daire. Bu gökdelenden dışarı çıkmaya pek ihtiyacı yok sakinlerin. Çünkü bu gökdelende eğlence mekanları, çocuklar için alanlar, marketler, bankalar...var. Burası bir şehir, ülke hatta bir dünya artık. Bu dünyada kendine sınırlar biçen ya da alt veya üst kategoridekiler ile aralatına sınır çeken sakinler için bencillikler, çekememezlikler, art niyetler, küçük sabotajlar ve saldırılar var. Tıpkı içşnde zaten yaşadığımız ve zaten var olan diğer her şey gibi. İnsan için hiçbir yer değişkenlik göstermiyor. Ballard var olan yaşam biçimlerimizi göstermek için koca bir dünyayı bşr gökdelene sığdırarak bize distopyayı sunuyor. Biz neysek O'yuz.
GökdelenJ. G. Ballard · Sel Yayıncılık · 2021229 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2021 13. kitabı
Merhaba dostlar Kırk katlı, okul, havuz, market gibi bölümleriyle insanın ihtiyaç duyacağı her şeyi içinde barındıran ve dışarı çıkmadan yaşamına devam etmesine olanak tanıyan bir gökdelen bu. Hatta gökdelenlerden oluşan bir site ama şimdilik sadece bir tanesi tamamlanmış ve bin dairenin tamamı dolmuş, yaşam başlamış. Başlarda teknolojinin, uygarlığın nimetlerinden faydalanan herkes memnun. Fakat giderek bir alt-üst çatışması/kıskançlığı başlıyor. Ve işler akla hayale gelmeyecek noktalara ulaşıyor. Kitabın türü bilimkurgusal distopya olarak geçiyor. Yeni akım bilimkurgu deniyormuş, yani uzay gemilerini, gezegenleri değil insanı ele alıyor. Sadece belli şeylere odaklanıp robot gibi yaşayan insanları anlatıyor ve betonlaşmayı eleştiriyor. Yazar modern insanın günün birinde tekrar özüne, ilkelliğe döneceğini düşünüyormuş. Çözümü doğada aramayan bir insan doğal olarak insan olduğunu da unutmuştur, demiş. Hepsi iyi, güzel ama kitabı çok sevdiğimi söyleyemem. Sevmedim de diyemem. Bir alıntı bırakıp kaçabilirim "Bu insanlar yirminci yüzyıl sonunda ortaya çıkan yeni bir hayat tarzında ustalaşan ilk kişilerdi. Tanışlarının hızla azalması, başkalarıyla ilişki kurmamak ve tamamen kendi ayaklarının üzerinde durmak, hiçbir şeye muhtaç olmadıklarından asla hayal kırıklığına uğramamak onlara iyi geliyordu." Sevgiyle kalın
GökdelenJ. G. Ballard · Sel Yayıncılık · 2021229 okunma
10/10
·168 syf.··
2021 12. kitabı
Postmodern dönem insanının yalnızlaşmasına bir örnek teşkil ediyor, insan topraktan gelen varlık, toprak anneyle haliyle güvenle de içiçe bir yapıdır. Yükselen gökdelenlerde insan özündeki sevgiden, saygıdan, ruhtan uzaklaşıyor. Göğe ulaşma isteği köklerinden koparıyor da farkında değil bu sürüklenmenin.
Roman
GökdelenJ. G. Ballard · Sel Yayıncılık · 2021229 okunma
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2016 139. kitabı
Modern yaşamın ve modern insanın içindeki ilkelliği gören ve bir gökdelende ortaya çıkabilecek sorunları şok edici bir üslupla kaleme alan yazar, üpertirken düşündürüyor. Distopya da olsa, "neden olmasın? " dedirtiyor. Romanda asla unutulmayacak bazı sahneler var ki, artık gördüğüm her gökdelenden, izlediğim her rezidans reklamından tedirgin oluyorum.
GökdelenJ. G. Ballard · Sel Yayıncılık · 2021229 okunma

Yazar Hakkında

J. G. BallardYazar · 19 kitap
James Graham Ballard (15 Kasım 1930 - 19 Nisan 2009) Şanghay'da doğan İngiliz asıllı bilimkurgu yazarıdır. Bilimkurgu edebiyatta teknoloji tapınmacılığına karşı çıkan Yeni Dalga'nın seçkin temsilcilerindendir. Ballard ve ailesi Pearl Harbour baskınından sonra diğer yabancılarla birlikte bir sivil tutsak kampına gönderildi. 1942 yazından savaşın bitimine kadar burada kaldılar. Ballard, tutsak kampında yaşadıklarını temel alarak 1984'te Güneş İmparatorluğu (Empire of the Sun) adlı kurmaca kitabını yazdı. Bu kitap daha sonra Steven Spielberg tarafından beyazperdeye uyarlandı. Bilim ve teknolojiye karşıt tutumunun şekillenmesinde, bu dönemdeki tutsaklar kampı, savaşın meydana getirdiği yıkım ve felâket gibi dramatik tecrübelerin büyük etkisi olduğu düşünülür. Özellikle atom bombasının meydana getirdiği fâcia, Ballard'ın eserlerinde kıyamete özgü felâketlerle imgesini bulur. 1946'da İngiltere'ye yerleşen Ballard, 1949'da psikiyatri okumak amacıyla Cambridge'de üniversiteye gitti. Üniversitede ruhtahlili (psikanaliz) ve gerçeküstücülükten etkilenerek yazdığı öncü kurmaca hikâyelerle yazarlığı da bir meslek olarak düşünmeye başladı. İki yıllık üniversite yaşantısından sonra Kanada'ya giderek Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne (RAF) katıldı. 1954'te Hava Kuvvetleri'ni bırakarak İngiltere'ye döndü ve bir yıl sonra evlendi. 1956'da üç çocuğundan ilki doğdu ve aynı yıl Prima Belladonna adlı ilk öyküsü Science Fantasy dergisinde yayımlandı. 1962'deki ilk romanına (The Drowned World) kadar öykülerle bu dergide adından söz ettirdi. Bu romanın diğer kıyamet sonrası kurmacalardan farkı başkarakterin, buzulların erimesiyle oluşan felâketi ve kargaşayı hoş karşılayan biri olmasıdır. Ardından yazdığı kitaplarla bu alanda kendini kanıtlayıp tam-zamanlı bir yazar olarak hayatına devam etmiştir. En çok konuşulan romanlarından biri olan Çarpışma'da (Crash) cinsel arzular ve teknoloji harikası arabalar arasında ilişki kurarak olay yarattı. Bu kitap aynı adla 1996'da David Cronenberg tarafından sinemaya uyarlandı ve müstehcenlik uyarısıyla sansür tartışmalarına sebep oldu. Bu tartışmaların ardından film sansüre uğramadan gösterime girdi ve Cannes Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü'nü kazandı. Ballard bilimkurgunun teknoloji merkezli konulara bağlılığını teknoloji tapınmacılığı ve basmakalıpçılık diye eleştirip, uzay ve zaman yolculuklarını "iç uzaylardaki yolculuklar"la yer değiştirdi ve "asıl yabancı gezegen dünyamızdır" dedi. Ayrıca bilimkurgunun 20. yüzyılın esas edebî geleneği olduğunu ve bilimkurgunun görevinin reklamlar, imajlar gibi içinde yaşadığımız çeşitli kurgular arasından gerçekliği yakalamak olduğunu ve geleceğin bugünü anlamak için geçmişten daha iyi bir anahtar olduğunu söyledi. Eserleri Ayrıntı Yayınları tarafından Türkçeye kazandırılmaktadır. Uzun süre prostat kanseri ile mücadele eden James Graham Ballard, 19 Nisan 2009'da 78 yaşında, Londra'da öldü.